Mehmetçiği Suriye Topraklarına İtmek İsteyen

Mehmetçiği Suriye topraklarına itmek isteyen Hasan Celal Güzel’e politik reddiye! Merhaba; Sayın Hasan Celal Güzel. Siz eski bakanlarımızdandınız değil mi?

Mehmetçiği Suriye topraklarına itmek isteyen Hasan Celal Güzel’e politik reddiye! Merhaba; Sayın Hasan Celal Güzel. Siz eski bakanlarımızdandınız değil mi?

2006-2007 yılları arasında, Milletimizin göz bebeği olan Silahlı Kuvvetlerimiz de (sizin deyişinizle örgütte!) Asteğmen olarak görev yaptım, Teğmen olarak terhis oldum.

Ben Müslüman’ım… Evet! Senin o iğrenç ve bir o kadar da kokuşmuş önyargın ne kadar bana bu sıfatı yakıştırmasa da, ben Müslüman’ım. Şimdiye dek, hırsızlığı da affetmedim! zalimliği de!

Artık Sizlere Uyanın Demektense Uykunuzda Geberin Demeyi Yeğliyorum! Bir zamanlar, Kuzey Irak’ın dağlarında, Amerikan yardım sandıkları ile beslenen teröristleri gördük! Uyanın dedik! ama UYANMADINIZ!

Kimse tarafından asla bilinmeyen ama bir gün mutlaka kapına dayanacak o gün geldiğinde,şimdiye dek elde ettiklerinin hepsini iade edeceksin,

Ülkemin Artık Kötü Olmak İsteyen Evlatlarına Duyurumdur! En iyi işçi; düşünmeyen, sorgulamayan, fukaralığını kaderiymiş sanan, ses çıkartmayan, tüm bunlara rağmen aldığı kuş kadar maaşıyla mutlu olan işçidir.

‘’Ah Şu Fahişeler! Yazı Dizisi’’ / Bölüm (6) Düzgün Façalı Fahişeler… Evet! Şimdi sıra, argo tabirle; ‘’Façayı çoktan düzeltivermiş’’ fahişelere geldi nihayet…

‘’Ah Şu Fahişeler! Yazı Dizisi’’ / Bölüm (5) Dibini Aydınlatamayan Fahişeler ! Gözüne gözlük-eline sözlük- kolunun altına ‘’Nasıl insan olunur?’’ adlı bir kitap iliştirilesi yaratıklardır bu fahişeler.

‘’Ah Şu Fahişeler!'' Yazı Dizisi / Bölüm 4 – Kamera Önü Fahişeleri Aslına bakarsanız,yarım asırlık bir geçmişe sahiptir bu yeni meslek türü. Sıcacık evlerimizde, gözlerimizin ve

‘’Ah Şu Fahişeler! Yazı Dizisi’’ / Bölüm 3 – Hafif Nevrozumsu Teolojik Fahişeler Bölüm 2’de gıyabına kurşun sıkılan arkadaşlardan ziyade, bu arkadaşların fahişelikleri daha da bir girifttir. Karmaşıktır. Göz boyar, göz alır, göz çıkarır, baş ağrıtır, can yakar…

Parmak uçlarında, kitap hamurunun gizli kokusu olmadan, sadece gerdana doğru iliştiriliverecek bir fular ile, gündelik kostümüne bürünüverir bu fahişeler. Tatlı sert bir kahve dumanı altında, fi tarihinde nalları diken birkaç yazarın/filozofun/şairin eserlerinden alıntılar yaparak,

Şahsı nazarımda, beynimin ta derinliklerinde bulunan, minik sinir istasyonların da,hayaller kurarım kimi zaman. Bazen surreal, bazen real…

Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülke için yaptıklarını,gençliğinden beri bu toprakların kaderi uğruna çektiği çileyi,

Babil topraklarından her an gitmesi beklenen, Okyanus ötelerinden gelen Şeytan’ın ordusu sonunda Irak’tan çekildi…

Kurun bir kurum, sizde rahatlayın, bizde rahatlayalım! İsmi de Türkiye Cumhuriyeti Gaz Alma Kurumu olsun…

Dünya tarihi ile şu veya bu sebeple ilgilenen her insan, atalarının gelişimi üzerine kafa patlattığında, derhal, Doğu ile Batı’nın kıyaslamasına gider. Bu zorunlu bir kıyaslamadır nedense. Aslında gerçekte de bu kıyası yapmadan ne tarih anlaşılır, ne de tarihin bize vermek istediği ders…

Üstte yırtık bir tşört! Altta, kalıbı belirgin slip mayo… Ayaklarda, tabanı kararmış bembeyaz çorap!
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups