content Güney Marmara Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
25 Ara

Artık Sıra Millet Olarak Bizde…

Mutlu ve huzurlu bir bayramı geride bıraktık...

Bir önceki Ramazan Bayramı’nda millet olarak üzüldük, kahrettik, yas tuttuk.

Kahpeler, 13 vatan evladımızı, kahraman Mehmetçiğimizi, hain bir pusunun ardından şehit etmişlerdi.

13 Mehmetçiğimizi şehit edenler, bayramı da bu millete zehir etmişti doğal olarak.

Ama gördük ki, bu kez Türk Silahlı Kuvvetleri, aynı cevabı onlara verdi.

Bayram öncesi başlayan harekat, bayram boyunca da devam etti.

Bayramın zehir olma sırası bu kez kahpe terör örgütündeydi.

Kandil dağının bombalanması, milletin de moralini yerine getirirken, karşılık veremediğimiz için her türlü suçlamalar birbiri peşi sıra uçuşuyordu.

Belki, bu bir anlamda milletin de gazını almaya yönelik bir operasyon olarak değerlendirilebilir ve herhangi bir amacının olmadığı düşüncesi verebilirdi, fakat sonuçta en azından barınaklarının bir daha kullanılamayacak duruma dönüştürülmesi bile bir darbe olarak kabul edilebilinirdi.

Operasyonun toz bulutları dağıldıkça, verilen zarar ve ziyanın, darbenin ötesinde terör örgütünün belini kırabilecek bir yapıda olduğu da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Önümüzdeki günlerde daha da belirginleşecek tabii ki.

Gizli kapılar ardından mutlaka kimbilir ne pazarlıklar yapıldı, ne taahhütler verilip, karşılığında ne bilgiler alındı, bilmiyoruz.

Bunlar da zaman içerisinde ortaya çıkacak.

Kârda mıyız, zararda mıyız hesabı tüm detaylar belirginleşince yapılacak.

Yalnız şu var ki, en azından “Bir şey yapamayız!” psikozundan kurtulduk.

Gerçekten, halk arasında, kahve sohbetlerinde, ev ziyaretlerinde konuşulan bu karamsarlık, şimdilik dağılmış görünüyor.

Hatta, hükümetin bu çekimserliği nedeniyle karşı atağa geçemeyen TSK’nın bu durgunluğu karşısında, PKK’lıların olası bombalama operasyonlarını tii’ye almak için “Korunaklarımızda saz çalarak bitmesini bekleriz” sözleri de, heveslerini kursaklarında bıraktı.

Artık çalmayı düşündükleri sazların saplarını bir taraflarından çıkarmaya çalışıyorlardır herhalde.

O da çıkarabilecek güçleri kaldıysa...

Büyük çoğunluğu şehirlerdeki yandaşlarının arasına karışırken, bir daha dönme durumlarını da gözden geçirecekleri muhakkak.

Dönmeyi düşünenler de, hayatta kalma ile ölme arasında kesin bir tercih yapacaklardır kuşkusuz. Özellikle ölme olasılığını yüzde 90’larda tutarak...

TSK’nın, bir bayram hediyesi olarak Türk Milletine sunduğu bu operasyon çifte bayram yapmamızı sağlarken, doğaldır ki terör örgütü ile birlikte yandaşlarının da bayramını zehir etti. Etti etmesine de, üstüne üstlük bir de yas tuttular.

Baksanıza, kayıtsız şartsız PKK destekçisi olduklarını her fırsatta dile getiren DTP’liler, öldürülen millet düşmanı teröristler için yas tutacaklarını ve bunun için de bayramlaşma törenlerine katılmayacaklarını bile açıkladılar.

Satılık deseniz zaten belli!.. Bu olsa olsa kansızlık olur ancak.

Sen bu milletin evladını kalleş pusularla şehit edenlere sahip çıkıp, bu milletin varlığını, birliğini, dirliğini ve her türlü değerini yok etmeye and içmiş kahpelere bu kadar sahip çıkıp, onlar için yas tutacağını açıklıyorsun, sonra da “Biz kardeşlik ve dostluk için meclisteyiz” diye hamaset yapıyorsun.

Ya sen çok salaksın, ya da karşındakini salak yerine koyuyorsun. Bunun başka bir izah tarzının olacağını hiç sanmıyorum.

Senin bu sözlerine de ancak senin gibiler inanır.

Asıl, bizim için yani Türk Milleti için birlik ve beraberlik içerisinde dayanışmanın gerektirdiği yükümlülükler başlıyor.

Bakın, son zamanlarda özellikle büyük şehirlerde bombalama eylemlerine yönelik hareketler ve otomobillere karşı kundaklama eylemleri yapıyorlar.

Yüzlerini maskeleyen onlarca terör örgütü yandaşı bir anda ortaya çıkıp, ellerindeki molotof kokteyllerini masum insanların üzerine, esnafın dükkanlarına, vatandaşların dişinden tırnağından arttırarak aldığı otomobillere atarak, ortalığı yangın yerine çevirmeyi amaçlıyor.

Yaptıklarının tek bir amacı var, millet üzerinde korku ve panik yaratmak.

İşte, burada bize görev düşüyor.

Onların bu eylemleri karşısında sessiz kalmamak.

En azından tükürüklerle boğmak.

Bunu da yapacak durumdayız herhalde...

Bakın, kanıbozuk adam, aynı anda binlerce insanın hareket halinde olduğu bir metro istasyo-nunu bombalayıp, belkide yüzlerce insanın canını almayı düşünüyordu.

Bugüne kadar hiç bir zaman erkekçe bir eylem içerisinde bulunamayan bu kahpelerden başka ne beklenirdi ki?..

Dağda aynı kalleşlik, şehirde de aynı kalleşlik.

Demek ki, genlerine işlemiş bir kalleşlik sendromu içerisindeler.

Bugüne kadar ya İngilizlerin, ya Fransızların, ya da şimdiki gibi Amerikalıların kuklası oldular, onların sözleri ve aldatmacalarıyla hareket ettiler. Birliği ve dirliği bozmak için kalleşliklerini ortaya bir kez daha koydular.

Neden?

Beklenti ne?

Hedeflenen ne?

Kendileri de biliyorsa ne olayım!..

Birileri onlara “siz şöylesiniz... siz böylesiniz...” diyerek gaz veriyor, onlar da gerçek sanıyor. O kadar...

Yok efendim kendi ana dillerinde eğitim alacaklarmış, televizyon yayınları olacakmış, falanmış, filanmış...

Gidin bakın bakalım, özellikle İstanbul’un Aksaray ve Laleli semtlerinde resmi dil ne olmuş!..

Türkçe konuşan birini görürseniz, neredeyse garipsiyorsunuz!..

Kullanılan iki dil var, çoğunlukla Kürtçe, azınlıkta olarak da Rusça...

Mübalağa ettiğimi düşünüyorsunuz değil mi?

İstanbul’a yolu düşenler, Laleli’nin ve Aksaray’ın sokaklarını dolaşsın. Deri ve tekstil mağazalarına dönüşen dükkanların önünden bir geçsinler de görsünler bakalım mübalağa mı ediyorum...

Söylemeye dilim varmıyor, ama oralar adeta küçük birer kürdistana dönüşmüş...

Eğer resmiyet, herhangi bir belgeye yazılacak iki satır kelam ise adamlar bunu zaten çoktan aşmışlar.

Korkarım, yarın bir gün azınlıkta kalıp da, bu kez Türkçe konuşma özgürlüğü isteyen taraf biz olacağız.

Allah bu günleri göstermesin tabii ki...

Ama bu günleri görmemek için de, bizlerin aklımızı başımıza alması gerekiyor. Yoksa...

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank