content Güney Marmara Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
24 Ağu

Merdi Kıpti Secaat Arzederken!..

Sadece Bandırma’nın değil, Balıkesir’in hiç değil, Türkiye’nin gazetecilik mesleği alanında tartışmasız duayeni, usta gazeteci, araştırması ve soruşturmacı yazarı, ünlüsü ve de meşhuru, üstad-ı azamı, yine bana bir takım dokundurmalarda bulunmuş.

Bugüne kadar, hiçbir zaman bana yönelik bir takım saldırılar olmadıkça, hiçbir meslektaşım hakkında yazı yazmadım. Buna çok büyük özen gösterdim.

Ancak, bir susuyorsunuz, iki susuyorsunuz ve artık neticede siz de etten, kemikten ve sinirden oluşmuş bir canlı olduğunuz için hakkınızda yapılan karalamalara ve iftiralara bir cevap vermek zorunda kalıyorsunuz.

Aynen şimdi olduğu gibi.

Biliyorsunuz, iki hafta önce yine böyle bir asılsız karalama yüzünden, kentimizdeki bir gazeteci şahsa cevap vermiştim. Sonra da kendisi bana karşı cevap verirken, yazılarımı okumadığını iddia etmişti.

Okunmayan yazıya nasıl cevap verilir, onun da sırrını bir öğretirse, kendisinden en azından mesleki açıdan bir nebze yararlanmış olurum, sanırım.

İşte bu malum şahıs, ki artık ismini verip de reklamını da yapmak istemiyorum, bundan böyle kendisinden malum şahıs olarak bahsetmeyi daha uygun görüyorum. Nasıl olsa, anlayan anlar...

Malum şahıs, yine kaleme aldığı köşesinden, bana yönelik yalanlarını sıralarken, bir yerinde Bandırma Belediye eski Başkanı Halil Ünlü’ye yönelik birçok eleştiri yazıları yazdığını, ama bu yazıları öylesine gazetecilik ilkelerine ve ahlakına uygun bir üslupla yazdığını dile getirerek, bir kez bile Ünlü tarafından mahkemeye verilmediğini iftiharla söylüyor. Hatta ve hatta bırakın mahkemeye verilmeyi, sözlü olarak bile en küçük bir sitemde bulunmadığını vurguluyor

Bunu söylerken de, yine Halil Ünlü’nün bazı gazetecileri yazılarından dolayı mahkemeye verdiğine de işaret ediyor.

Tabii o “bazı gazeteciler” de ben oluyorum. Çünkü, Sayın Ünlü benden başka hiçbir gazeteciyi mahkemeye vermedi, bildiğim kadarıyla.

Şimdi, malum şahsa o dönemde yazdığı eleştiri yazılarını bir kez daha lütfedip, kamuoyunun önüne sermesini rica ediyorum. Görelim bakalım, nasıl bir eleştiri yazısıymış!.. Yoksa, eleştiri yazısıyla methiye yazısını karıştırır mı oldu!..

Allah’tan o dönemde biz de buralardaydık da, yazılan yazıları okuyorduk.

Eleştiri yazısı olarak, Halil Ünlü’nün icraatlerini eleştirdiği, yaptıklarının yanlış olduğunu dile getirdiği bir yazısını ben hatırlamıyorum.

Belki benim unutkanlığım olabilir. Ama dediğim gibi o methiyeleri, pardon o eleştirileri bir ortaya serse de şöyle hafızamızı bir tazelesek. Nasıl olur.

Ya ben eleştirinin ne olduğunu bilmiyorum, ya da malum şahıs.

Gazetecilik, etliye sütlüye dokunmadan, kuşların ötüşüne, ağaçların çiçeğe duruşuna, yemyeşil tarlaların gelincikler açmasıyla yapılacak bir meslek değil.

Yeri geldiğinde, hakarete varmadan, insan onur ve haysiyetine dokunmadan en ağır eleştiriyi yapacaksın.

Bu eleştirileri yaparken de belgeye ve bilgiye dayanacaksın.

Ben o dönemde de bu dönemde de bunları yaptım. Yapacağım da.

Belge olmadan da, iddialarla yola çıkmam.

Evet, Sayın Ünlü beni defalarca mahkemeye verdi. O dönemi hatırlayanlar, daha sonraki Başkan Cemal Öztaylan’ın belediye meclis kürsüsünden dile getirdiklerini de hatırlasın lütfen. Kamuoyunda çalkalanan bir çok suiistimali ben dile getiriyordum. Onları yazıyordum, Yapılanları eleştiriyordum.

Garip gurabanın, işe girebilmek için kimlere ne avantalar verdiğini, ya da Bandırma’da bir minibüs hattı alabilmek için kimlere ne rüşvetler verildiğini belirtiyordum. Bunlar için verildim ben mahkemelere...

Sonra ne oldu. Hangisinden bir tek ceza aldım?

Hiç birinden... Evet hiç birinden...

Halil Ünlü’nün açtığı tüm davalardan beraat ettim.

Eğer, suçlu olsaydım, beraat edebilir miydim?

Ya da, yazdıklarım yalansa, daha sonra defalarca Cemal Öztaylan tarafından gündeme getirilir miydi?

Eee, sayın malum şahıs, bırakın seni mahkemeye vermesini, şu sözlü olarak bile sitemde bulunmadığı eleştirilerin neydi senin?

Senin bunları yazmaya yüreğin yetmez, yüreğin...

Kaldı ki, sen demiyor muydun “Patron kimsenin aleyhine yazı yazmamı istemiyor. O yüzden ben de yazamıyorum” diyen... Hangi eleştiriden bahsediyorsun sen? Bana göstersene şöyle dişe dokunan bir yazını, hop oturtup hop kaldıracak eleştirini? Varsa...

Ayrıca, bu malum şahıs, bir tutturmuş, gazeteci çok iyi Türkçe bilmelidir, Türkçe’yi çok iyi kullanmalıdır.

Tabii ki, en doğrusu da bu.

Haa bir de kendisinin asıl mesleği Türkçe öğretmenliği ya!.. Sürekli onu hatırlatıp, yan meslek olarak yaptığı gazetecilikte, ne kadar doğru Türkçe kullandığını vurgulayacak.

Bunu yaparken de, yerel basın mensupları arasında Türkçe’yi doğru dürüst kullanmasını bilmeyenlere işaret edip, bazı haberlerde ve yazılarda (ki, sanırım bunlar köşe yazılarında oluyor) “şefkat” yerine “şevkat”, “mefta” yerine “mevta”, “mütevazı” yerine “mütevazi” yazılmasına çok şaşırıyormuş...

Bir de, bu malum şahıs Nail Güreli’den bahisle, sürekli elinin altında imla klavuzu bulundurmakla övünüyor. Ne yaparsınız, insan teknoloji özürlü olunca (ki, bu bizzat kendi itirafıdır) bilgisayar nedir, internet ne işe yarar gibi gelişmelerden bihaber oluyor.

İşte, ben de sürekli elimin altında bulunan internet ortamında www.tdk.gov.tr sitesinden güncel Türkçe sözlük bölümüne girip, “mefta” yazdım... Anlamına bakacağım da!.. Allah Allah... Böyle bir kelime bulunamamıştır diye karşılık verdi...

Bu sefer “mevta” yazdım, karşılık olarak “ölü, ölmüş kimse” diye cevap verdi.

Yani bizim anlı şanlı Türkçe öğretmeni kökenli gazeteci arkadaşımız, bütün gazetecilerin Türkçeyi doğru kullanmak mecburiyeti var derken, bizzat kendisi yanlış kelimelerin kullanılması için öneride bulunuyor. Hatta doğru kelimeyi kullanana da şaşırdığını itiraf ediyor.

Allah bir insanı şaşırmasın... Sonra ne derler;

“Merdi kıpti secaat arzederken, sirkatin söyler!..”

Aynı senin gibi... Değil mi?

Ayıyı döven ayılar!..

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank