content
29 Ara

Kadın Olmak (!)

Ne kadar zor günlerdi yaşananlar şimdi düşünyorumda…

Doğarken yapmıştı hayat ona ilk adaletsizliğini. Oysa o ne kadar da sevimli bir bebekti, küçücüklerdi elleri, sıcak bir kucak arar gibi. Fakat babası böyle olmasını istememişti ki. O erkek adamdı oysa, nasıl biz kızı olabilirdi ki. Şimdi ne diyecekti ki arkadaşlarına, köy yerinde kız çocuğunu ayıp sayarladı. Şükran’a çok kızmıştı Hasan, neden ona bir erkek çocuk daha vermemişti ki. Ya zavallı Ayşe, onun  suçu neydi peki. Hasan nedense zor sevmişti Ayşe’yi. Tek tesellisi ölen annesiydi, adına Ayşe ismini vermişti, ama Ayşe için yaşanacaklar yeni başlıyordu. İlk yıllar Ayşe’nin en güzel yıllarıydı, çünkü bebekti henüz, büyümemişti. Seneler birbirini kovaladıkça küçük kız da büyüyordu. Okula gitme yaşı gelmişti sonunda, Ayşe okula gidecekti. Fakat bu nasıl olabilirdi ki, Hasan için bu yaşlar tam çalışma zamanlarıydı.

Küçük Ayşe artık babasına yardım edebilirdi. Nede olsa artık o bebek değildi. Şimdi dışarı çıkarlar, hayvanlara yem nasıl verilir öğretirdi Hasan kızına. Nede olsa bu da bir tür eğitim değilmiydi, herşeyden önce ailesi önemli değilmiydi. Ayşe büyüdükçe daha iyi anlar olmuştu hayatı, oysa hayat... Hasan ilk kez Ayşe’yi dövmek zorunda kalmıştı bugün. Dövmek, ama ne dövmek…

Hasan sabah kalktığında kızının hayvanları otlatmaya götürmediğini öğrenmişti. Önce birkaç tekmeyi eşi Şükran’a atmıştı. Fakat zavallı kadın anca kendine geldiğince anlamıştı yediği sopanın nedenini. Belki vurmadan önce sormayı deneyebilsedi kocası, belki de… Ama Hasan için şimdi önemli olan şey Ayşe’ydi! Gerçekten telaşlanmıştı kızına. Belki de ilk kez o zaman anlamıştı onu sevdiğini. Fakat akşama yakın eve geldiğinde Ayşe, babasının, elinde kalın bir sopayla kapıda beklediğini görmüştü. Hasan bu kez vurmadan önce sormuştu, “neredeydin” diye. Fakat aldığı cevap onu o kadar çok sinirlendirmişti ki…Önce birkaç tokat vurmuştu kızına,  küçücük yanakları kıpkırmızı oluvermişti hemen. Üstelik bu gün hava biraz da soğuktu, Ayşe babasından yediği tokatla bırakmıştı kendine soğuk toprağa. Fakat şimdi tokat yerini tekmeye bırakmıştı, ardından sopaya. Şükran Hanım çok denedi kızını babasının elinden almayı, ama ona nasıl gücü yetebilirdi ki. Ne de olsa güçlü olan oydu, o erkekti… Son bir hamleyle zorda olsa kızının önüne atabilmişti kendini. Şimdi o tekmeler ve sopa darbeleri Şükran Hanım’a geliyordu. Ama o anneydi sonuçta, büyüktü, küçücük kızının bedeni bu darbelere dayanamazı ama kendisi dayanabilirdi kocasının tekmelerine, ama o…

Hasan her tekmesinde yüksek seslede bağırıyordu kızına,“Nasıl gidersin okula benden habersiz  hemde onca iş dururken”. Evet işte sebep buydu, Ayşe sabah abisiyle birlikte okula gitmişti, Şükran Hanım’dan gizli. Ayşe okulla böyle tanışmıştı işte. Onun son macerası da olamayacaktı üstelik bu. Hasan babasından böyle görmüştü. Erkek çocuklar karılarına bakabilmek için iş güç sahibi olmalıydı, okula gitmeliydi. Oysa kızlar bir gün el kişisi olacaktı nasılsa, kocaları kendilerine bakardı. Bu gün Ayşe 17 yaşına gelmişti sonunda. Artık pazarlık zamanı da gelmiş oluyordu böylece. Hasan’a civar köylerden teklifler geliyordu kızı için. Kimi 5 koyun, kimi 5 dana, kimi onlarca altın…

Tabi tüm bunlar kızı Ayşe içindi. Hasan ilk kez bir kız çocuğunun kötü bir şey olmadığını düşünüyordu şimdi. Fakat bu karar o kadar da kolay olmamıştı Hasan için, iyi ölçüp iyi tartmalıydı. Köy yeriydi nede olsa, herkesi tanıyordu. Ayşe’nin adı çıkabilirdi, millet dedikoduyu severdi nede olsa. Sonunda karar kılınmıştı. Remzi’nin oğlu Ali’ye verecekti Ayşe’yi. Hem o diğerlerinden daha fazla başlık parası teklif etmişti. Söz kesildikten sonra bir ay içinde yapılacaktı düğün, yoksa hoş karşılanmazdı. Evlendiklerinde ikiside 17 yaşındaydı. İlk zamanlarda yolunda gitmişti herşey. Sonra birgün bir haber gelmişti Hasan’a, kızı kaçmıştı, bir başka erkekle kaçtığı söyleniyordu. Hasan deliye dönmüştü bunu duyunca. Oysa kimse Ali’nin Ayşe’yi neden dövdüğünü sormuyordu bile. Ayşe kocasından sürekli dayak yer olmuştu son zamanlarda. Fakat şimdi bunların önemi yoktu. Nede olsa Ali kocasıydı onun. İnsan kocasına söz bile söylerse günahtı onlar için. Şimdi herşey bir kenara bırakılacaktı, söz şimdi töredeydi. Törenin kuralları katîydi; Ayşe ölmeliydi. Bunu yapacak en uygun kişi ise şimdi 19 yaşında olan abisi Mehmet’ti. Oysa Mehmet’in hayali hep bir üniversite okumaktı. Fakat burada karar babadaydı. Mehmet’e üniversite izni çıkmadığı için şimdilik babasına yardım ediyordu. Nasılsa yakında da askere gitmeliydi. Fakat şimdi daha önemli bir şey vardı, kızkardeşi Ayşe, o ölmeliydi.

Mehmet şehre gitmişti, Ayşe’yi bulması zor olmamıştı. Kızkardeşi, halalarının yanına gitmişti. Mehmet Ayşe’yi gördüğünde neredeyse onu tanımayacaktı. Eli, yüzü, gözleri hep yara bere içindeydi. Ali onu dövmüştü, o da bu yüzden kaçmıştı. Fakat Ali’nin karısına attığı iftira onun şuanda öldürülmesi gerektiğini söylüyordu. Mehmet’se kardeşine söz hakkı bile vermemişti. Tetiği çektiğinde anlamıştı oysa hatasını. Hayalleride böylece son bulmuştu Mehmet’in ve de Ayşe’nin.Mehmet 8 sene sonra çıkmıştı hapishaneden. Şimdi bir üniversitede öğrenciydi. Ona öğretilen ne törenin anlamı var artık onun için, nede namus uğruna işlediği cinayeti. Yanında ise ne öldürdüğü kızkardeşi vardı, nede babası. Çünkü babası o içereyken ölmüştü. Annesi ise amcasıyla evlendirilmişti. Yeni bir hayata merhaba dedi Mehmet. Ne annesi, ne babası ne diğerleri… Şimdi istediği tek şey geleceğiydi. Amacı okuyup öğretmen olup töreyi anlatmaktı, töre cinayetlerini bitirmekti. Tüm bunları nerden mi biliyorum. Ben kimmiyim. Ben şuanda öğretmenlik okuyan biriyim. Ben geleceği sabırsızlıkla bekleyen biriyim. Çünkü ben Mehmet’im.  Dipnot: Bu yazı tamamıyla bir kurgudan ibaret olup, kişi adları ve karakterler hayal ürünüdür.

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

3 Kere Cevaplanmış to “Kadın Olmak (!)”

  1. 1
    mehtap Says:

    çok iyi ama ben fıratın anne ve babasının adını sordum?

  2. 2
    ayşe Says:

    kadın olmak... ben daha şanslıyım galiba yazıdaki ayşeden öğretmen olmayı başardım zorluklara rağmen ama bu yazılanlar kimsenin umrunda değil

  3. 3
    Muhammet Yürük Says:

    Sayın Ayşe Hanımi sizin bunu başarmış olmanıza gerçekten çok sevindim. Sayın Mehtap Hanım, üzgünüm ama yorumuzunu anlayamadım. Her ikinize de yorumlarınız için teşekkür ederim.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank