content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

17 Haz

Allah Torpil Yapar mı?

Vaktiyle… Bir arkadaşımın vefat eden annesini mezarlıkta toprağa verirken… Okunan Kuran’dan sonra… Hoca okunan duayı bütün gelmiş geçmiş evliyalara-enbiyalara… Memleketin kurucularına… Mezarlıkta olan mevtalara… Cenazeye gelenlerin rahmetlik olmuş akrabalarına bağışladıktan sonra…
Yanındakinin kulağına eğildi… Rahmete giden kimdi? Diye sordu.
Yanındakinden gereken bilgiyi aldıktan sonra… “Filanca hanımın da ruhuna bağışladık…
Kabul eyle Allah’ım.” Dedi.
Ben de o an karar verdim… Ben rahmetlik olduktan sonra okunacak Kuranın tümünü kendime bağışlatacağım.
Öyle ya,
Ölen ben… Cenaze masrafları benden… Hocaların iaşesi benden… Elbette duanın çoğu benim olacak. En sona kalıp kırıntılarla idare etmem mümkün değil…
Siz hiç kazandığının çoğunu fakir-fukaraya dağıtan ümmet-i İslam gördünüz mü?
Geçen gün Face’de gördüm… Şehit cenazesinde Atatürk’ün adını anmayan hoca protesto edilmiş.
Galiba bundan etkilenilmiş olunacak ki… Başka bir şehit cenazesinde hoca “memleketin kurtarıcısı Atatürk ve arkadaşlarının ruhuna bağışladık… Kabul eyle Allah’ım…” Deyince bir alkış tufanıdır koptu.
Bu anların videosu Atatürkçüleri öyle mest etmiş olacak ki… Face’de nerede ise yayınlanma rekoru kırdı.
Bu video bana müthiş bir fikir verdi,Ben de memleketimin hocalarına hatır-gönül işi yapsam… Kimine de şöyle çaktırmadan aba altından sopa göstersem…
Acaba cenazelerde benim de adımı anarlar mı?
Bu iş için çok paradan çıkarım… O kesin de… Başka bir tehlike daha var…
Ya hoca içinden… “Siktir edin zibidiyi…” Derse ne olacak?
Bu da bir şey değil… İşin en vahim tarafı… Hocanın açık değil de… Gizli duası kabul olunursa… Gayya kuyusuna gitmem mi?
Onun için önce hocanın dürüstlüğünden emin… Bir de Allah’la arasının nasıl olduğunu bilmem lazım.İşte asıl mesele burada…

Bir arkadaşım anlatmıştı…

Azerbaycan’da hala mevtanın arkasından “ ağlayıcı kadınlar” kiralarlarmış. Kadın cenaze mekândan ayrılana kadar ha bire vara da…
Yoğa da ağlarmış. Öyle ağıtlar yakarmış… Öyle methiyeler düzermiş ki… Zannedersiniz ki adam evliya… Ya da memleketin fukara babası... Gitti millet perişan oldu.
Bir tarihler bir arkadaşım… Diğerine “ mevlidi ona değil falanca hocaya okut… O çok iyi dua yapıyor… Ama biraz paracudur kerata…” Diye ilave etmeyi de unutmamıştı.
Acaba öyle mi yapsam? Hem işi sağlama almış… Her bir icraat gözler önünde olmuş olurdu.
Lakin… Bunun da bir tehlikesi var… Ya bizimkiler mıkırlık eder de… İşi ucuza kapatmaya çalışırlarsa ne olacak?
Hoca… “Bu paraya bu kadar dua…” Derse yandık ya… Bu işin geri dönüşü de yok. Vaktiyle bir komşumuz vardı. Kadının yanındaki beslemesi bir gün hışımla bize geldi.
Anama…”Bıktım bu kadından… Sağlığında rahat vermediği gibi… Öbür tarafa da gidince rahat yüzü  göstermeyecek.”
Rahmetli Anam hayırdır deyince… Kadıncağız… “Ölüm kapısına dayandı ya… Diyor ki… Ben ölünce her Cuma fakirlere yemek verin. Kuran okutun. Her ramazan mukabele yapın. Her akşam fakire-fukaraya iftar sofrası kurun. Her yıl mülkümden şu kadar zekât dağıtın.” Kadın feryat etmesin de ne yapsın?
Rahmetli anam bir gün “ben rahmete gidince bana ne hayır-hasenat yapacaksın” diye bana sorunca…
“Ana hiç kusura bakma mülkünle bu dünyada ne yapacaksan yap… Bana güvenip
de yan gelip yatma.” Demiştim de…”Sen zaten hayırsız çıktın…” Diye peşimden terlik fışıtmıştı.
Ne demiş atalarımız… “Ne verirsen elinle… O gelir seninle.” Siz de öyle yapın… Hazır sağken işinizi sağlama alın. Bu da size Yakup Hoca vaazı… Hem de bedava…

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank