yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

24 Oca

Irak Türklerinin Geçmişiyle, Geleceği, ve Türkiye

Türkleri uzun yıllardan beri, bu topraklar

kendi toprakları olmakla, öz Türkçe, Azerbaycan Türk’çesine yakın temiz, arı bir dil konuşmaktadırlar.

Yazı dilleri Türkiye Türkçesiyledir, uzun yıllardan beri her bir türlü yapıt, eserleri öz Türkçedir, Türkçülük kokusuyla milli duygularla canlanmaktadır, şarkı, türküleri, gelenek, görenekleri, floklar, ezgileri, atasözleri, masalları, şairleri, edebiyat, kültürleri Türk dünyasıyla, Türkiye anayurt sevgisiyle, aşkıyla, coşarak süslü, süslü milli mücadelesini yansıtmaktadır.

Irak Türkleri
Irak’ta petrollerin çıkışından sonra, Mezopotamya bölgesinde dengeler değişmekle, petrol savaşları Türkmeneli bölgelerinde Kerkük, Musul’u kapsamakla, Osmanlı İmparatorluğundan sonra, bu bölgeler İngilizlerin egemenliği altına alınmıştır, Batı dünyaları, artık gözlerini bizim Türkmeneline, Kerkük’e koymuştur.

Çünkü bu bölgeler varlı, zengin Türk bölgeleri olarak, Petrolün yanında Ortadoğucun verimli zengin toprağıyla bir tahıl ambarı sayılmaktadır.

Irak topraklarına devredilen Kerkük, Musul, Türkmen bölgeleri günümüzde, ABD’nin önde gelenekte olan bircik ilkelerinden sayılmaktadır.
Bugünün gündeminde kamuoyunun de değer kazanmaktadır.

Kerkük, Musul bölgelerimiz, önemli bir coğrafyanın tartışma, inceleme konusu olmuştur, artık gözler bu topraklarda, ister Arap, ister Kürtler, Avrupa, Ortadoğu devletlerin zenginliğinden dolayı günlük konusu olmuştur.

Irak Türklerinin Türkmeneli bölgesi zengin, varlı petrol kaynaklarından dolayı, sömürgeci ve emperyalist devletlerin dikkatini çekerek, bu bölgelere , bu topraklara gözler dikilmiştir.

Böylece her gün baskı, saldırılarla, göçe zorlamak, acı, işkence, sindirme politikayla uzaklaştırılmakla Türkler yok olmakla, türlü asimilasyon politikasına maruz kalmaktadırlar.

6000 Yıldan fazla Türk milleti, bu topraklara hâkim olarak, bu bölgelerde, büyük devletler kurmuşlardır.
Bu topraklara, bu bölgelere Irak Türkleri tarihten önce, Sümerler Türk bir varlığı olmasına rağmen, Türkmenlerin tarih öncesi bu topraklara yerleşmesiyle, Irak’ın önde gelen tek unsuru sayılarak, sayılmaktadır.

Irak Türklerinin, Irak’a yerleşmesi, varlığını kurarak, biricik millet olarak tarih yazmıştır, biz Türkler dünyanın her yerinde adıyla, şanıyla büyüklüğüyle  devletler kuran bir millet olarak kendi topraklarına yerleşmişlerdir, ve Türklerin bu topraklarda yaşamaları, varlıkları, uygarlıkları, edebiyat, sanat, kültürleri daha önceden, büyük bir tarih kanıtıdır.

Bununla tarihin sayfalarında Kerkük, Musul, Erbil ve Türkmeneli bölgesinin, önceden savaş kahramanı, yiğitliğiyle, Türklük tarihine çok önemli bir yerinin olduğunu belgelerle göstermiştir.

Irak Türkleri, tarihi, edebiyat, kültürü, sanatı gelenek, görenekleri ile sağlam bir alt yapıya sahip olarak, büyük devletler kuran bir millettir.

Bu büyük Türk devletlerle, tüm Türkmeneli, Türklerin hâkimiyeti altında uzun yıllar kalarak, Türklerin toprakları olan bu bölgelerimiz, başka milletler hiçbir zaman bu topraklara sahip olmamışlardır.
Bu topraklar
Kerkük, Musul, Erbil tüm Türkmeneli topraklarımız, Türklerinin toprakları olarak, hiçbir zaman demografisi, değişmedi değişmeyecektir.

Türklerin atılgan, yiğitliğiyle kurulan Bu devletlerden, büyük Türk devleti Selçuklu devletidir ve Osmanlı İmparatorluğunu saymak gerekmektedir.

Osmanlı imparatorluğu döneminde, petrolün ortaya çıkışı, Türkmenelini Kerkük, Musul bölgesi, coğrafik önem taşarak, ekonomik tarafından ilerlemiştir, ve gözler buraya dikilerek, birçok devletler tarafından bu Türk bölgelere önem verilmekle, birçok aileler öteki köylerden akın ederek, baskıyla bu verimli topraklarımızı işgal etmeye tarih boyunca başlamışlardır, ve hala bu işgal emperyalist, Amerika, Kürtler tarafından devam etmektedir.

Irak emperyalist, İngiltere tarafından, işgal edilerek, Türkler o dönemden varlıkları kayıp olarak baskılara maruz kalarak, acı, baskı dolu günler yaşamları başlamıştır.

Öte yandan İngiltere bu bölgeden ayrılırken, Türkler kendi toprakların sahipleri olmuşlardır, ondan sonra diktatörlerin dönemli Arapçılık politikası ön planda olmuştur.

Ve sonradan 21 yılında Irak devleti, kurularak Kerkük, Musul Türkmeneli toprakları Irak devletine verilmiştir.
Kerkük, Musul ve tüm Türkmeneli Anavatan Türkiye’den koparılmasından sonra, öz be öz Irak Türkleri sayıları dört milyona yakın olmakla, günümüzde, eskiden olduğu gibi her türlü zulüm, işkence baskıya sürekli soykırıma, katliamlara maruz kalarak, onlara karşı asimilasyon politikası haklarında uygulamaya koyulmuştur.

Artık Irak devleti, başına gelen hükümetler, iktidarlar, diktatörler, Irak Türklerine hiçbir haklar tanımadan, sürekli olarak, onlara baskı sürdürmekle, Irak’taki Türklere her türlü insan hakları ihlalleri yapılmıştır.
ve halada dönem farklı olursa da dehada sistematik olarak yapılmaktadır.

Kerkük, Musul bölgesi, daha önceden, dünyanın en önemli, petrol madenlerinin geliştiği yeraltı, zengin kaynaklarına sahip olmakla,
Musul, Kerkük ve Türkmeneli toprakları olan, bu bölgeler Osmanlı devletinden koparılmakla, düşmanlar çalışarak, milletimizi tüm engellere, baskı zulümlere rağmen, milli mücadelesinden uzaklaştırmakla sinsi planları ile eritmekle, yok saymakla ortadan kaldırmak için tüm yolları denemektedirler.

Bu acı, baskılara rağmen Irak Türkleri, sağduyulu olarak, Irak devletine sadık kalmışlardır. Kendi ana topraklarını bırakmadan, Irak devletinin yönetimi altında, yaşamayı isteyerek, sürekli olarak, mücadeleye girişerek, bir karış yerlerini düşmanlara vermeden, sevmişlerdir, savunmuşlardır, korumuşlardır.

Kerkük, Musul, Türkmenelimiz Türkiye Cumhuriyetinin yakın bir tarihinde, önemli bir dönüm noktası olmaktaydı, ihmaller nedeniyle ve politika üretememenin kurbanları olmuşlardır.

Artık Musul, Kerkük, Erbil tüm bölgelerimiz Türklüğün simgesi olarak, anavatana ayrılık çekmeye özüncü duruma, neden olmuştur.

Kerkük, Türk bölgelerimiz Türkmenelinin kanlı bağrında, derin bir yara olarak, sızlayarak kanamaktadır.

Kerkük’ün, Musul’un, Erbil’in ve öteki Türkmeneli bölgelerin hakkında binlerce Türklüğü ile ilgili belgeler bulunmaktadır, ve hiçbir zaman başka milletlerin yurdu meskeni olamadı buralarda atabeylerimiz, büyük Türk bölgeleri kurulmuştur önemli şahsiyatlar, yazarlar, bilginler, siyasetçiler, şairler ses
Sanatkârları yetişerek, tarihin parlak sayfasına karışarak yazılmışlardı, bu bölgelerde hiçbir milletin hakkı olmadan, hakkı olmayacaktır.

Irak Türkleri, dünya Türklerinin Türkiye’ye, Türk ırkına, Türk toprak Ay yıldız bayrağına, suyuna, taşına ırmağına, tüm Türk dünyasına, gönülden tüm duygularıyla, Türklükleriyle, Türk Turan Ülkücülük ilkeleriyle, içten bağlıdırlar.

Irak Türkleri, Kerkük, Erbil, Musul, Bağdat, Diyala, Vasit, şehirlerimizle Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Kifri, Telafer, Değirmenci (Afgani) Reşidi ya, Selami’ye, Şahreban, Hanekın, Aziziye,  Ömer mandan, Altunköprü, Kümbetler, Mendili, Kızıl yar, Kazaniya, Bulava, yengice, Türkalan gibi ilçelerimiz ayrıca tüm Türkmen köylerimizin yoğun olarak Dahuk, Zaho ve Irak’ın batı, doğuşunda, güneyinde Türkler yaşamaktadırlar.

Irak Türklerinin çoğunluğu okuryazar tahsillidir, çiftçi ve köylüsü da vardır, ayrıca birçok köylerimizde büyük Türkmen oymak aşiretlerimiz milli Türk varlıklarına gönülden bağlı olarak davalarını savunmaktadırlar.

Irak Türkleri, yalnız Irak’ta değil, dünyanın her yerinde ve Arap ülkelerinde, tanılara, din, Edebiyat, sanat, folklor, kültür alanında, birçok şahsiyetler yetirmişlerdir.

Irak Türklerinin sayımı, 4 milyona yakın olmakla, bu nüfusun yarısı Dört Türk şehri Kerkük, Musul, Erbil, Diyala şehirlerinde yaşamaktadırlar.
Ayrıca öteki yarısı de diğer Irak’ın Arap şehirlerine dağılmışlardır.

Saddam rejiminin Araplaştırma politikası ne kadar Türkmen aşiretlerini Arap yazmış olursa da kimliklerine bağlı kalmaktadırlar.

14 Temmuz 1959 yılında, Kerkük katliamından sonra, birçok Irak Türkleri Bağdat, güney ve Irak’ın birçok yerlerine zorlukla uzaklaştırılarak yerleşmişlerdir.

Kimsesiz kalan Irak Türkleri, yıllar boyu, sahabesiz, kimsesiz kalarak, hiçbir zaman devlete karşı, isyan etmeden, silahlı hiçbir eylemde bulunmamışlardır.

Saddam rejimi Irak Türklerine, yaşam hakkı, ana haklar, siyasal, kültürel haklar tanımayarak, tüm düşmanlar tarafından anayurtları, Kerkük bir gelir kaynağı olduğundan dolayı, ırkçı Araplarla, Kürtler arasında kalmakla, onu parçalamaya, aralarında bölmeye çalışmaktadırlar.

Kürtlerde Kerkük’ün, kendi başkentleri olmasını ortaya sürmekle, bugünde Amerika, İsrail, İngilizlerin uygulamış olduğu, nüfus politikası, sonucu Irak Türklerinin yaşamış oldukları, Türkmeneli bölgelerine, Kürtler hakım olmaktadırlar.

Irak Türkleri 1920 yılından, sürekli olarak, katliamlara, soykırımlara karşı be karşı gelmişler, sürekli gelmektedirler.
1920 tarihlerinde İngilizler eliyle Kaça kaç katliamı Türk şehri Telafer’de başlamıştır.

14 Temmuz 1959 tarihinde katliamı Kerkük Türk milletine Kürtler tarafından bu kanlı katliam hiçbir zaman unutulmayacaktır.

Irak Türklerini Önceden dönek Saddam rejimi onları yerlerinden topraklarından uzaklaştırmakla kolay olarak kontrol etmeye bir yandan onlar Baas partisine kaydetmeye öte yandan birçok Türk aşiretlerini Araplaştırmaya kalkarak onları eritmeye çalışmıştır

Bu acı politikaya rağmen ama Irak Türkleri Saddam rejimine karşı mücadele ederek canlarıyla, kanlarıyla haklarını savunmuşlardır, bunun yanında Türkiye hükümeti 1926 yılından 1958 yılına kadar Musul, Kerkük Türklerinden gizli tutmuştur ve yapılan görüşmelerde Kerkük, Musul’un meselesi hiç gündeme getirilmedi, bununda tek nedeni yetkilerin sorumsuzluklarından dolayı olmuştur.

Günümüzde Irak Türklerinin, konusunu gözden geçiren, Kürtler bölgede yerleşmiş olduklarından dolayı, hiçbir ilerleme öne sürülmemiştir, Her zaman Irak, Musul, Kerkük Türkleri konusuyla ilgili hiçbir anlaşma olmamıştır, yalnızca Türkiye, Kerkük, Musul meselesini dünya Türklerinin bir parçası olduğunu görmektedirler.

Irak Türklerinin biricik istediği, umudu kendi milli tarihi, kültürel kimliklerini kurmak için, yaşamaya güvence altında tüm Irak milletlerinin kavuşmuş oldukları haklara kavuşmaktır.

Tüm engellere rağmen Irak Türkleri toparlanarak, bir araya gelerek milli mücadelesini temiz insanlarıyla sürdürmek için yorularak çalışmaktadırlar.

Bunu  Türk milletimiz, ve Türkiye’ye iyice bilmelidirler ki tüm haklarını, isteklerini arzularını elde etmek için yalnızca, Anavatanları saydıkları Türkiye’yi severek, iyice hatırlamalıdırlar ki Türkiye uğrunda, hapishaneye atıldılar ve Türkiye için, idam oldular, şehit düştüler,  ve hala Türkçülük davasıyla şehit olmaktadırlar, çünkü onları Türkiye’den başka, onları hiçbir kimse, hiçbir devlet, hükümet sevemez, haklarını alamaz, koruyamaz, umutların, gerçekleştiremez, Irak Türkleri Türkiyesiz olamazlar, çünkü onlar Türk’tür ve Türk kalacaklardır.

Irak’ın muhalefetini, Suriye ve İran, Amerika, İsrail desteklemekle, Irak Türklerinin meselesi, sahipsiz kalarak, onlara hiçbir yaklaşım hiçbir davetten, kimseden olamamıştır.
Ve körfez savaşından sonra, tüm dünya Kürtlerle, ilgilenerek, Kürtlerle anlaşmaya katılmışlardır, ve tüm haklarını yabancı devletlerin yardımları ile elde etmişlerdir.

Amerika, İsrail tüm muhalefet gruplarıyla, yardımlaşarak, Irak Türkleri arka plana bırakılarak, İsrail, Fransa ve İngiltere’de kuzey Irak’ta Kürt devletinin kurmasını planlanarak, hızlı çalışmalar başlatmıştır.

Kürtlerle ve bu tür anlaşmalar toplantılarda, Irak Türklerinin meselesi, dile alınılmamıştır, çözüme kavuşmayarak ve göz ardına edilerek günümüzde patlama, suikast, fidye, kaçırma olaylarında şehitler vermekteyiz, ve insanlarımız kendi toprak, bölgelerini bırakmaktadırlar.

Türkiye Cumhuriyeti Kerkük, Musul Irak Türklerine, sahip çıkmadıkça ve onları milli siyasi, kültürel haklarını savunmadıkça, dünya ülkeleri ve Irak, kuzey Irak yönetimi tarafından, önem kazanmayacaktır ve haklarını doğrudan yerine getirilmeyecek verilmeyecektir.

Bizler Irak Türkleri olarak, milli meselemiz Türkiye Cumhuriyeti için, bir milli Türk milletimizin, önde gelmekte olan, Türkçülük, soydaşlık meselesidir, görevidir ve Türk milletinin, hiçbir ayrılmayan parçasıdır, çünkü Irak Türkleri dünya Türklerinden bir parça olmasıyla, Türkiye devletinden ayrılmayan, Türklük duygusunu taşan bir parçalıktır, bir ayrılmayan, derin sevgi, büyük aşktır.

Irak Saddam rejiminin 2003 tarihinde, düştükten sonra, Irak Türkleri bölgede mücadelesini vermekle, faaliyet göstermekle, sınırlı milli gücüyle, milli davasıyla, varlığını kurmaya, kanıyla korumaya hiçbir zaman kutsal görevinden ayrılmayarak, görevini sürdürmüştür.

Irak Türkleri hariç Dünyanın her bir yerinden, bugün kuzey Irakla, ilgili olarak, gelecek için, bir Ortadoğu planına varmaktadırlar, Kürt devleti, Irak’ın bölünmesinden konuşularak, Acaba Türkiye Irak Türklerinin bu acı duruma nasıl bakmaktadır , yine kendi kadarlarına bırakacaktır, yok olmalarına karşı sesiz olacaktır.

Bugünün siyasetinde, Türkiye’nin kuzey Irak, bir politikası, planı olmalıdır, ve Irak Türklerini savunarak, hakkını koruyarak sahip çıkmalıdır, yoksa tarih önünde hesap verecektir.

Ve bu planın içinde, Irak Türkleri, önde gelen unsur olmalıdır, Türkiye Cumhuriyetine, Irak Türkleri, bir emniyet kuşağı olmalıdır.

Ve Musul, Kerkük’ün önemli bir petrol kaynağı olmasına rağmen, Türkiye Irak Türklerine bağlı olmakla, onlara sahip çıkmalı, onların haklarını savunmalı, çünkü Türklerin tek kurtarıcısı, bağlılığı, tek Türkiye’dir.
Ve Türkiye olacaktır.

Kerkük, Musul, Türkmeneli bölgesi, bugün tüm dünya devletleri tarafından, coğrafyası önemli bir yere sahiptir ve tüm siyasetçiler yönüyle, tartışma konusu olmuştur.

Bu bölgenin zengin, portolunun kaynaklarından dolayı, Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa’nın ve öteki devletlerce göz dikilmektedir.

Bu Türk topraklar uzun yıllardan , tarih önceleri, Türklerin döneminde, hâkim olunan bir Türk bölgesidir, günümüzde birçok yönden önemli olmakla, Irak üzerinde emperyalist devletler tarafından, türlü senaryolar oynanılmaktadır.

Irak devleti Ortadoğu dünyasından, coğrafyası yönünden, jeopolitik açıdan karmaşık bölge sayılmaktadır ve petrolün bulunmasından, önem kazanmasına rağmen, dünyanın en istikrarsız, karışık ülkelerinden biri sayılarak, burada en acı çekenler, baskı görenler Türkler olmuştur.

Irak’ın dünya petrol rezervlerinin, çok önemli bir bölümüne, sahip olması Irak üzerinde, emperyalist devletlerinin, umutların gerçekleşmesi öne sürülmüştür.
Günümüzde Irak Petrolundan %17 pay alan Kuzey Irak yönetimi, kendi yerinde çıkmakta olan Petrolu pazarlamaktadır, ve sınır kapıdından yarlanarak, büyük yatırımlara imza atmaktadır ve gelişmektedir.

Irak Türkleri ise yok olmakla her bir ilerleme, gelişme, yatırımdan uzak kalarak yalnız düşerek, gözden düşerek şehitler vermekle varlığını kayıp etmektedir.

Uzun yıllardan ayakta duran Irak Türkleri milli varlıklarını koruya bilmek desteğe, yardıma ihtiyacı vardır, sahipsiz kalmamalıdır, çünkü Irak Türkleri buna rağmenTürkiye’yi kutsalcasına severek ona bağlı kalarak anavatan onları unutmuş hâlde olmamalıdır, yanlarında bir an önce olmalıdır.

Irak Türkleri kıyıcı Saddam döneminde onları yok etmekte her türlü metotlarla acımasız ve insan dışı politikayla onları silmeye ortadan kaldırma soykırım, katliamlar uygulanmıştır.

Diktatör Saddam iktidara geldiği andan Türklere karşı akıl ermeyen baskı saldırı, soykırımı uygulamalarıyla, onlara yaşam hakkı vermeden, kendi yurtlarından, topraklarından uzaklaştırmakla, çok sayıda Türkleri haksız yere, idama mahkûm etmekle, binlerce Türkleri hapishaneye atarak, sürgün uzaklaştırmak sistemi, mülk edinme, iş kurmaları ve kendi dilleriyle, konuşmayı bile yasaklamıştır.

Ve zorlukla, Türkler nüfus kayıtlarında, kendilerini, dillerini Arapça olduğunu uygulayarak, çok Türkler zorla baskıyla, Arap yazdırmıştır.

Saddam yanında, Talabani, Barzani da, tam olarak, uygun Saddam’ın bir kopyası sayılmakla, bu iki diktatör, Saddamcı ellerinde, iktidar olsaydılar, Saddam rejiminin Irak Türklerine, daha fazlasını onlar yapacaklardır.

Barzani, Talabani, Saddam’ın güçleri ile desteği ile hüküm sürdükleri, Irak’ın kuzeyinde, Türklere göz açtırmadan, 31 Ağustos 1996 yılında birçok sayıda, Türk liderlerimiz, sivil milletimizi birlikte, tutuklayarak, Saddam rejimine teslim ederek idam etmişlerdir.

Barzani, Talabani Türklerin, kutsal saydıkları, Kerkük, Erbil Türk şehrini ele geçirerek, uzun yıllardan, hayal ettikleri, kukla, bir devletin başkenti olmasını dile getirmekle, tehditlerde bulunmakla, çok sayıda Irak Türklerinin kanlarını akıtmışlardır.

Önceden 14 Temmuz 1959 yılından, Kürtler Mesut Barzani’nin, babası Molla Mustafa Barzani ve Celal Talabani ile Kerkük Türk şehrine, yapmış oldukları kanlı katliamla, soykırım olayında, yüzlerce kimsesiz, suçsuz, günahsiz Irak Türklerinin, acımasız şehit ederek öldürmüşlerdir.

28 Mart 1991 Kerkük Altunköprü katliamı, tüyleri ürperten, usumuzdan hiç çıkmayan bu acı olay, katliamın anıları bilinçlerimizden, andaçlarımızda canlı, canlısına çıkmadan günümüzle yaşamaktadır.
ALTUNKÖPRÜ Saddam dikta rejimi tarafından Katliamında 200 üstünde 15 Ramazan kutsal a ayında kurşuna dizilerek şehit etmişlerdir.

Vahşet ve barbarlık, insanlık tarihinde kara bir leke olarak, kalacaktır.
bu facia hiçbir zaman, Irak Türkleri tarafından, unutulmayacaktır.

Kürtler bugüne kadar, Irak Türklerine karşı, hiçbir zaman iyi temiz niyet beslemedikleri bellidir.
Kürtler Körfez savaşı sırasında, Kerkük şehrini ele geçirmekle, birkaç gün içerisinde, Türklerle ilgili tapu, arşivleri, belgeleri yok ederek, Kerkük nüfus ve tapu mahkeme binalarını daireleri ile çok sayıda Türkçe yapıtları, yağma edip yandırarak yakmışlardır, mezar taşlarını kırarak, yıkmışlardır tahrip etmişlerdir.

Barzani denetiminde olan Peşmergeleri, Türkmen şehri Erbil’de Türkmenlerin kuruluşlarına baskın yaparak, görevli gençleri, liderleri tutuklayarak, Saddam’a karşılıklı teslim etmekle onların idamlarına neden olmuştur.

Ayrıca Türk okullarında, Türkçe eğitimini engellemeye, okulları kapatmaya, bastırmış olduğu forumda Erbil Türk şehrine Türklerinin olmadığını, Türk mezarlarını kaldırmakla, yıkarak  Erbil Türklüğünü yok etmekle uğraşmışlardır.

31 Ağustos 1996 tarihinde Saddam, Barzani birliğinde, Irak güçleri Erbil Türk şehrine girerek, yüzlerce Türkleri, Saddam’a teslim ederek, Irak yönetimi tarafından kurşuna dizilmişlerdir.
Ve Irak’ın her bir yerinde, Türk kuruşlarının, Kürtlerin saldırısına, baskısına uğramıştır ve günümüzde de evleri, kuruşları, evleri her türlü yağmalanmaktadır.

Bu baskıların, saldırıların sonucu çok sayıda İrbil, Türklerini, Akıncılarımızı şehit etmişlerdir. ve birçoğunu da yaralamışlardır.

Irak Türkleri, eski rejim dönek Saddam yönetimi tarafından, işkence, çile baskıya maruz kalmalarıyla Ve Türkiye, Türkçülük uğrunda, Türkler canlarını, kanlarını seve, seve vererek, Anavatanları Türkiye’den, umdukları sıcak ilgi sevgi bulmaya canlarını, kanlarını vermeye hazır olarak tüm göçleriyle çalışmışlardır, ama ne yazık Türkiye bizleri unutarak, bırakarak, Kürtlerinin kuracağı bir büyük hayal peşinde olarak, Kürtleri korumaktadırlar, onlara önem vererek devlet kurmaktadırlar, dehada varlı olmalara zengin olmalarına ticaret, sınır kapısını açmaktadırlar,  yatırım yapmaktadırlar.

Artık Türkiye bunu iyi düşünmeli onlar hiçbir hayır gelemez ve hayal kırıklığına uğrayacaktır.

Irak Türkleri, davaya kendilerini adayarak, birçok milli meselesini, uluslar arası platformlara taşınması, çok önemlidir, haklı olan bu davasını, dünyanın kamu oyununa yansıtmak, seslerin duydurmak gerekmektedir, bununla yabancı ülkelerle, özellikle
BM İnsan Hakları, Avrupa devletleri, İslam Devletleri yanında Türk devletleri Irak Türklerinin, davasını savunmalı ve kamuoyuna ulaştırmalı, organizasyon ederek, çok güçlü olmalıdır.

Ortadoğu gibi ülkelerde ve Avrupa tüm devletlerde, Irak Türklerinin ilerlemesi, dünyaca tanıtması, gelişmelerde dünya kamuoyu ile birlikte ülkemizde Türkler gündemde yer almakla, en üst sıralarda yer almaları gerekmektedir.

Eskiden ağırlığını koran İngiltere bu günde, ABD Devletinin çıkarlarına, paralel görünerek, Türkmeneli bölgemizde hâkimiyetini sürdürmekle, her duruma göre, senaryolar Amerika tarafından, kendi çıkarına göre değişebilecek, Kürt unsurları bir araç olarak kullanmaktadır.

Kürtler eskiden beri, günümüze kadar, her bir güçlü, devletler tarafından, yanılarak, aldanarak kullanmaktadırlar.

Bu günde Saddam rejimi düştükten sonra, Amerika ve öteki devletler Kürtleri kendi çıkarına, yararlarına kullanmaktadır.
Kuzey batıdan başlayan, güney doğuya uzanan, Barzani ve Talabani’nin kontrolü altında olan, bölge hızlı olarak, Kerkük’e yoğun bir şekilde, Kürtleri akın ettirilmiştir, bugün dünyanın her bir yerinden, Kürtler İsrail’in yardımı ile, Türkmenelinden toprak yerlerini, almaya kalkmaktadırlar.

Kürtler güvenli bölgede toplanmakla, başarılı gelişmelere, temel atarak Türkmenlerse ikiye ayrılmışlardır,

Bir bölümü kuzeyde, Barzani ve Talabani’nin baskısı altında, yıllar boyu yaşamakla, Türkmen çoğunluğunun yaşamış olduğu güneyinde, dönük Saddam rejiminin yönetmiş olduğu bölgede de Merkezi Hükümet olan Maliki yönetmiş oldu bölgelerde yaşamaktadırlar .

Saddam Rejiminin ABD Saldırı, gücüyle devirmekle, bölgenin birçok bölümü Kürtlerin tarafından yönetilmektedir, Amerika başkanı George Bush yapmış olduğu kongre konuşmasında, Saddam’ı devirmeye yönelik, planı 2003 tarihinde uygulamıştır.

Günümüzde Saddam sonrası, Saddam’ı devirmekle, Barzani ve Talabani yönetimleri ile iş birliği anlaşmasında, bulunmakla, onlara her türlü siyası, Ekonomi ve başka alanlarda, yardımda bulunmaktadır ve her türlü destek vermektedir.
Her bir yönüyle, çeşitli senaryolarla, gündemde yer almaktadır.

Amerika yönetimi, Arap baharıyla son günlerde, Türkiye ve Arap dünyası ile, iş birliği arayışlarına geçerek, tepkilerini göstermekle, ertelemiş olduğu Kürt devletini kurmak için, bu günümüzde, yerli planlarını gerçekleştirmek için, çalışmaları  görünmektedir.

Kuzey Irak’ta, bugün oluşturulan, Kürt kukla devleti, bayrağı, ordusu, ekonomisi kendi başınadır, Amerika Kürt faktörünü kullanarak, bölgeyi dehada fazla, büyük istikrarsızlığa sürdürmektedir.

Irak Türklerini kurtarmak için Türkiye harekete geçirmeden, Türkler sevgilerini, duygularını hiçbir zaman Türklüklerini unutmadan, kayp etmeden yok olacaklar, Türkler bu uğurda yüzlerce insanları şehit olarak, hapishanelere atılmışlaradır.

Rahmetli Mustafa Kemal birkaç sene daha yaşasaydı, İnancımız bu ki Musul, Kerkük geri alınacaktır, bölgede bir Türk devleti, kurulurdu, yoksa Türkiye’ye bağlanırdı ama ne yazık olamadı bir iki fırsat gelmesine rağmen gerçek olamadı,
Irak Türklerin Musul, Kerkük’ün kurtuluşu Türkiye’nin dış politikası bu Anadolu’nun doğal uzantısını Türkiye’ye katmak, dahası devletin maddi manevi savunmasını oralara kadar tutmak olacaktı.

Sonradan ortaya çıkan dünya şartları veya ülkeyi yönetenlerin bu gerçeği unutması gerçeği değiştirmeyecektir, ama yine bu kimsesiz millet kardeşlerine kavuşacaktır.

Yoğun bir nüfuslu olan Irak Türkleri,  tüm Irak hükümetleri tarafından, baskı ve asimilasyon  politikalarına uğramışlardır, bugünde bu politika, dehada fazla Kürtler eliyle, zorlu göçler Kerkük ve tüm Türkmeneli bölgelerine, nüfus yoğunluklar, akınlar artmaktadır.

Irak Türkleri, bu acılara rağmen Türkiye’den başka, hiçbir ülkeden yardım görmek istememektedir, Türkler kendi ırkları, kendi milletleridir.

Her türlü baskı, işken, çile acılara rağmen Iraklı Türklerde, büyük güce sahip olarak, hiçbir düşmanlardan, korkmadan milli mücadele davalarını canlarıyla, kanlarıyla sürdürmekle, Türkiye’den meddi, manavı olarak, her bir yardım, destek istemektedirler.

Ve Irak’ın toprak bütünlüğünü politiksi, İnsan haklarına, saygılı olarak,
Bunun yanında, tüm etnik toplulukların, mezheplerin temsil etmesi için, bir merkezi hükümeti milli anayasal, siyasel, haklarını savunmak için ön görünmektedirler.

Irak Türkleri,  ana haklarını güvence altına almaya çalışarak, ayrıca
Türkiye’nin garantörlüğünü sağlamak elde etmek için, milli mücadeleyi kanlarıyla başlatmalıdırlar.

Habur kapısı yerel yönetici denilen Talabani ve Barzani güçlerine milyarlarca lira gelir getirmekte, yetmiyor,bu kapılar yerel unsurlar adıyla PKK’nın da hem gelir kapısı,hem Irak’a girip çıkanlara tek duracak olan varsa Türkler olacaktır.

Günümüzde PKK Kürtler Türkiye’den değişik sebeplerle girip çıkanları baskı ve tehdit kaynağı olmaktadır.
Bu durumu bilmeyen kimse yoktur, Artık son güvenlik Türkiye için tek Irak Türklerinden gelecektir onları Türkiye’ni savunacaklar, eğer TELAFER Türk bölgesinden bir sınır kapısı açılırsa tam olarak gündem değişecektir,  Artık Türkiye Telafer’e başka bir kapı açması çok önemli ve gerekmektedir

Ayrıca Habur kâbusunun bir bölüm geliri, Türkmenlere verilmeli çünkü Irak Türklerine o bölgelerde yaşamaktadırlar.

Bu planlar Türkiye tarafından gerçekleşmiş olursa Şimdi Irak Türkleri, bu gün başka özel bir durumlarda olacaktır.

Günümüzde kuzeyden gelen sığınmacıyla, terör düşmanlarda, Türkiye sınırından ana topraklarına girmekte sakıncaları olacaklar engellenecekler, her türlü eylemlerde yapmayacaktır,

İyice konuya bakarsa Sınıra sızan teröristler güçlenmektedirler, milletimize karşı, kurşun vurarak, çok sayıda şehitler vermekteyiz bir önlem almalıyız.

Artık kendimize güvenmek, milli haklarımızı koruya bilmek için, çalışmalıyız.
Bugünkü kuzey Irak’ta Barzani aşiretiyle, bir kabine ortaya atarak, bir parlamento kurmuştur, üyelerinin tümü seçimle değil, Barzani tarafından atanmıştır.

Önce Saddam rejiminin yapmış olduğu gibi, Barzani’nin dönemine karşı, hiçbir kimse aday olamaz, ve seçimlere karşı hiç kimse hayır diyemez, artık ne zaman Kürt halkı Barzani’nin baskı, zulmünden kurtaracaklardır.

1946 yılında Irak ordusunun, onu etkilemiş hala getirmekle, Mustafa Barzani kurtuluş davasını, İran’a ve Sovyet Rusya’ya sığınmıştır.

Mustafa Barzani’nin oğlu, Mesut Barzani şimdilerde, kuzey Irak’ta Kürt devletinin temelini atmaktadır.

Ve dikta bir rejimi sürdürmekle, Türkmen milletine karşı, Saddam rejiminden sonra, soykırımın baş aktörüdür, bunun yanında, Celal Talabani’nin 1959 Kerkük katliamının Cellâdı, işkence ile öldüren Nuri Talabani da, önde gelen başlardandır.

Şimdide Irak Türkleri, Kerkük hakkında kampanya yürütmektedir, ayrıca Türkiye’ye ve Türk liderlerine dil uzatmaktadır.

Bunların düşmanlığı Kerkük’ün zengin petrolünden dolayı, Barzani ve Talabani Kürtler, Türkmenlere kötü niyet kin beslediklerini göstermektedirler.

Kürt gruplar, İngiltere’ye Rusya’ya, İran’a bugünde  ABD ve İsrail’e boyun eğerek, meyletmekle, yanaşmaktadırlar, Buna rağmen, Kürtler Irak Türklerine düşmanlıklarına karşı, Türkiye Cumhuriyeti,  onlara Habur kapısını açarak, yılda 1 Milyar dolar gümrük, gelirini kazandırmak üzeredir, ayrıca günümüzde yatırımdan, ticaretten binlerce dolarlar elde etmektedirler.

Ner türlü baskılarla günümüzde Irak Türklerini göçe zorlanarak kendi ana, baba topraklarından
Uzaklaştırmaktadırlar, tek varlığımız, tek gücümüz, ana yurdumuz Türkiye olarak bir an önce bu acımıza , kimsesizliğimize, yalnızlığımıza Sehip çıkmalı Irak Türkleri korumalıdır ve yanlarında olmalıdır, Çünkü Türkiyesiz Irak Türkleri olamaz yaşayamaz.

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1


2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank