Kırmızı Ayakkabılarım

Hışımla yataktan fırladım. Geç kalmıştım sınava. Alel, acele hazırlanıp otobüs durağına koşarak gittim. Nefes nefese kalmıştım. Buz kesmişti ayaklarım. Otobüs gelmek bilmiyor derken; nihayet gelmişti.

Hışımla yataktan fırladım. Geç kalmıştım sınava. Alel, acele hazırlanıp otobüs durağına koşarak gittim. Nefes nefese kalmıştım. Buz kesmişti ayaklarım. Otobüs gelmek bilmiyor derken; nihayet gelmişti.

Aynanın karşısında donakalmıştı. Bir taraftan gözyaşlarını akıtıyor. Bir taraftan da hayatını sorguluyordu.

O zamanlar elektrik var mıydı? Gaz lambası ile gecelerini aydınlatıyorlardı. Küçücük şirin mi şirin bir köyde gözlerini dünyaya açmıştı. Ailenin üçüncü çocuğuydu. Nur topu gibiydi Adını Cengiz koydu babası. İsmi gibi güçlü, gözü pek olsun diye.

İnsanlık nereye gidiyor? Son zamanlarda bir çoğumuzun kendi kendimize sıkça sorduğumuz sorudan biri haline geldi. Evet insanlık nereye gidiyor? Bir türlü düşünüp de cevabını alamayacağım bir soru olacak diye düşünmeye

Biraz dışarıda dolaşmaya karar vermişti. Nedense akşamüzeri saatlerinde içine sıkıntı giriyordu. Evlerinin bir alt sokağında bulunan parka gidip biraz nefes alayım diye düşündü. Parka geldiğinde yaşlı bir kadın dikkatini çekmişti. Bir banka oturmuş sessizce ağlıyordu.

Dışarısı buz gibi felaket bir yağmur vardı. Muhakkak gitmeliyim diye düşündü içinden. Yoksa içi rahat etmeyecekti. Üzerine bir şeyler giyinip dışarı çıktı. İliklerine kadar işlemişti soğuk. Bir kaç adımda bile her tarafı ıslanmıştı. Koşar
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups