yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

17 Oca

Eveleyip Gevelemeden 17 Aralık 2013 Operasyonu/Darbesi vs Üzerine

Ortaçağdan çıkarken veya 19 ve 20 yy. klasik imparatorluklar dağılırken her devletin kurulurken veya kurulu devletleri dönüştürürken dayandığı bir sosyal/sınıfsal tabanı vardır. Bu tabanın da bir kuruluş felsefesi vardır. Fransa’da ticaret burjuvazisi, İngiltere’de baronlar (soylular), ABD büyük toprak sahipleri, Rusya’da proletarya vb. Diğer kurulan devletler genellikle bu devletler kurulurken veya devrimlerle dönüşürken yayımlanan bildirimlerin (manifesto) ilkelerini baz almışlardır kurulurken, bağımsızlığına kavuşurken, devrimlerle dönüşürken… Şablon genellikle budur.

Klasik imparatorluk olan Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasında son nokta olan I. Dünya Savaşında sonra kurulan devletlerden biri olan Türkiye Cumhuriyeti de kurulurken, Osmanlı askeri ve sivil bürokratlarının öncülüğünde kurulmuştur. Her ne kadar eşraf kuruluşa ortak edilmiş ise de (I. Meclis) temelde yeni devleti şekillendiren bürokrat kadrolar olmuştur.

Bir bağımsızlık savaşı ile birlikte verilen kurtuluş ve kuruluş mücadelesinde başka bir sonucun olması da mümkün değildi. Çünkü dağılan imparatorlukta Türklere kalan coğrafyada en örgütlü, devlet bilinci olan sosyal kesim bu bürokrat kadrolardı. Bu asker ve bürokrat aydın ve kadrolar, II. Abdülhamit döneminden itibaren çağdaşlaştırılmaya çalışılan Osmanlı İmparatorluğu’nun, genellikle Fransız modeli örnek alınan okul (askeriye, mülkiye, baytariye, mühendislik vs.) ve kurumlarından (Danıştay, Sayıştay vs.) yetişmişlerdi. Yeni devlete de kabaca Fransız devrimi manifestoları egemen olmuştur demek çok da abartı olmaz.

Şimdi cumhuriyeti kurduk, devletin şekli belli lakin devletin rejiminin demokrasi (liberal) olabilmesi için burjuva sınıfına ihtiyaç var. Çünkü cumhuriyet asker ve bürokrat kadrolarla yürür de, demokrasi için tabanın yönetime “atamayla” değil de, özgür iradeleriyle ve seçim yoluyla katılımı şart… Ve yeni devlet bir burjuva sınıfı yaratma girişimi başlatıyor ki, bu sınıf aynı zamanda kuruluş felsefesine de sahip çıkacak. Seçimlerde milli irade “kuruluş felsefesine” halel getirmeyecek. İşte kayırma ve kollama bu “çakma” burjuva sınıfı yaratma projesiyle başlıyor. Çoğulcu demokrasiye (serbest seçim) geçildiğinde yaratılan “çakma burjuvazi” yeni devletin felsefesine sahip çıkmakta zorlanıyor.

Çünkü Anadolu devriminin baskısı hafifledikçe sinmiş/sindirilmiş kesimler (dini veya dünyevi çıkar grupları) sayısal çoğunluklarını kullanarak, muhalif oldukları “batıcılığı” model almış yeni devletin kurumlarına nüfuz ederek, pek de homojen olmayan, İslamcı-gelenekçi değerlere dayalı bir devlet model için çalışıyorlar.

12 Eylül sonrası Türk-İslam sentezi olarak modelize edilen siyasal anlayış ile batı demokrasisini esas alan model “devlet” üzerinden çatışmaya başlıyor çoğulcu demokrasiye geçiş ile birlikte (1950). Bu çatışmada sivil bürokratların özellikle alt kadroları da kendilerinden yana tavır alıyorlar. “Çakma burjuvazi” her ne kadar palazlansa bile varlık nedeni hala kendi ekonomik ve siyasi güçlerini devletten aldıklarından, devlete kim egemense o güçle iyi geçinmekten yana oluyor. Askeri darbelerde askerleri, sivil iktidarlarda gelenekçi-İslamcı (muhafazakar) iktidarların yanında oluyor. Çünkü sayısal çoğunluk bu kesimleri iktidara getiriyor. Bu durum 90 yıllık demokrasi tarihimizde, şablon olarak, pek değişmiyor.

Değişmiyor ama tabandan gelen bir burjuvazi de olmadığı için, “çakma burjuvazi” yine iktidarlar eliyle “aristokrat” bir burjuvaziye dönüşüyor. Sivil iktidarların ulufesine ihtiyaç duyan “aristokrat burjuvazi” 21 yy da küreselleşme ile eklemlenirken bu defa çağdaş demokratik bir devlete ihtiyaç duyuyor.

Çünkü bu defa, her sivil iktidar kendi sadık “aristokrat burjuvasını/sermayedarını” yaratma telaşında oluyor. Kayır ve kollamanın rotası yeni “aristokrat burjuvalardan” yana dönünce, kenara itilen eski “aristokrat burjuvalar/sermayedarlar” kendi iç dinamikleri ile oluşturamadığı çağdaş çoğulcu demokratik bir devlet düzeni için dış dinamiklerden (uluslar arası örgütler –AB- ve uluslar arası anlaşmalar) medet umuyorlar.

Bu genel tablo içinde “cemaatin” yani hizmet hareketinin 40 yıllık çalışması sonucu hem devlette bir kadro hemde kendine bağlı bir sermaye/burjuva sınıfı yaratmıştı. İnançlar ve dini değerler üzerinden siyaset yapan yeni modern muhafazakârlar iktidarda kendilerini sağlama alınca aralarındaki ittifak bozuldu. Ve şimdi üç “aristokrat sermaye” kesimi oluşmuş oldu: Birincisi “batılı demokratik değerlerde bir devlet isteyen “aristokrat sermaye” (TÜSİAD diyelim), ikincisi mutlak milli iradeci kesimin oluşturduğu iktidarca kollanmak korunmak isteyen yeni muhafazakâr “aristokrat sermaye” (MÜSİAD diyelim), üçüncüsü ise sayısal çoğunluğu olmayan yine muhafazakâr “aristokrat sermaye” (Cemaat diyelim).

Görünürde aydınlar üzerinden yürüyen 17 Aralık sonraki süreç, aslında bu üç “aristokrat sermaye” kesiminin mücadelesidir.

Ha mevcut iktidarın 11 yıllı aşan iktidar döneminde devlet yönetiminde, dava adamlığından devlet adamlığına sosyolojik bir dönüşüm yapamamasının da bu süreçte etkisi vardır. Bu süreçte türban ve askeri vesayeti geriletmek üzerine kurulu politikalar, devlet denen aygıtın ne kadar karmaşık bir yapı olduğunu fark etmelerini engellemiştir. Hele de ekonomik ve siyasal olarak dışa açık (küreselleşme ile entegre) bir devlet için, iç ve diş dinamiklerin (meşru ve gayri meşru kurum ve yapılar/yapılanmalar) görünürden çok daha karmaşık olduğunu görememişlerdir.

Başa dönersek, devleti elinde bulunduran iktidarlar, öyle veya böyle (yani vesayet veya uzlaşma) askeri kadrolarla ittifak yapmadan bu ülkeyi yönetmekte zorlanacaklardır. Çünkü Türk sermaye sınıfı hala pısırık, ürkek ve devletten nemalanmaya devam etmektedir.

Ama askeriye açısından da görünen, küreselleşmeden nasibini almış askeri kadrolar “devlete çeki düzen vermek için” cebren el koymaktan da (askeri darbeden de) yana değildir. Demokrasinin evrensel ilkelerle yerli yerine oturması aydınların ve uluslararası kurumların tavrına bağlı görünüyor. Biz cüceler mi? Ezilmemek için öteye beriye savrulmaya çalışıyoruz. 15.01.2014

Asım SES

Etiketler : , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1


2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank