Evlilik Çok Sayfalı Bir Sözleşmedir

Evlilik iki insanın hukuki olarak aile olmasının çok ötesinde bir anlam taşır aslında. Ama taraflar çoğu kez bu farkındalığı kazanmadan aynı çatının altında bulurlar kendilerini.

Evlilik iki insanın hukuki olarak aile olmasının çok ötesinde bir anlam taşır aslında. Ama taraflar çoğu kez bu farkındalığı kazanmadan aynı çatının altında bulurlar kendilerini.

İlk defa itiraf ediyorum, çocukluğumun geçtiği evde mutfağımızın arka penceresi arkada oturan komşumuza bakardı. Bir yaz, komşumuz evini üç aylığına İstanbul’dan gelen akrabalarına bırakıp gitti. Ben o zaman İstanbul’u

‘’Ömür dediğimiz şey, küsecek kadar çok mu?” İngiltere’de bir adam, her gün gittiği bir kafeteryada kendisiyle hiç ilgilenmeyen, kendine insan muamelesi yapmayan insanlara

Çocukluğumda yaramaz değildim. Biraz inatçı olduğumu söyler annem o kadar… Ama az da olsa ceza alırdım, televizyonlu odadan diğer odaya gönderilirdim mesela. Bu benim için büyük

Her gün aynı işleri yapmak, aynı işe gitmek, aynı saatte uyanmak, aynı domates, peynir, ekmek ve zeytini yemek, aynı duraktan otobüse binmek,

Güzel olsun, akıllı olsun, dindar olsun, zengin olsun, kültürlü olsun, şefkatli olsun, ciddi olsun, itaatkâr olsun, esprili olsun hem de hepsi aynı kişide olsun…

On altı yaşında karşımda oturan ve hayatın ne kadar zor olduğundan yakınan, hiçbir şey yapmak istemeyen, yapmaya çalışsa da hemen bıkıveren genç kızı gördüğümde kalbim sıkıştı.

Özgüvenli olmak, istediğin şeye ulaşabileceğine inanmak güzedir. Başarıyı da çoğu zaman beraberinde getirir.

Tek hücreli canlılardan olan bir grup amip alınır ve iki ayrı bölmede bir deney yapılır. Bölmelerden birisine amiplerin rahat edebileceği tüm koşullar hazırlanır.

Öğrenciliğimde tren benim için hayli ekonomikti. Her hafta sonu Edirne treniyle evime giderdim. Trende illaki bir teyzeye rastlar ve teyzenin hayatının tüm detaylarına vakıf olurdum…

İşim gereği mutlu insanlarla değil hayatlarında bir sorunun altından kalkamamış ve bundan dolayı mutsuz olan insanlarla çalışıyorum.

Büyük bir mobilya dükkânındayım. Kardeşimin yeni taşındığı ev için bir hediye bakıyorum. Aynı anda bir başka müşteriyle ilgilenen satıcının

Boşanma kararıyla birlikte eşler birbirlerinden ayrılırlar. Peki ya çocuklar? Anne-babaları anlaşamıyorlarsa, birbirlerini sevmekten vazgeçmiş ve nefret etmeye başlamışlarsa, çocuklar bunu anlamak zorundalar mı?

‘’ Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı.

Çoğumuz kayınvalidelerden çeken çilekeş gelinlerin yaşadıkları hikayeleri dinleyerek büyüdük. Ve yemin ettik “En iyi eş adayı, annesi ölmüş erkektir!”

Hayatımızda bazı şeyleri yapabildiğimizi görmek ne kadar sevindiriyorsa, bazı şeyleri yapmak isteyip yapamadığımızı görmek de bir o kadar kahredici. Hayatta yapmak istediğimiz o kadar çok şey var ki…

İlişkileri bir savaş alnına döndürüp, kendi nefsimizle veya kötü yanlarımızla kavgalı olmayı bırakıp, kendimiz dışındaki herkesle kavga etmeyi bir alışkanlık haline getirdik. Sanki bir savaştayız . Karşımızdaki de
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups