Yitik Parçam Hakkında

Göl Kitap Yayınlarından 10.Mart. 2012 tarihinden itibaren yayınlanmış olan “Yitik Parçam” isimli kitabım ile Roman dünyasına adım atmış bulunuyorum.

Göl Kitap Yayınlarından 10.Mart. 2012 tarihinden itibaren yayınlanmış olan “Yitik Parçam” isimli kitabım ile Roman dünyasına adım atmış bulunuyorum.

“Düşüncelerin iklimine Sükûnet ile girince, soyut somut
ile, eşya tabiat ile, iyiler kötüler ile dans ederdi. Din, dil, ırk, cinsiyet,
milliyet, biz ve ötekiler diye kimlik soranlar yoktu burada…
Kriteri insanlık olan öbür yarımıyla yoklar var oluyor,
varlar anlam buluyordu.. Hırçın dalgalar çekiliyor; şeytanın
dürtüklemesi duruyor; iklim, öfkeden hoşgörüye terfi etmiş oluyordu
bu visal anlarında.”

Ruhumuzun resmidir Sanat ve Edebiyat… Soyuttan somuta geçiş yaparak giriyor insan hayatına İlahi bir lütuf olarak… İnsan, sanata ve edebiyata adım attığında hayran kalıyor kendi ruh resmini seyretmeye. Onunla öyle bir ünsiyet kuruyor ki, bir süre

Yaşadıklarımızı, silemediklerimizi, tecrübelerimizi ve düşüncelerimizi niçin birileriyle paylaşmak isteriz? Buna neden ihtiyaç duyarız? Anlamış değilim…Fakat gönül rahatlığıyla bizi dinlemeye hazır bir dost yüreği buluncaya kadar gün akşam oluyor maalesef…

Sevgi esrarlıdır, efsunludur, tiryakiliktir. Hiçbir yaratık yoktur ki sevgiyi reddetsin. Ona ihtiyaç duymadan, onu aramadan geçen ömür olabilir mi? Kâinat tüm varlığı ile birlikte bir noktaya doğru akıyor. O nokta da sevgi noktasıdır. Yaratanın kendisidir… adıdır.. SEVGİ…

Sıcak ve sevgi…nasıl da bir birine yakışıyorlar değil mi? Biri birinin ruh ikizi sanki!. Birisi güneşten diğeri yürekten alıyor gücünü

NEDİR BAYRAM “Adını bayram koymakla bayrama döner mi günler? Her gönül tanrısından kim bilir ne ister, ne bekler?” Her yıl bayramlar dört gözle beklenir. Gelişi yakınlaşıp, ayak sesleri duyulmaya başlayınca hummalı hazırlıklar yapılır. Millet ve devletçe planlar, projeler geliştirilir bayram tatillerinden azami tat alabilmek için. Neler yapılmaz ki [...]

İçi boşaltılmış, özü alınmış, akıtılmış ama kabuğu mumyalanarak yaşatılmaya çalışılıyor dinimiz…

Bu Çocuklar Var Ya? Hem kadın ve anne, hem de şair ve edebiyatçı olmak her insana nasip olacak bir şey değildir elbette…Nasip ve kısmet meselesi diyerek şükürler ediyorum bu ayrı bir mesele…

Din bir ihtiyaçtır, sosyal toplumun huzuru için..Her an birbirini kırıp geçirme eğiliminde olan insanlara karşı insanların hakkını koruyan ilahi bir düzendir din…

KUZULARIMLA BİR YAZ SERÜVENİ (anı-öykü) Annemle babam, kapı önünden başka yerde oynamamıza izin vermezlerdi. Bizden uzak bir mahallede oturan teyzemin kızıyla oynamak için annemden zorla izin koparmak isteyişimin asıl amacı, giderken yol üzerinde ki kütüphaneden birkaç hikâye kitabı okuyup öyle gitmekti. Okuduğum hikâye kitaplarının kahramanlarıyla öyle bir dost olurdum ki hayal [...]

Havaların ısınmasıyla gezi ve gözlem fırsatlarımız artıyor. Tatile gelen misafirlerimizi gezdirmek amacıyla yola çıkıyoruz. Binbir güzelliğin ayağına dolaşan çalı misali İstanbul’un

AÇLIK HASTALIĞI Söz vardır aklını yitirtir, söz vardır yolunu yitirtir, söz vardır derinden titretir insanı… Bir söz, öyle bir çarpmıştı ki beni; Özlü sözler, büyük kafaların tecrübe imbiğinden damıttığı, keşfettiği hayat yolunun hakiki mihmandarlarıdır bence. İşte beni derinden titreterek üzerinde uzunca düşündüren söz: “Bu dünyada öylesi aç yaşayan insanlar var [...]

Vakar, onur, dürüstlük gibi kavramların yazı ve sohbet dilinde idealize edilerek anlatılmasına karşın; uygulamalarda tam tersi yaşanıyor ne yazık ki. Bu asil kelimeler sadece edebiyat parçalamak için kullanılan kelimeler sanki. Vitrin süsü gibi… Üç kağıtçı, dilbaz, şakşakçı ve bunun gibi karaktere sahip olanların, uygulamada ilgi görmesi, öne çıkarılması acıtıyor insanın içini

ÖZEL OLDUĞUMUZ İÇİN YALNIZIZ Bulutlu havalara benzetiyorum hayatın rengini ve şeklini. Bultların kesin hatları, çizgisi belirgin olmadığı gibi; renginin de süresi ve netliği her an değişebiliyor… Bazen pamuk rengindedir, şekli, şemâli derli topludur. Seyrederken içinde kalırsınız hayranlıktan. Tadı damağınızdayken aniden morarır, kızarır, kararır rengi… Dağılır toplanır, aşağı iner, çıkar; bazen gırtlağınıza yapışır, [...]

Şiir, kelimelerle çizilip boyanan şair ruhunun resmidir. Kendimize şair diyerek; ruhumuzun resmini, Türk şiirinin üç rengiyle çizip boyadık şimdiye kadar… hece, serbest ve aruz ile… Her an değişen dünyamızda gelişen kalemimiz, bu resmi, daha çeşitli renklerle de çizebilmeyi, boyayabilmeyi diliyordu artık… Aruz veznini unutmuş, hece ve serbest şiir kurallarının dışına çıkamamış olan [...]

Ta başından beri “Dünya Kadınlar Günü” sözünden hoşlanmadım. Bu sözün altından inanılmaz bir çifte standart, takiyye, riyakarlık, dalkavukluk kokusu almışımdır hep.
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups