Dansa Davet

“Yıldızlar üzerime örtü olmuş, ay ışığı içimi ısıtıyor. Dalmışım saman yolunun derinliklerine, uzayı seyrediyorum. Koyu mavi sular kıyıya köpük köpük vururken tangonun sarmaş dolaş kollarına

“Yıldızlar üzerime örtü olmuş, ay ışığı içimi ısıtıyor. Dalmışım saman yolunun derinliklerine, uzayı seyrediyorum. Koyu mavi sular kıyıya köpük köpük vururken tangonun sarmaş dolaş kollarına

“At alacağım. Şöyle dörtnala süreceğim Mardin’e, Van’a, Erzurum’a, Ardahan’a. Canımın istediği yere koşturtacağım beygir gücünü tutan olmayacak. Yediğim içtiğim benim olacak. Herkese gördüklerimi

Bazen beden koşar, ruh yorulur. Birbirlerine sormazlar “hemşerim nereye?” diye. Onların uyum içinde hareket ettiği de görülemez. Ruh “çok bitkinim azıcık dinleneyim” diyerek kuytuya çekilirken,

Genç kadın yeni yıl hediyesi alma telaşında elinde poşetlerle mağazadan mağazaya geziyordu. Herkesi düşünmüştü. Aile bireylerine, arkadaşlarına hatta kendisine bile hediye almıştı. Yolda giderken bir

Gökyüzü pamuk yığınlarıyla kaplıydı, kocaman beyazlıktan maviye yer yoktu. Kar taneleri neşeyle gökyüzünden yeryüzüne iniyordu. Hava keskin soğuk ve tüm renkler kaybolmuş, her yer beyaz renge bürünmüştü.

Daha 17 yaşındaydı. Tam da kanının deli aktığı, tüm hayallerinin gerçek olacağını sandığı çağındaydı. Müzik dinlemeyi herkes kadar çok severdi. Şarkı sözlerinin içindeki gizli anlamlara kulak verir,

Sabah annesinin sesiyle uyandı. Bir akşam önceden tüm hazırlıkları tamamlamıştı. Kalemler yumuşak uçlu seçilmiş, silgi temizlenmiş, yedek uç kutusu, sınav giriş kartı ve özel kimlik belgesi masasının üzerindeydi. Annesi zihni açık olsun diye en vitaminli kahvaltıyı hazırlamıştı.

Şu filmi tekrar izleyelim. Nerede beğenmediğim, gözüme hoş gelmeyen, beni üzen varsa oları montajda değiştiririz. Böylece daha az incinmiş olurum. Yanlışlar bir çırpıda silinir gider. İzi bile kalmaz

“Yine sabahın erken saatinde kalktım. Sıcacık evde oturup dışarıyı bir bardak yeşil çay içerken seyretmek varken kış günü sabah ayazında okula mı gidilir? Olur mu? Ders beni bekliyor. Öğrenciler kalkıp

Masmavi gözlerini dikmişti celladının yüzüne, sol yanından yediği kurşunun sıcaklığı hala bedenini yakıyordu. Cellad, kurbanının can verişini görmek için sabırsızlanırken serseri birkaç kuşuna yenildi.

Çalışan herkes kendini hafta sonu dinlenmesine programlar. Aslında dinlenme değildir. Yığınla yapılacak ev işi vardır. Tamiratların düzeltilmesi, ütü yapılması, çamaşır yıkanması, ev temizliği, çarşı

Baba hasta balıkçıydı. Yaşadığı kasaba deniz kıyısında olduğu için yazın sık sık balık tutmaya giderdi. Denize bağımlılığı vardı. Hiçbir balık oltasına takılmasa bile saatlerce sabırla oltanın

Aylardan Mayıs, günlerden aşk’tı.
Nadide bahçede Ulu Çınar’ın gölgesinde bir Gül Ağacı filizlenmişti. Gül’ün goncası yeni yeni kendini gösteriyordu. Çevresini tanımaya çalışıyordu. Gölge korunaklı ve huzur doluydu. Başını kaldırıp göğe baktı. Gökyüzü

“Bilim adamları insanların yapayalnız kaldıkları iki anı tespit etmişler;
- Ölmeden önce
- Konuşma yapmadan hemen önce” dedi konuşmacı.

Eskiden anlaşan çiftler evlilik kararına çabuk varırlarmış. Aşklar da Türk Filmi tadında yaşanırmış. Ev kurmak için şimdiki gibi kredi yardımı almak kolay değilmiş. İki somya divan, bir piknik tüpü ve birkaç eşya ile ev düzülürmüş.
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups & KILIC