content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

03 Mar

Teoloji Sempozyumu’ndan Notlar

iki hafta önce, ortadoğu teknik üniversitesi’nde düzenlenen 1. teoloji sempozyumu‘na katıldım. odtü felsefe topluluğu ve düşünbil dergisi tarafından organize edilen sempozyumda üç gün boyunca tanrı kavramı, dinler, inançlar, din-bilim ilişkisi gibi konular üzerinde kafa yorduk…

amacım sempozyumdaki konuşmaların ve tartışmaların yanı sıra, hem oradaki akademik-aydın çevreye yeni çıkacak olan kitabım oldu da bitti maşaallah’ı tanıtmak, hem de uzun zamandır gidemediğim ankara’da üç gün geçirip kafa dağıtmaktı.

etkinliğin son günü çıkan olayların ardından biraz demoralize olup, kimi planlarımı iptal etmek zorunda kaldıysam da büyük ölçüde aklımdakileri -hatta fazlasını- gerçekleştirdim.

son günde yaşanan olaylar, yazı gündemimi de değiştirince sempozyumun geneline ve konuşmalara dair tuttuğum notları bir türlü yazıya dökememiştim…

önce son günde yaşananlarla ilgili biri radikal blog’ta olmak üzere kaleme aldığım iki yazıyı okuyalım : her türk faşist doğar , demokrasi kültürü üzerine bir örnek

gelelim sempozyum notlarına… önce seyahat ve konaklama ile ilgili iki uyarıda bulunmak istiyorum ; istanbul-ankara gidiş-dönüş için (gece yolculuğu yapmak, boş karanlığa bakıp kafa dinlemek, biraz daha fazla kitap okuyacak atıl vakit yaratmak…) karayolunu seçtim. biletlerimi de metro turizm’den aldım. ancak koltuklar rahatsız, personelin ilgisi özensiz, suit diye bilet satılan otobüsler başka bir model ve döküntüydü. anladım ki bir daha havayolundan şaşmayacağım. ikincisi; gitmeden günler önce imkb uygulama oteli’nden yer ayırtmıştım. ama birden bire telefon açarak rezervasyonu iptal ettiklerini, başka da yerlerinin olmadığını söylediler. apar topar booking.com aracılığıyla başka bir otel buldum. düşük fiyatlı bir kampanya gözüme çarptı. fazla incelemeden ödemeyi yapıp yerimi ayırttım. ne var ki daha ilk sabah otele yerleştiğimde acı manzarayla karşılaştım. bu yavuz otel, handan bozma, odalarında tuvalet ve banyo bile olmayan, kir-pas içinde bir garabetmiş. ödediğim parayı da yakarak eşyalarımı toplayıp kaçtım ve kızılay’da bir başka otele yerleştim. bu bana dört katı pahalıya patlasa da, en azından insani şartlarda konaklamış oldum. bu iki olumsuz husus, aklınızın bir köşesinde bulunsun.

sempozyumda bir çok insanla tanışma, sohbet etme imkanı buldum. edip yüksel ile bir kaç yıldır görüşemiyorduk, oturum aralarında ayaküstü bile olsa sohbet etme, dertleşme imkanı bulduk. etkinlik boyunca akşamları kaldığı otelde sohbet toplantıları düzenleyen edip ile “sünnet” ve “kuran çevirilerindeki homofobi” başlıklı iki tartışma planlamıştık ama önce edip’e medya tarafından uygulanan sansür, planlanmış tv programlarının iptal edilmesi, sonra da odtü’de yaşanan olaylar nedeniyle gerçekleştiremedik.

sempozyum katılımcıları içinde oldukça ateşli ateistler olduğu kadar, feci halde kafası karışık müslümanlar, deistler ve agnostikler de bolca mevcuttu. ancak organizasyon komitesinin tecrübesizliği ve ufuksuzluğu, olayları kontrol edememedeki yetersizliğini burada da ortaya koymuştu… oysa ben olsam “teoloji sempozyumu” na erdoğan aydın gibi entelektüel bir ateist, sevan nişanyan gibi ‘her şeye karşı’ bir ermeni, edip yüksel gibi mürted bir müslümanın yanında, uçan spagetti canavarı klisesi‘nden bir pastafaryan, jedi tarikatı ndan bir mümin, bir scientologyst,  yehova şahidi ve bir kopimişt bulur getirir, oradaki bilim insanlarının bile hayatlarında bir daha bulamayacakları bir şenlik yaratırdım…

organizasyonun ismi ilk başlarda “ateizm sempozyumu” olarak düşünülmüş ancak ne hikmetse sonradan “teoloji” olarak değiştirmişler. bu yüzden mi bilmem, katılımcılar arasında az önce bahsettiğim gibi en ateşli cinsinden, bayrak sallayanından ateistler çoğunluktaydı… bu da edip yüksel gibi inanç eksenli fikirler ortaya sunanlara sürekli bir taciz ortamı oluşmasına neden oldu. ateizm safından en çürük argüman bile çılgınca alkışlanırken, inanç kapsamındaki düşünce ve iddialar çoğu zaman yüksek sesli itirazlarla, genelde gizlenmeye bile gerek duymayan müstehzi gülüşlerle karşılandı.

sempozyumun ötesinde ankara’da gezip gördüğümü, yiyip içtiğimi twitter ve foodspotting‘de paylaştım diyor ve uzatmadan sahnedeki sunumlardan tuttuğum notlara geçiyorum :

uzm. psikolog zümrüt yıldırım : “internette 200 kişiyle yapılan bir ankette görüldü ki türk insanı daha çok içsel inanış yaşıyor ve olumlu, yani seven, bağışlayan, ihsan eden bir tanrı imajına sahipler.”

dr. edip yüksel : “türban doğrudan doğruya islam dininin bir emri değil ama ben kılık-kıyafet serbestliği bakımından türban özgürlüğünü savunuyorum. ancak iş kara çarşafa, peçeye geldiğinde oturup tartışabiliriz. sosyal açıdan ben karşımdaki insanın yüzünü görmek isterim. kiminle konuşuyorum, kiminle alış-veriş yapıyorum… farz edin ki sokakta bir adam öldürüldü, katil kim? kara bir çuval içinde bir hortlak…”

yrd. doç. dr. hasan aydın : “insanların %76’sı tanrıya inanıyor ama ne kadar dindarlar? / yaşar nuri öztürk islam’ın kapitalistleştirilme operasyonudur.”

prof. dr. yasin ceylan: “muhammed peygamber dirilse bugün o bile islam’ın telif hakkını iddia edemez. / dindarlar dini konuların tartışılmasından rahatsız olmamalı, eleştirilere cevap vermeli. / bu kadar kötülüğün, zulmün içinde ‘ben böyle zalim bir tanrı’yı kabul etmiyorum.’ diyebilen kişi tanrı’ya herkesten daha yakındır.”

duygu temel : “tanrı’nın varlığını göstermek için en büyük delil tasarım delilidir. evrim teorisi tasarım delilinin geçersizliğini göstermek için kullanılır. / yaradılışçılar ise bilime doğrudan saldıramadıklarından evrim tartışmasını felsefi temele taşıyorlar. / harun yahya dünya bilim çevrelerinde alay konusu. cahilce ve çocukça iddiaları ile bilim adamları dalga geçiyor.”

seda özsoy : “otoritenin bir kriz karşısında ortak bir düşman yaratarak birlik-beraberlik sağlamaya çalışması yüzyıllar öncesine dayanan bir davranış biçimidir. / orta çağ’da cadılık kavramı kilise dünyasının yarattığı umutsuzluktan doğmuştur. islamiyet’te ise bu kavramın yerini cin kavramı tutuyor.”

erdoğan aydın : “islam adına üretilen argüman ve açılımlar, dünyanın dört bir yanındaki islam ülkelerinin sorunlarını çözmüyor. / tarih boyunca din adına çalışan kurumların hiç biri bilime katkı sağlayamamıştır. bu konuda iyi niyetli yorumları aşan bir realite var. / tanrı adına hareket eden otoriteler ancak daha çok vergi toplamaya, daha çok silahlanmaya ya da zulme fayda sağlıyorsa bilimsel gelişmelere kucak açar / dinlerin tarihi farklı olanın hakkını ihlal etmek, onu ikinci sınıf insan haline düşürmek üzerine kuruludur. toplumsal barış, hukuk ve adalet ancak din dışı bir mekanizma ile sağlanabilir.”

etkinliğin videoları çeşitli kaynaklarda yayınlanıyor. buradan ve buradan kimi kayıtlara ulaşabilirsiniz.

(son söz olarak; etkinlik doyurucu olmasa da, faydalı ve güzeldi. ancak organizasyon komitesinin hataları affedilir ve tolere edilebilir şeyler değil. bu yüzden bir daha odtü felsefe topluluğu ve düşünbil dergisi’nin düzenlediği hiç bir etkinliğe ben katılmayacağım.)

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank