content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

02 Haz

Halk Devrimi mi Şia Egemenliği mi?

Bir yazımda “Gerçekleri görmemek için gözünü kapatanların önlerini de göremeyeceklerini yazmıştım.” Haklı olduğumu da sanıyorum. Zkucuk_20130601_366824ira dün Mısır ve Tunus gibi ülkelerde gelişen olaylara alkış tutanlar, bugün Suriye’de gelişen olaylara hayret ediyor hatta şaşırıyorlar.

Bu bağlamda; 26 Ağustos 2011 tarihinde kaleme aldığım bir yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum:

HALK DEVRİMİ Mİ ŞİA EGEMENLİĞİ Mİ?

Bu günlerde ortadoğuda yaşanan olaylar sıradan olaylar değil, bir yerlerde planlanan senaryonun işleyişi gibi.
Peki, bu senaryo Arap halkının devrimi mi yoksa Şia fikrinin/düşünce akımının egemenliği mi olacak? Yani bu gelişmeler bilinçli veya bilinçsiz hangisine hizmet edecek, kime yarayacak?
Evet, bu yaşananlar halk devrimi mi yoksa Şia düşüncesinin ortadoğuya egemen olma başlangıcı mı? Veya bu korkuyu salarak, Irak'ta kısmen başarılan ve birilerince neticesi alınan; Sünni-şii kırımını ortadoğunun tümüne yaymak mı?

Harekete düçar olan zeminlerde ilkin, sabit noktaların göze çarpması gerek bence. Şöyle ki: Allah korusun, deprem anında sallanmayan bir yer düşünün, herkesin odak noktası orası olmayacak mı? Veya denizi düşünün, dalgaların biri gelip diğeri gittiğinde insanın dikkatini en çok ne çeker.
Kaç zamandır ortadoğu denen zeminde kitlesel bazda bazı olaylar, dalgalanmalar ve ayaklanmalar oldu, oluyor… Herkes bir şeyler yazdı, gayet doğal olarak: Kimi dış mihrak dedi, kimi iç dinamik… Tabii herkesin “dış mihrak” ve “iç dinamik” anlayışı ve tanımlaması arasında, Sera ve Süreyya uzaklığı nispetinde bir uzaklık var…

Tunus, Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki bu kitlesel ayaklanmaları sıradan bir ayaklanma görmeyip, “Halk, demokrasi ve özgürlük istiyor diye sıradan bir demokratik hareketlilik olarak değerlendirmeyen ve bu hareketleri emperyalist sermayeye ve yerli müşterilerinin çıkarlarını gözeten Amerikan uşağı diktatörlüklere karşı çıktıkları için aynı zamanda devrimci hareketlerdir, sadece şekilsel demokrasi değil bağımsızlık ve bir ulusun kendi politik sistemi ve kaynakları üzerinde tam hâkimiyetini kurmayı talep eden hareketler” olarak tanımlayanlar da olabilir…

Ortadoğu ortadoğu olalı böylesi çalkantılara ve kitlesel ayaklanmalara tanıklık etmemiş desek, tarihe haksızlık etmiş oluruz belkide…

Neyse, bana göre dış mihraklar varsa şayet bu kargaşada, niyetleri; islamın önüne koydukları sedlerinin gelen gür, gezgin/seyyah ve okumuş olduklarından aldanmayan ve aldatılamayan müslüman gençlerin dalgalarına direnemeyeceğini görüp seddin ömrünü uzatmak adına sedde bazı delikler açmak suretiyle bu basıncı hafifleterek pasifize etmeyi amaçlamış olabilirler…
Şöyle ki; Tunus'taki yasaklı En- Nahda Hareketi'nin Londra'da sürgünde yaşayan lideri Gannuşi Türkiye'ye verdiği bir röportajda aynen şunları ifade etmiştir. "Türkiye'de daha önce baskıcı bir laikçi rejim vardı. Şimdi bu rejim değişmiş ve ılımlı İslam modeli getirilmiştir. Biz bu çerçevede Türkiye'yi model almaktayız." Görüldüğü gibi Türkiye'deki mevcut hükümet ve "Ilımlı İslam Modeli" Ortadoğu halklarına model olarak sunulmaktadır.
Yok iç dinamikler ise bu direnişin sebebi, bu dinamikler kim diye sormak gerek. Çünkü “Tunus devriminde etkili olan 2006 ve 2009 yıllarında ABD'nin Tunus Büyükelçiliğinden Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na gönderilen ve Wikileaks'a sızan raporlarda "Başkan ve ailesi, iktidarları süresince yolsuzluklardan elde ettikleri servetleriyle ayrılıp bir Avrupa ülkesinde emeklilik hayatı sürmeyi planlıyor” cümlesiyle ayaklanmış bir halk ve neticesinde domino etkisi diye adlandırılan bir hareket başgöstermiş. Organize edilmiş, bir veya birkaç merkezden sevk edilen bir halk yok karşımızda. Şayet o dinamik bıçağın kemiğe dayanmış olmasıysa bu ne biçim bir iç dinamik olabilir sizce?

Fakat değinmek istediğim konu başka: Tüm bu kargaşa ve depremde sükunet içinde olan ülke; İran… Evet, herkes İran islam cumhuriyeti, diyor fakat nasıl ki Suud; Vehhabi krallığıysa İran da islam cumhuriyeti değil, İran şia cumhuriyeti bence…
Ve bu kargaşalar onun hoşuna gidiyor hatta onun telkinleriyle de oluyor desem kimse gocunmasın lütfen.
Irak’ın yüzde kaçı şii bilen var mı? Peki, Libyanın, Bahreyn’ın! Evet kimse meselenin bu yönüne bakmıyor…
"KÖRLERİN ve TOPALLARIN EGEMENLİĞİ" başlıklı yazımda; "üç dinin arasına sıkışmış/sıkıştırılmış dünya insanlığa ne verebilir ki" demiştim…
Şimdi ise; Şia, Sünni ve Vehhabi düşüncesinin pençesinde can çekişen ortadoğu halkına tabaası oldukları islam, bu tebaalarına ne verebilir ki diyorum…
Geçmişe bakın; Safevi ve Osmanlılar arasında yaşanan savaşlara ne ad verebilirsiniz… Başka bir ifadeyle o savaşlar ne için yapılmıştı… İslam için mi?
Böylesi bir düşünceyi güncelleme niyetinde olanlar İdris-î Bidlisi'nin olmadığını hesaba katarak hareket etmeliler!

Peki, şimdiki ayaklanmalar ne derecede özgürlük adınadır; kimler, kimleri kimlerden azade ediyor? Bence, iktidara gelecek olan halkın büyük çoğunluğu şii’dir ve İran’ın işine gelmektedir…

Firavunlar'ın ülkesinde Devrim diyenler de oldu.  Peki, Firavun devrilince yerine kim gelmişti hatırlayanınız var mı? Firavun devrilince Musa gelmişti iktidara! Ya şimdi?

Demokrasi geliyor, halkın iktidarı geliyor diye alkışlayanlar bence gidenlerden çok gidenlerin yerine kimlerin geleceğini kestirmeden sevinmesin hele-hele Suud Krallığı hiç sevinmesin…
Birilerinin eliyle Irak’ta başlatılan Sünni-Şii katliamlarını unutmuş değilim…

Varsayım diyorsanız, bende de var onlardan. Örneğin; çekingelerim var deyip birkaçını şöylece sıralayabilirim: Sonlarının geldiğinin farkına varan ortadoğu liderlerinden kiminin Saddam gibi "birilerinin" işgalini meşrulaştırmaya çalışmadığı ne malum!
Yani bu olaylar, ortadoğudaki bazı coğrafyaların işgaline zemin hazırlamak ve uluslararası arenada işgalleri meşrulaştırmak adına yapılan hareketler olmasın sakın?
Tarih tekerrürden ibarettir diyenler, az buz insanlar değil hatırlatırım...
Ayrıca basit bir soru da sorabilirim zihinleri karıştırmaksa maksat; Libya lideri Kaddafi eğitimini nerede almış bileniniz var mı?
Bakalım Şia neyler neylerse Şii eyler sünni onu seyr eyler…
Önümüzdeki yıllar belki de aylar içinde, ortadoğu çok çetin sıkıntılara ve fikri çatışmalara gebedir vesselam…

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank