content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

21 Şub

Garip Yolun Yolcusu

 Yıldırım hızıyla akıp geçen ömrün içinde, ruhumuzda derin izler bırakan kaç mevsim, kaç kış,  kaç bahar yaşadık kim bilir? Bunların içinde ne çok mutluluklar, özlemler, arayışlar, pişmanlıklar, dize vuruşlar, sevgiler, hayaller ve pek çok kırıklıklar yer almıştır. Zamanın akıp giderken bıraktığı tortular, yüreğimizde kabuk bağlayarak sessizce yatıyorlar vakit onları antika değ...erine ulaştırıncaya değin...
Geçmişte yaşadığımız pek çok anının bıraktığı tat, içinde bulunduğumuz günün tadından üstünmüş gibi geliyor insana. Dünde kalanları hatırladığımızda, yaşanmış bitmiş, gitmiş olan her şeye karşı özlemli duygularımız uyanıyor... Üzerimizden geçen zaman sanki eski günlerimize güzelleştirme operasyonu yapmış gibi.
Zahmeti gitmiş rahmeti kalmıştır mazinin hatıramızda. Mazi ile ilgili olan her şey insanda duygusal bir boyut taşıyor. İçinde her daim bir yudum hüzün vardır. Çünkü geriye dönüşü olmayan yolda hızla yol almaktadır mazi. Neyi veya kimi ne kadar sevdiğimizin farkına ancak maziye karışınca, özleyince daha iyi anlıyoruz..
Düne özlem duyduğumuz gibi yarından da heyecan duyuyor, hayaller kuruyoruz ama nedense bugünümüzün farkında pek olamıyoruz.
Elimize bir kez geçen ömür sermayemiz, en değerli varlığımız olduğu halde, en hoyratça ve savrukça harcadıklarımızın başında gelmekte ne yazık ki!.. Bir gün mutlaka bitecek olan ömrün bilincinde olmamıza rağmen kıymeti, değeri olmuyor sonu görünmedikçe. Ömrümüzün sınırları belirtilerek verilseydi, acaba nasıl kullanırdık onu diye sık sık düşünüyorum. Delinin post saydığı gibi saliselerimizi sayarak mı geçirirdik? her adımımızı cetvellerle mi ölçerdik acaba?  Böyle bir durumumuz olsaydı, kimisi başını seccadeden kaldırmaz, kimisi havradan, kiliseden çıkmazken; kimisi vur patlasın çal oynasın işini daha bir ihtiras ile yapardı galiba…
Oysa sınırı belirsiz olan ömrün içinde zaman israfının korkunç boyutlarıyla kulaç atıyoruz.  Elimize tekrar geçme şansı olmayan hayatın ziyan oluşundan asla kaygı duymuyoruz ama iki kuruşluk bir eşyamıza zarar gelse yüreğimizden yanıyoruz…
“Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş” sözüne kulak vererek dünyaya kalıcı izler bırakarak gitmek en kârlı olanıdır. Gideceğimiz öbür alemde burada kalan her iyi iz lehimize işleyecektir. Nasıl ki mazide kalan tatlı anılar hatırlandıkça bugün bizi mutlu kılıyorsa, bu dünyada bırakacağımız insani izler de öbür dünyamızda bize mutluluk verecektir…
GARİP YOLUN YOLCUSU
Her hayat bir romanmış yaşayana armağan Ak’la kara yan yana, sırlı sualler yağan Çıkmaz içinde sarmal, eğri doğru karışık Ölüm akla sığmazken, doğum sanki olağan!
Meşakkâtli başımın, kimdir üstünde duran? Yaşamın büyüsü mü ufkuma tuzak kuran? Tebessümün peşinde sağanak, tipi, boran Aynı telden çalıyor, her devirde bu devran
İhya olsa ömürler, hayat sonunda fer yok Hengâmeyle geçiyor, müşkül zamanda kâr yok Muktedirin elinde darbe ile debdebe Kibirli arsız nefsin, yüreğinde ayar yok!
Bir sanat eserinde, yaşamak tadı varken Güneşi ters çevirip kuyular kazılıyor Seyrangâh ve lezzetle dolu dolu diyarken Alnımıza zoraki mor yazı yazılıyor
Eğri aldı götürdü bir sürgünlük başımı Kırılanlar kırıldı, doğrultsam da kaşımı
Garip yolun yolcusu, yazan çizen âşıklar Kazan dolusu aştan, boşa çıkmış kaşıklar Bir tutamlık kâr için haddini aşan kafa, Oltayı öyle at ki aşka gelsin balıklar!
Asuman Soydan

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1


2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank