Son Olgun Yaprak

Dalgalı beyaz saçları, masmavi gözleri, ufak tefek görünüşüyle çok sevimliydi. Tatlı dilliydi. Yüzü her zaman gülerdi. Misafir ağırlamasına bayılırdı.

Dalgalı beyaz saçları, masmavi gözleri, ufak tefek görünüşüyle çok sevimliydi. Tatlı dilliydi. Yüzü her zaman gülerdi. Misafir ağırlamasına bayılırdı.

Ünlü bir markaya ait bir mağazanın önünden geçiyordum. Vitrine büyük büyük harflerle İNDİRİM yazılı bir posterin aşılmış olduğunu gördüm.

“Bir gün bu şehirden hiç bilmediğin bir yere kaçmak istersen, düşünmek zorunda kalacaksın. Ayağına geçmişin ve geleceğin takılacak, sen bu zincirlerini kıramayacaksın. Geçmişinin güzellikleri ve

“Birkaç gün önceden karar veriliyor. Hafta sonu planı yapılıyor. Gezi yeri Kırklareli olarak belirleniyor. Plana dahil olmayan bir şey var; hava durumu, yağışlı gösteriyor. Aldırmıyorlar yağmur geziye engel olamaz.

Anneme; Hayattaki varlık sebebim, en sevdiğim, ilk öğretmenim, hayatıma yön verirken yolumun ışığı, en kıymetlim, yol göstericim, her zaman sevilmeye layık canının parçası ANNEM, beni büyütürken

“Sevgili Huzur; Uzun zamandır görüşemiyoruz. Eskisi gibi beni sık sık ziyaret etmiyorsun. Oysa ben hep senin yolunu gözlemekteyim. Sen

“İnce uzun parmakları ipliklerin arasına dolanırken her ilmikte duyguları dokumanın üzerine dökülüyordu. Kendi hikayesini renk ve

“Yıldızlar üzerime örtü olmuş, ay ışığı içimi ısıtıyor. Dalmışım saman yolunun derinliklerine, uzayı seyrediyorum. Koyu mavi sular kıyıya köpük köpük vururken tangonun sarmaş dolaş kollarına

“At alacağım. Şöyle dörtnala süreceğim Mardin’e, Van’a, Erzurum’a, Ardahan’a. Canımın istediği yere koşturtacağım beygir gücünü tutan olmayacak. Yediğim içtiğim benim olacak. Herkese gördüklerimi

Bazen beden koşar, ruh yorulur. Birbirlerine sormazlar “hemşerim nereye?” diye. Onların uyum içinde hareket ettiği de görülemez. Ruh “çok bitkinim azıcık dinleneyim” diyerek kuytuya çekilirken,

Genç kadın yeni yıl hediyesi alma telaşında elinde poşetlerle mağazadan mağazaya geziyordu. Herkesi düşünmüştü. Aile bireylerine, arkadaşlarına hatta kendisine bile hediye almıştı. Yolda giderken bir

Gökyüzü pamuk yığınlarıyla kaplıydı, kocaman beyazlıktan maviye yer yoktu. Kar taneleri neşeyle gökyüzünden yeryüzüne iniyordu. Hava keskin soğuk ve tüm renkler kaybolmuş, her yer beyaz renge bürünmüştü.

Daha 17 yaşındaydı. Tam da kanının deli aktığı, tüm hayallerinin gerçek olacağını sandığı çağındaydı. Müzik dinlemeyi herkes kadar çok severdi. Şarkı sözlerinin içindeki gizli anlamlara kulak verir,

Sabah annesinin sesiyle uyandı. Bir akşam önceden tüm hazırlıkları tamamlamıştı. Kalemler yumuşak uçlu seçilmiş, silgi temizlenmiş, yedek uç kutusu, sınav giriş kartı ve özel kimlik belgesi masasının üzerindeydi. Annesi zihni açık olsun diye en vitaminli kahvaltıyı hazırlamıştı.

Şu filmi tekrar izleyelim. Nerede beğenmediğim, gözüme hoş gelmeyen, beni üzen varsa oları montajda değiştiririz. Böylece daha az incinmiş olurum. Yanlışlar bir çırpıda silinir gider. İzi bile kalmaz

“Yine sabahın erken saatinde kalktım. Sıcacık evde oturup dışarıyı bir bardak yeşil çay içerken seyretmek varken kış günü sabah ayazında okula mı gidilir? Olur mu? Ders beni bekliyor. Öğrenciler kalkıp

Masmavi gözlerini dikmişti celladının yüzüne, sol yanından yediği kurşunun sıcaklığı hala bedenini yakıyordu. Cellad, kurbanının can verişini görmek için sabırsızlanırken serseri birkaç kuşuna yenildi.