content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

25 Ara

En İyi Işık Koşulları

İnsan için onaylanma isteği yaşamsal bir ihtiyaçtır. Onaylanmak için hemen hemen her şeyi yaparız. Önceleri annemizin onayı için bin bir türlü sevimliliği en doğal haliyle gösteren bebekler olarak istediğimiz onayı almakta zorlanmayız. Babanın onayını almak, annenin onayı kadar kolay olmasa da biraz başarı, biraz sevimlilik sonucunda onun da onayını yeterli ölçüde alır ve büyümeye devam ederiz. Kısacası onaylanmak adına gerçek ihtiyaçlarımızı ve duygularımızı bazen yumuşatarak sunmayı, bazen de saklamayı öğreniriz.

Güvenli bir ortamda büyümemişsek reddedilmeye karşı daha bir hassaslaşırız. Anne-babanın ve sonrasında toplumun onaylaması adına, gerçekte olmadığımız bir “sahte biz” geliştirebiliriz.

Gerçekteki kendisi olduğu, samimi olduğu zaman kabul edilmeyeceğini düşünen insan, olmadığı bir kendiliği pazarlamaya başlar. İnsanların duygularına karşılık, derinlik ve içtenlik taşımayan yanıtlar vererek kendisini ifade eder.

Evlilik gibi önemli tercihler söz konusu olduğunda bu durum daha yüksek bir hayal kırıklığı oluşturacak şekilde kendini gösterir. Evlilik öncesi görüşmelerde kur yapma döneminde taraflardan her biri karşıdakini memnun etmeye ve bunun içinde kendilerini en iyi ışık koşullarında sunmaya çok heveslidir.

Bugün mağazaların yaptığı gibi... Ürünlerin vitrindeki duruşlarını, ürünü alıp eve geldiğinizde asla göremezsiniz. Aynı ürünü alırsınız ama vitrindeki gibi durmaz, ne üstünüzde ne de dolabınızda... Vitrindeki en iyi ışık koşullarında yaratılan illizyon sadece bir kereliktir ve sizin ürünü almanız için düşünülmüştür. Işığın altında tüm renklerini sere serpe gösteren ürün siz eve getirdiğinizde adeta soluverir. Aynen evlilik öncesinin tüm ışıklı koşullarında olduğundan faklı görünmeye istekli bireylerin, evlilik sonrasında aniden soluvermesi gibi...

Bireylerin güçlü bağlanma istekleri, üreme ihtiyacının itkisi, toplumsal beklentiler, eş seçimi öncesindeki ışıklı ortama epey katkı sağlar ve bu ortam altında pek çok gizli kalmış ve ilerleyen zamanda bireylerin pişman olmalarına neden olacak özellikleri örtebilir.

“Peki, ne olacak şimdi? Kaygı ve korkuyla kılı kırk yaran bir insan olarak bekleyerek yaşayıp gidecek miyiz bu dünyadan?” diyebilirsiniz.

Bende diyeceğim ki evlilik öncesinde bu tür bir ışıklı ortam oyununun abartılmadan yapılmasında mahzur yok fakat sonrası da gelsin. Başlangıçtaki görüşmelerdeki kibar adamın yerine, kaba bir adamın gelip oturmasına gerek yok. Sevdiği adamı takdir eden, telefonlarını mesajlarını özenle bekleyen kadın da kapıyı açmayı bile zorlanarak yapmasın ilişkinin devamında.

Onaylanma isteğinin yaşamsal olmasını unutmadan devam etmek lazım. Onaylanmayı istediğimiz kadar onaylamaya da açık olduğumuzda, hayatla daha gerçekçi bir ilişki kurabiliriz. Gerçek onaylanma konusunda bir insanın verebileceğinden daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu unutmadan...

İnsan önemsenmek, umursanmak ister; olmadığı gibi gösterilmek ve olmayan bir şeyle aldatılmak değil! Bu dengeyle ilişki kurulduğunda yaşanan hayal kırıklığının derecesi daha düşük ve hayal kırıklığını atlatabilmek daha kolay olacaktır.

Vitrinde beyaz gördüğünüz ve “beyaz” diye satın aldığınız bir şeyin yolda maviye dönmesi ne derece bir aldatmacaysa; vitrindeki renkleri evde beklemek de o derece bir aldatmacadır, kendi kendini kandırmadır. Vitrindeki kadar beyaz olmayabilir karşımızdaki ama en azından ekruya, en kötüsünden griye razı olabilmek, yola devam için gereklidir.

“Neysek, o!” olarak başladığımız, biraz eksik biraz fazla olsa da tam değişmeyeceğimiz veya başladığımız şekliyle devam etmeye niyetli olduğumuz samimi ve dürüst ilişkiler kurabilmek umuduyla. Aksi halde çok can yanmakta…

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank