content

16 Ara

Büyü

İnsan, doğru olmayan bir şeyi yaparken bunun doğru olup olmadığını
bilmeyebilir. Yani, bilgisizlik mazeret sayılabilir. Ama bazen öyle şeyler
vardır ki, insan bunun kötü olduğunu bilir. Bilir de gene de yapmaktan
kendini alıkoyamaz.
Yaptığını mazur gösterecek bin bir mazeret uydurur. Ve insan, öyle bir
mahluktur ki, bu mazeretleri alabildiğine masum gösterecek kurnazlıkları
icat etmede üstüne yoktur.

Kafeste kuş besleyen birine, “kafeste kuş beslemek doğru bir şey değildir”
dendiğinde, “Ama bırakırsam yaşayamaz”
İçki içen birine,
“İçki içmek günahtır” dendiğinde,
“ Az içiyorum. Birazı faydalıymış” dediğini
Sigara içen birine
“Sigara sağlığa zararlıdır” dediğinizde,
“Ne yapayım bırakamıyorum” dediğini.
Büyü yaptıran birine
“Büyü yapmak ve yaptırmak günahtır” dediğinizde,
“Ama iyi amaçlar için yaptırıyorum” dediğini sık sık duyarsınız.
Bu liste uzadıkça uzar.
Kafesteki kuş için,
“O kuşun aslında doğal ortamından ayrıldığını, onun doğal ortamının tropikal
bölgeler olduğunu, insanların kuşu alarak, bu tür hayvanların ticaretini
desteklediklerini, kafeste yaşamanın o kuş için bir tür işkence olduğunu,..”
Az içki içtiğini söyleyen birine,
“Ama bu az içmenin zamanla artabileceğini, bunun kontrolünün pek mümkün
olmadığını”
Sigarayı bırakamadığını söyleyen birine,
“Bırakmanın binbir türlü yolu olduğunu ve biraz gayretle bunun başarılabile-
ceğini”
uzun uzun anlatabilirsiniz. Ne olur? Sadece size gıcık olurlar. Gözlerindeki,
“Ukala dümbük kapa çeneni, yoksa bi yumrukla ben kapatacam” ifadesiyle
vurulup, susarsınız.

Peki, büyü yaptıran ve “Ben iyi amaçlar için yapıyorum” diyene ne cevap
verebilirsiniz? Konu alabildiğine derin ve bol bilgi gerektiren bir şeydir.
Etkileri, somut olarak ispatlanamadığı için de inanmayanlar çoktur. Bilgi
sahipleri de bu konuda pek konuşmak istemezler.
Şimdi, bu yazıyı buraya kadar okumuş herhangi biri eğer,
“Bu ne saçma şey, büyü de neymiş?” diyorsa,
O kişi büyüye ve büyünün etkisine inanmıyordur ve bu şanslı kişi, büyük
ihtimal ne büyü yaptıracaktır ne de büyünün etkisine maruz kalacaktır.
Bu insanların yazının devamını okumalarına da gerek yoktur.

Büyünün etkisine inanmayan insanlara birinci grup dersek eğer, İkinci gruba
büyüye ve büyünün etkisine inanan insanları koyarız ki, bunlar da arasında
ikiye ayrılır.
1. Allah’a ve Kur’an’ a inandıkları için inananlar
(İlim sahipleri)
2. Kulaktan dolma bilgilerle, onun bunun dediğiyle inananlar.

İlim sahipleri, Kur’an’da belirtildiği için büyünün olduğuna inanırlar.
(Bakara 102)
Ve İlim sahibi olanlardan bir kısmı, bu ayeti ve hatta Kur’an’ı iplemedikleri için,
ayetteki ‘Ant olsun onu satıp onunla çıkar sağlayanın, ahirette bir nasibi
olmadığını gayet iyi biliyorlardı’ sözüne muhatap olmalarına rağmen,
büyüyü para karşılığı yapmaktan çekinmezler. Bunlar kendilerini, cinci hoca vb.
gibi isimlerle adlandıranlardır ki, bunlara “Büyü yapmak, yaptırmak günahtır”
dendiğinde işte o meşhur mazereti ileri sürerler.
“Ama ben kötü amaçlarla yapmıyorum ki”
Bu kişilere,
“Büyü büyüdür, yapmak günahtır” dediğinizde, inatla kötü amaçlar için
yapmadıklarını söylerler.
“Ben iyi amaçlar için yapıyorum”
“Peki nedir bu iyi amaç?” diye sorulduğunda,
“Mesela” derler, “Karı koca ayrılmış. Birleştirmek için.”
“Peki birleştirmenin onların hayrına, iyiliğine olduğunu nereden biliyorsunuz?
Büyüyle insanların arasını ayırmak kadar, birbirinden ayrılan insanların arasını
yapmak da günah olabilir. Neden? Çünkü sen kadere müdahale ediyorsun.”
Papagan gibi,
“Ama ben iyi amaçlar için müdahale ediyorum”
“Sen Allah mısın?”
Evet aslında, yaptığı Allah’a kendini şirk koşmaktan başka bir şey değildir. Ve bunun
karşılığında para alır.
Büyücülere başvurma nedeni, genellikle ikili veya üçlü ilişkilerdir.Şöyle ki,
Kadın- adam evli, bir başka kadın veya adam devreye girer. Aslında ilişki
parazit yaptığı için üçüncü bir kişi devreye girmiştir.
Bu kadın-adam ayrılır, terk edilen bunu kendine yediremez öfke ve hırsının
etkisinde büyücüye gider.
Büyücü de bu mutlu olan yeni çiftin arasını ayırmak için büyüye başvurur.
Gerekçe çok basittir. Birinci eş mağdurdur. Ve eski evliliğin yeniden inşası
gerektir. Yani birinci eş külahını önüne koyup, düşünmez. Çünkü düşünmek,
sorumluluk gerektirir. Düşünse belki hatalarını bulacak. İster istemez,
“Ben naptım da elimdekini kaçırdım?” sorusuna gelecek.
Ama yok, üçüncü bir kişiyi suçlamak kolayına gelir. Oysa, belki bu durum onun
kendini gerçekleştirmesi için bir fırsattır.
Çünkü büyük ihtimal, kendini gerçekleştirme sınavında sınıfta kaldığı için bu
durum başına gelmiştir.
Bu durum üçlü değil, ikili de olabilir. Kadın veya adam birine aşık olur,
karşılık bulamaz, büyücüye gider. Aşık olunan kişinin donu saçı vs. le.
Aslında ona bunun aşk olmadığını,
(çünkü gerçek aşk, çift taraflıdır)
sadece o kişiyi elde etme hırsı olduğunu söyleseniz çok kızar. Aslında o
putlaştırılan kişinin bedenini istemektedir.
Ama kendi bedenini bile sevmemektedir ki, diğer bedeni sevsin. Dolayısıyla
aslında hak etmediği için Allah ona diğerini vermeyecektir. Ve yaptırdığı büyü
yüzünden bir süre sonra muhtemel,
“La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin”
ayetine muhatap olacaktır.

Devam etmekten vazgeçtim. ‘Ben niye bunları uzun uzun yazıyorum’
duygusuna kapıldım. Aslında herkes her şeyi bal gibi biliyor.
Ama gerçek kimsenin işine gelmiyor.
M.Ş.
 

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank