content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

12 Eki

Okuluna Sahip Çık, Yozlaşmasın

Teknolojiyi öne sürüp gittikçe eğitim öğretime yeni yapı ve uygulamaları nüfuz ettirirken esasa zarar vermek hiçten bile değil. Sırf özlük haklarına bir ayar getirelim derken öğretmenlik denen saygın bir mesleğin halk nazarında itibarsızlaştırılmasına sebep olmak gibi.

Son yıllarda eğitim-öğretimde yapılan yenileşmeler öğretmeni, okulu, dersi, kitabı, sınıfı, teneffüsü, örgün eğitimi neredeyse yeniden tanımlatmak zorunda bıraktı. Yeniden tanımlayalım tanımlamaya da önemsizleşen öğretmeni eskiden biz “öğrenme sürecinin çok önemli bir öğesi” olarak tanımlardık. Şimdi kalkıp “önemsiz bir öğedir” diyemem. Aynı mantıkla ne okulu, ne de kitabı ve ders denen o 30 ile 45 dakika arasında değişen öğrenme sürecini de bu gibi sulandırıcı tanım kalıplarına sokamam. Sadece şunu belirtebilirim ki, bu değişim gerek eğitimciler, gerekse halk nazarında öğretim kavramının önemsizleşmesini sağladı. Bu bir tehlike.

Başbakan dershaneleri kapatacağım derken konuya biraz da bu açıdan bakmalı. Şu an sistem üzerindeki değişiklik çalışmaları eğer tutarsa kaybolan bu kadar değerin yeniden kazanılması anlamına gelecektir. Okul eski saygınlığına kavuşurken, öğretmen yine toplum nazarından önemsenen bir kişilik, sokakta karşılaşıldığında görmezden gelinen değil, yine iltifat edilen göz göze gelip ve bakışarak selamlaşmak istenen birisi olacaktır. Öğretmenlik uygulamaları sebebiyle okullarda yaptığım gözlemler öğrencilerin ders denen o süreci fazla önemsemediklerini, öğretmen denen o yüce kişiliği pek takmadıklarını, hatta “şşş hocaaa… ders bitti yaaa…” üslubuyla muhatap alındığını gördüm. Yaka paçası bir tarafa, jöleli saçları bir tarafa kaymış, cilalı, boyalı, döğmeli, elinden cep telefonu düşmeyen bir kişilik olarak karşımıza çıkan erkek ve kızların öğrencilikleri çok düşündürücü. Ailelerin gözbebekleri, annelerinin kuzusu, babalarının aslan parçası, karşı cins akranının “aşkısı” bu gençler bu ayarla üniversiteye kadar geliyorlar.

Kimlikleri zarar görmüş, cinsiyetleri dağılmış, başı dumanlı bu gençleri ben yetiştirmiş olmayım. Böylesi okullarda öğretmenlik yapmak istemem. Dershaneler yüzünden okulun yiten anlamı “her halükarda diploma sağlayan kurumlar”a dönüştü. Dershaneciler toplanıp Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a kızmış, “bizi asla kapatamazsın” demişler. Bir ticarethane statüsünde çalışan bu işletmelerden atanamayan öğretmenler, eğitim fakültesi mezunu olmayan Fen-Edebiyatlılar, matbaacılar, gıdacılar besleniyorlar. Kapatılmaları zararlı olur. Ama bir ülkenin eğitim sistemini işlevsizleştiriyorsa, gözünüzü karartmak zorundasınızdır. Şu anda da bu yaşanıyor. Başbakanın yaptığı biraz tribüne oynamak oldu. Yoksa sayın Bakan Ömer Dinçer’in dediği gibi öyle bir sistem uygularsınız ki, zamanla dershaneye gerek kalmaz. Bu süreç bir yıl da mı, iki yılda mı tamamlanır bilinmez. Ama tamamlanır.

Şu an için beklentiniz “Eğitim” denen bu olgunun her neresi zarar gördü ise acilen doğal önemine kavuşturulması. Okul kutsallığını, öğretmen veliliğini, emaktarlığını ve her ne yaparsa yapsın eli öpülesi yüceliğini, kitaplar bilginin ana kaynaklığını sürdürmeye devam etmeli. Lütfen bu dediklerim arasında teknolojiye ve öğrenci merkezli eğitime karşı çıkıyormuşum gibi algılanmasın. Sürecin tüm paydaşlarının varlık sebepleri korunursa, sistem kendi hatasını gelişme sürecinde düzeltir. Ben bir öğretmen olarak sınıfta ders anlatırken bir öğrencinin cep telefonuyla uğraşmasını büyük bir hakaret sayıyorum. İki insan birbiriyle iletişim halindeyken eğer içlerinden biri konuya ve ortama ilgisini kaybedip yönünü değiştirir ya da kendi dünyasına dönerse, iletişim kopar. İşte bizler de derste aynen böyle oluyoruz. Çareyi elbette öğretmenlik becerisinde aramak mümkün ama öğretmeni, kendini pazarlamaya sürekli gayret eden bir duruma sokmanın çok ama çok aşağılayıcı bir pozisyon olduğunu düşünüyorum.

Bu öyle ya da böyle düzelmek zorunda. Bu müşteri-satıcı ilişkisi değildir. Ne veli, ne de öğrenci ilişkiyi bu seviyede değerlendirmekten vazgeçmeli. Bunun kökenine bakıldığında, okuldaki öğretmenden alınacak faydanın günlük yaşamda pek fazla işe yaramadığına inanç olduğu görülüyor. Başbakanın Dershane derdi biraz da buradan kaynaklanıyor. Kim bundan acır bilemem ama bu böyle devam edemez, etmemeli…  Sayın veli! Okuluna Sahip Çık, Yozlaşmasın.

Etiketler : , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank