yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

27 Ara

Kirlilik ve Arınma Üzerine

İktidarda hangi hükümet bulunursa bulunsun, en “moderninden” en “ilkeline” kadar, her şeyin kar ve para üzerine kurulduğu kapitalist dünyada, diğer tüm “kutsal” değerler talidir. İşin içine para girdiğinde, “toplumsal ahlak”, “kutsal aile” gibi kavramların, yoksullara yapılan ikiyüzlü propagandadan ibaret olduğu çıkar ortaya. Bir bakarsınız, İtalya’nın başbakanı mahkeme önündedir, Tokyo valisi aynı nedenle istifa eder, ya da bizdeki gibi, bakanlar, bakmayanlar milyon dolarlık rüşvetin aktörleri olarak çıkarlar karşımıza. Hiç biri çıplak değildir, aç değildir, bize her gün “şükretmemizi” salık verirler, ama hepsi hiç doymayacak kadar açgözlüdür. Yani bu günlerde bizde yaşananlar özel değildir, kapitalist açgözlülüğün Türkiye versiyonudur sadece.

Ama bizim coğrafyamızda vuku bulduğuna göre bir özgünlüğü, iktidar ve “muhalefetin” savunma ve eleştirilerinin dışında söylenecek “özel” şeyler de olmalıdır.

İlk söylenecek söz, bu, mide bulandıran kirliliğin hangi nedenle olursa olsun ortaya çıkmasıdır. Bu kirliliğe bulaşanlar hem toplum vicdanında hem de mevcut yasalar çerçevesinde mahkum edilmeli, siyasi yaşamın tümüyle dışına atılmalıdır.

Mevcut hükümetin bunu yapıp yapmayacağı onların bileceği bir iştir, ama bu kirle yürüme şansları yoktur.

Uzun yıllardan sonra bir parti ilk kez bu kadar kitle desteği sağlamış, ilk kez bu kadar uzun süre iktidarda kalmıştır. Bu iktidar döneminde, hükümetler üstü hükümet olan askeri vesayet geriletilmiş, derin yapılanmalar içinde yer alanların tamamına dokunulmasa da, görünen ve görünmeyen iki devletin varlığı halk yığınlarınca kavranmıştır. Hrant Dink gibi bir Ermeni demokratın katline bu iktidarın bürokratları göz yummuş, o bürokratlar korunmuş, yükseltilerek ödüllendirilmiştir. Aynı iktidar Kürtlerle otuz yıldır devam eden savaşı bitirmek için de adım atmış, Öcalan’la açıktan görüşmeler başlatmış, ama süreci “Osmanlı Oyunlarıyla” sürüncemeye sokmuştur. Hrant’ın katlindeki vebali açık seçik ortada olan Akyürek gibi polis şeflerine, Anayasa Mahkemesi kararıyla Balbay’ı salıveren, sıra Kürt milletvekillerine geldiğinde, süreci sabote etme pahasına, salıvermeyen mahkemelere ses çıkarmamış, aynı polis şefleri ve hukukçular kendine dokunduğunda “demokrat” kesilmiştir. Askeri vesayetle ilişkileri de çok farklı değildir, bir yandan darbelere ve darbecilere veryansın ederken, diğer yandan militarizmi her türlü mali denetimin dışında tutmaya devam etmiştir. Kürtlerin yasal olarak seçilmiş yöneticilerini tutuklarken “paralel devlete” izin verilemeyeceğini anlatmış, yine kendine dokunana kadar cemaatin paralelliğini ağzına almamıştır.

Politikada çifte standart –siz ikiyüzlülük olarak da okuyabilirsiniz- eninde sonunda sahibini vurur, onları da vurdu, hem de tüm kirlerini göstererek vurdu. Vuranların derdi kirleri göstermek miydi, hiç emin değilim. Barış Sürecini çökertmek üzere derinde ve pusuda yatanların varlığı, ortaya çıkan mevcut kirlilik kadar, herkesin malumu. Ya bu kirden arınıp Barış Sürecini hakkıyla sürdürecek, ya da bu coğrafyayı yeniden otuz yıllık kan gölünün içinde bırakıp tarih sahnesinden çekileceksiniz. Başta Kürtler olmak üzere demokrasi güçleri yeniden kan ve barut kokusu duymak istemez, ama onlar artık kendi yönünü bulabilecek, darbecilerin, sahte muhaliflerin söylem ve yalanlarına kanmayacak kadar olgunlaştılar, Kürtler demir cendereden, metropol gençleri Gezi’den geçtiler.

Artık birkaç yıl, hatta birkaç ay öncesinin “lüksüne” sahip değilsiniz, tercih sizin.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1


2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank