content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

23 Kas

Öğretmenler Günü Anlamlı mı?

Neyi neden kutlayacaksınız düşünün
ÖĞRETMENLER günü geldi çattı. Atanma problemi yaşayan öğretmenlerimizi görmek adına "bi dahaki seneye bizim de öğretmenler günümüz kutlanacak mı?" sormak lazım... Bu cümle bir öğretmen adayına ait. Kutlamaların arifesinde dile getirilen ve öncesi oldukça dramatik tablolarla dolu bir mesajın sonudur bu.

Öyle ya da böyle bir şekilde öğretmen olmaya karar vermiş birisi için gerisini düşünmek o kadar önemli değil. Önünüzde bir adayın olması sizin onu olması gerektiği gibi eğitmeniz için yeter de artar bile. Neden geldi, nasıl geldi işin biraz detayı. Yıllardır atamalarda ve öğretmen ihtiyacı planlamalarında dile getirilen ama bir türlü çözümü bulunamayan bir konu. Çözümü bulunamayan derken, bilimsel anlamda çözümsüzlükten bahsetmiyorum. Belki de sırf bu sebeple "çözüm bulunmayan" ifadesini kullansam daha yerinde olacak.

Sık sık meslek öğretmeni adaylarıyla görüşüyor dertlerini dinliyorum. Mesleki-Teknik eğitime dünyanın verdiği önem ortadayken, çeşitli siyasi sebeplerle "efendim şöyle ama bir de böyle" gibi laf ebeliklerini sevmiyorum. İlgililere her fırsatta aktarmaya çalıştığımız bu konu, ülkenin kalkınmasında neyin öncelikli olduğu gerçeğinden önem kazanmaktadır. Bizi her fırsatta konuşturan da bu. Son yıllarda "öğretmen ihtiyacı' gibi bir faktöre bakarak öğretmen adayı alımları yapılmaz" bakışları gittikçe sinirlerimizi de bozuyor. Dünyanın gittikçe aydın toplum yetiştirme kriterini benimsediği ve her üniversitelinin ille de bir işe yani ana mesleğine atanmasının zorlanmadığını savunuyorlar. "Üniversite eğitimli vatandaş" sayımızdaki "azlık" meğerse tüm toplumsal ve ekonomik problemlerimizin temelini oluşturuyormuş da haberimiz yok. Buna benzer bir konu ehliyet sahibi olanlarda da yaşandı. Açılan butik programlarla kısa dönemde hemen herkese bir ehliyet dağıtımı yapıldı. Ana gerekçe Avrupa Birliği ülkelerdeki ehliyetli sayısının fazla oluşu. Bugün gelinen nokta itibariyle ülkenin kara yolları cephesinde hemen her gün onlarca can kaybediyoruz. Kimse buna bir çözüm üretmez.

Öğretmenlerimizle ilgili kalite, özlük ve atanma sorunu ortadayken "öğretmen niteliğinden yoksun" kişiler defalarca öğretmen olarak ya atandı ya da geçici istihdam edildi. Bugün eğitimde gelinen noktada, uluslararası başarı ölçümü yapan TİMMS, PİSA gibi sınavlarında Türkiye'nin yerinin listenin son sıraları olduğu gerçeğini görmek gerek. Bu meseleye esastan bakmak gerek. Geçici çözümlerle, konuşanı susturmalarla, hele biraz eğitilmişliğimiz artsın beklentileriyle eğitim meselesi çözülmez. En azından ben üniversite hocalığımda bunlardan bahsediyorum. Geleceğin öğretmenlerini bu bakış açımla yetiştiriyorum bilesiniz.

Bugün öğretmen ihtiyacı (resmi+özel+kişisel+yurt dışı+dolaylı) ne ise geliştirilecek eğitim politikası ve ekonomisiyle ortaya bir rakam çıkacaktır. Kimse azalttığınız kontenjana "neden azalttın" demiyor. Madem ortaya kalacaktım neden bana bir yol gösteriyorsun diye soruyor.

Türkiye ve Türk halkı büyüklerin sözlerine ve kararlarına hala inanan bir düşünceye sahip. Eğer bir yerde bir oluşum varsa, kesin ondan bir tarafa doğru bir akıntı da vardır. Eğer bir kapı açılmışsa, sizi o odaya kapatmayacaklardır. Odanın diğer kapısından farklı bir alana doğru yeni kapı ya da kapılar kesin vardır. Eğer oda tek kapılı ise ya da diğer bir çıkış yolu sadece bir delikten ibaretse, bu odaya girenler delikten çıkışta biriktikleri için ya işkence çekecek ya da insanlık dışı muamelelere uğrayacaktır. Delikten çıkmaya çapı büyük gelenler girdikleri yerden geri çıkmak zorunda kalacaklardır. Bu da doğal olarak girenlerin ezilmesi, itelenip kakılması, girişte arbedeye sebep olacaktır.

Bu mülahazalarla ilerde öğretmen olmayı düşünen ve bu nedenle eğitim fakültelerini tercih edenler için ben işkenceci değilim. Ne zaman atanamayan bir aday görsem göz göze gelmekten kaçınıyorum. Çünkü ben istemeden işkenceci oluyorum. Lütfen beni bağışlayın. Ama artık vicdanım buna razı değil. Benim sınıfımın girişi ve çıkışı açık olsun. Her kim nereden gelecekse buyursun gelsin ve benden aldığı ilhamla nereye gidecekse gitsin. Ben aydınlık solumak istiyor, aydın nesil yetiştirmek istiyorum. Gelecek kaygısıyla, atanma ve özlük hakları korkusuyla öğretmenlik elde edilmez.

Tüm bu alanın mağdurları için bana gelen mesajı bir kez daha paylaşmak istiyorum: "bi dahaki seneye öğretmenler günümüz kutlanacak mı?"

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank