Yokuş Ocak’tan İnciler!..

Günümüz şairlerinin ve şiirlerinin eksiklikleri, açmazları, çıkmazları diyorsunuz. Söylenecek o kadar söz var ki …

Günümüz şairlerinin ve şiirlerinin eksiklikleri, açmazları, çıkmazları diyorsunuz. Söylenecek o kadar söz var ki …

Aylık Kültür Sanar Edebiyat dergimiz, YOKUŞ Edebiyat, ilk sayısıyla kitabevlerindeki yerini almıştır.

Türkiye, çok önemli bir süreçten geçiyor: Kürt Meselesi. Farklı adlarıyla; Kürt Açılımı, Demokratik Açılım Projesi… Bu sayıdaki köşemizde, destekleyenleri ve karşı çıkanlarıyla Kürt Sorununa

2010’da YOKUŞ çıkıyoruz!.. Türk Edebiyatı’nda; Varlık, Berfin Bahar, Türk Dili, Yasak Meyve gibi birçok önemli edebiyat, kültür-sanat dergisi bulunmakta. Her biri; edebiyatımıza yön veren, seçkin dergiler. Senelerdir takip ettik onları, satır aralarında

Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa Kalesi’nde. 1947 tarihli şiirinde, sevenlerine bu şekilde sesleniyor Nâzım. Belki de şiirin bir sonraki dizelerinde de sevmeyenlerine bir çift sözü olacaktı: Hapis ama; zincirini kırmış yatar/en âlâ mertebeye ermiş yatar.

Sanat, özellikle de edebiyat, hepimizin buluşabileceği ve güneşin altındaki her şeyin incelenip gözden geçirilebileceği bir düşünme salonudur… Çeşitli mücevherlerle dolu, ışıltılı bu salonda, Ahmet Oktay’la

… Yine uzun, kahverengi masalı odaya götürüldü; ama bu kez masanın ortasında badem şekeriyle dolu bir kâse, bir Kuran, yeşil bir duvak, bir de ayna duruyordu. Meryem’in daha önce hiç görmediği (ve nikah şahitleri olduğunu tahmin ettiği) iki erkekle, tanımadığı bir molla masadaki yerlerini çoktan almışlardı.

Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda, Türk milletine nasip olmuştur (1922 – Lloyd Geviye / İngiltere Başbakanı).

Hayatımızın bazı dönemlerinde sorgularız kendimizi; “neyle yaşarız, neden yaşarız” diye… Herkesin çevresine, hissettiklerine ve umutlarına göre yaşama nedenleri, haklı-haksız gerekçeleri vardır.

İlhan Şevket Aykut; yalnız, gizemli ve gizli kalmış emekçisi Türk Şiiri’nin. … İlişkide olduğu insanlar için “şair”di. Hiçbir şiirini yayımlamadı. 1950’li yıllarda resim çevresinde, o dönem için yeni olan “abstre” akımına ilgi duyan genç

Günler vardır birbirinden farklı; geceler vardır, her birinde ayrı karanlıklar… Sözcükler vardır, kullanıldığında bir büyüdür içinizde. Kitaplar; sürükleyici, keyif veren, hüzünlü, mutlu eden, yorucu, bir nefeste okunabilen…

Bilindiği üzere; “Demokratik Açılım Süreci” ya da diğer bir ifadeyle “Kürt Açılımı”, gündemi fazlasıyla meşgul eden bir konu halini aldı. Hükümet ve muhalefet, birbiriyle söz düellosuna girerken; “açılımın” en fanatik taraftar

Şairi beğen fakat aldanma! Bu uyarı, 1930′lu yıllarda Galatasaray Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak görev yapan İsmail Habib Sebük’ten Türk Gençliği’ne. Peki kim için dersiniz bu muzip uyarı?

Asacaksın bunları, teker teker sallandıracaksın hepsini… En büyükleri yirmi beş yaşında olan onlarca gencimiz için söylenmiş sözlerdi bunlar. Gençliği yok etmeye yönelik çalışmaların olduğu ve bir acılar dönemi olarak hafızalarımıza kazınan 68′ler, 71′ler ve 72′ler…

Nerden başlasak da nasıl etsek bilmem ki… Bizim ailede bir gelenektir Ferdi Tayfur’u sevmek, dinlemek, izlemek ve okumak. Okumak deyince şaşırmayın. Her ne kadar pek bilinmese de; Tayfur’un, Kora Yayınları’nca basılmış iki romanı var: Şekerci Çırağı ve Yağmur Durunca…

Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk’e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum, yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türkler’in üzerine

Sarayburnu yakınlarında tuttular bizi. Tam da güzelim İstanbul manzarasında, en güzel sevgi şiirini okumaktaydık Gülhane’deki o elleri toz toprak, gözleri nemli çocuklarımıza… Aslında “bir ceviz ağacıydık Gülhane Parkı’nda. Ne siz bunun farkındaydınız ne de polis farkında…”*
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups