Allah Büyük

Seküler ahlakın bir sonucudur bu günkü çaresizliklerimiz. Böyle bir müddet daha sürecek. Her şeyi maddiyata bağlayan sistem aslında maneviyatı söker alır gider. Zıttıyla var olma prensibi

Seküler ahlakın bir sonucudur bu günkü çaresizliklerimiz. Böyle bir müddet daha sürecek. Her şeyi maddiyata bağlayan sistem aslında maneviyatı söker alır gider. Zıttıyla var olma prensibi

İlaçtan da tesirli türküler… Türkülerimiz… Bazen içimizi fıkır fıkır kaynatan; bazen coşturup seke seke, hop kaldırıp oynatan; bazen diyar diyar, ülke ülke, il il, mevsim mevsim, dağ dağ, deniz deniz, ırmak ırmak dolaştıran, bizi içimizde

Her şeyi bir maddeleştirme yoluna girildi yıllar yıllar önce. Masum bir gayretten ibaret görüldü yıllarca. Lakin çok sinsi ve tehlikeli bir durumdu bu. Bu gün toplumu etkisi altında tutan – bana göre daha ilerleniştir- seküler ahlak anlayışının

Sıcaklara hasret kalmak hele hele biraz gecikirse herkesin diline düşer. Aynı dil, sıcaklar birkaç hafta sürsün tersini terennüm eder ilk söylediklerini yalanlarcasına. O zaman Hoca Nasreddin’in şu veciz sözü aklımıza

Bir gönül meselesidir büyük düşünmek. Düşünce deyince her ne kadar aklımıza ilk olarak akıl geliyor olsa da. Gönüllerin bir ve beraber olmasından daha büyük bir kuvvet olmadığını gördüm, Dante gibi ortasına geldiğim

Gülmek, en erdemli davranışlardan biridir, kanaatimce. İnsanların gülmeleri, normal bir insanı her zaman mutlu eder. Toplumlar bazen sıkıntılı bir süreçten geçebilir. Bu, manevi bir sıkıntı da olabilir, maddi bir sıkıntı da

Dedikodu üretmek zamanla kaos yaratır çünkü bu kompleksin içinde, yalan vardır, samimiyetsizlik vardır, hinlik vardır, alçaklık vardır, menfaat vardır, şereften yoksun olmak vardır, iftira vardır, kayırmacılık vardır,

Bazen, bütün neşenizi gizli bir elin alıp götürdüğünü düşünürsünüz. Gizli eller çoğaldıkça, götürülen neşelerinizden bir esir kampı bile kurabilirler. O kamplarda, nasıl yaşar neşeniz? Ne yer ne içer? Bunu, bir taze anne şefkatiyle

Karamsar olmamalı insan. Hele hele vasfı müslümansa. Belki eksik olacak vasfı demem. Doğru olan “vasfı” kelimesi ile “aslı” kelimesini değiştirmek. Şükürler olsun ki hem kelimelerle hem de insanlarla aram iyi.

Kayıtsız ve şartsız millete verilmiştir egemenlik. İtirazımız yoktur ve olamaz da. Üzerine düşünceler üretmekten geri kalamıyor fikrim. ” Fikrimin ince gülü” nevinden bir duruşu da müstesna kılıveriyor birden bire.
Merhabaların bile sınırlı bir zaman zarfında tasarrufla kullanıldığı bir seçimin çoktan biten şevkindeyiz.

Sıkıntıların, insanı olgunlaştırdığı ve insan-ı kamil olma noktasında bir merhale kat ettirdiği düşüncesi hem yaşayan kültürümüzde hem de tasavvufta önemli bir yer tutmuştur. İnsanın, mercekle büyütülmüş hali olan devlet için de bu böyledir kanaatini taşıyorum. Ciddi sıkıntıları, birlik ve beraberlikle aşan insanın büyütülmüş hali devlet, devlet-i kâmil olma noktasında çok mesafeler

İstiklal Marşımızdaki sözün kudreti göğe yükselir. Teşbihte hata olmaz, İstiklal Marşımızdaki kelimeler adeta anlam miracına yükselmiştir. Bağımsızlığın ‘Türk’ için en vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak başlar İstiklal Marşımız. Adeta iki bin yıllık geçmişin bir canlı, kelimelerden mülhem tablosudur.

Ümidin kırıldığı anlar vardır. Fay hatları gibi. Endişeye sevkeden. Fakat böyle durumlarda iradeyi daha da perçinlemek gerekir. Fay hatlarının korkusunu çekmektense önlem almak gibi. Deprem öldürmez, ihmal öldürür düsturunda olduğu gibi.
Önlemler almak ümidi kamçılar. Önlemler almak özgüveni tesis

“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?
Ey gurbet, ey gurubu ufuklarda bitmeyen.”
Gurubu ufuklarda bitmeyen ve gitmeyenlerin algılayamadığı anlayamadığı gurbet. Her insan İslam fıtratı üzerine yaratılır. Asli unsur budur. Bu fıtrattan uzaklaşanlar da gurbete düşmüş olabilirler mi? Belki sürrealist üstad Salvador Dali yaşasaydı sorardık. Metafizik konuların erbabı bir âlim de olurdu bize cevap için karşımızda. [...]
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups & KILIC