Dikmen’den Sabah Yürüyüşü…

Sene 2012. Mevsim ilkbahar girişi. Mart sonu. Sabah gökyüzünde mavi bir aydınlık. İçimde nerdeyse yüzyıllık bir yerleşik sevinç var. Ankara’nın yaylası Dikmen’den bindim dolmuşa.

Sene 2012. Mevsim ilkbahar girişi. Mart sonu. Sabah gökyüzünde mavi bir aydınlık. İçimde nerdeyse yüzyıllık bir yerleşik sevinç var. Ankara’nın yaylası Dikmen’den bindim dolmuşa.

Küçük sarı kız servisine yetişecekti. Merdiven başında uğurlayanlar arasındaki babaannesine seslendi: -”Babaanne sende 1 lira var mı?”

Kaç yaşında olduğumun, nereden geldiğimin, adımın ne olduğunun, neye inandığımın, neye üzüldüğümün, neler yaşadığımın artık bir önemi kalmadı. Sanki hiçbirşey yaşamamış gibiyim.

Pabuç dediğimiz; ayakkabı. İnsanın ayağını korur. Sandaletle başlanmış, her amaç ve çeşit. cinsiyete göre şekillenmiştir.

Saat gecenin 03.28’i…Yatmadan önce Okyanus’un odasına uğruyorum. Uyuyor, tüm güzelliği ve saflığı ile… Dakikalarca seyrediyorum.

Ön(emli) Not: Öyküyü, linkteki marşı dinlerken okumanız çok daha anlamlı olacaktır. http://www.dailymotion.com/video/xdl5f0_omer-karaoylu-yehit-tahtynda-ylahisi-dinle-yzle_news Kadın, üzerine biraz da sıcak yaz günlerinin etkisiyle hafif bir kıyafet ve kısa bir etek giymişti. Havanın sıcak olmasından dolayı

Gündem’de şehit olan askerler, içi yanan anneler, yetim kalan çocuklar, Yeni Şafak gazetesnin alkışlanması gerek cesaret göstergesi, yetim kalmış çocuklar, Demirtaş’ın açıklamaları, Kandil’in yerlebir edilmesi o kadar yoğun ki gündem, acaba diyorum birşeyler örtbas

Sevgili dostlar, bu pazar “beni yaz, beni yazzzz” diye kafamı didikleyen [twittleyen] o kadar yazı konusu oldu ki, bunlardan bazılarına “bu gün git yarın gel” dedim, bazılarına “aslaa” dedim, bazılarına “sus bakem” dedim, bazılarına da yalakalık yapıp bir kaç satırla

İnsanoğlu olarak,bizi biz yapan değerlerimizi yüceltmeden, olduğumuz yerde saymaya devam edersek eğer,bundan tam bir asır sonrasında bakın şu diyalogların, torunlarımızın torunlarının,gündelik hayatını işgal etmesi,kaçınılmaz olacaktır!

Ankara’da davulcu var mıydı hatırlamıyorum. Muhtemelen de yoktu.

Garip bir ülkede yaşıyoruz; itiraf ediyorum. Yanımızda oturan kişinin gazetesini okumaya bayıldığımız gibi ben konuşmaları dinlemeye de bayılırım…

Bir bebek bile düşünür, sırt üstü yatarken veya yüzüstü yatarken. Gözünün önündeki daracık manzarayı kendince algılamaya çalışır. Bir kendi vardır, bir vücudu bir de elleri ve kolları. Bildiği en kesin bilgi budur ilk aylarda. Sonra bir şeyi fark

Hafta sonu Cumartesi-Pazar günü Edebiyat Defterimin bir şiir toplantısına katılmak üzere İzmir’e gitmiştik. Yozgat şairler yazarlar derneğinden ben,

Tarihte neler olmuş.. Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı

Sevgili anneciğim… Merhaba… Sesi duy(a)mazsın… Yazdığım satırları okuyamazsın… Yazdığım bu satırları okuma şansında yok…

Sordular: Uyanık olmak için ne yapmalı? Cevap verdi: Ömrünü bitmiş say ve son nefesinin gelip iki dudağının arasından çıkmak üzere durduğunu düşün.

Zamanın insan üzerindeki tesiri nedir bilmiyorum. Çocukluğumuzda öyle şeyler yaşadık ki, çocuklarımıza anlattığımızda onlara masal gibi geliyor.
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups