yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

17 Kas

Amed Buluşması!

Düşünür ve yazar M. Burhan Hedbi, bugün Diyarbekir’de gerçekleşen buluşmayı değerlendirdi. 

Devletleşen milletlerden bazıları, devletin bekası ve idareyi elinde tutmak adına islamın eşitlik ve kardeşlik anlayışına halel getirdiler. Ama bu coğrafyada hala eşitlik anlayışı ve kardeşlik duygusunu orjinaline uygun yaşamak isteyen birilerinin olması sevindirici olsa gerek.

Bugün başbakan Diyarbekire geldi. Yalnız değildi. Beraberinde Türklerin dostluğunu tavsiye eden Molla Mustafa Barzanin oğlu ve Irak Bölgesel Kürt Yönetim Başkanı Mesut yeniyaziBarzani, 38 yıl sürgün hayatı yaşayan Kürt sanatçı Şıvan Perver de İbrahim Tatlıses de vardı… Başbakan konuşmasında: “Keşke o da burada olsaydı, keşke o da bizimle söyleseydi gördüklerimizi görebilseydi dediği Ahmet Kaya’yı rahmetle andı ve Sınırları cetvelle çizdiler ancak bizim muhabbetimize sınır çizemezler” dedi. “Kadı Muhammed ve Molla Mustafa Barzaniden bahsetti ve ilk kez “Kürdistan” dedi… Bunlar diplomatik açıdan elbette ki önemli açıklamalardı ama en önemlisi gelecekle ilgili olan söylemleriydi: “Dağdakilerin indiği, cezaevlerinin boşaldığı, herkesin kucaklaştığı günler göreceğiz.” Ve Barzani’nin hem Kürdçe hem de Türkçe söylediği: “Yaşasın Kürd ve Türk Kardeşliği, yaşasın özgürlük…” BDP’li Diyarbekir belediye başkanı Osman Baydemir’in "Bizden sonrakilere kapı açmış olduk." Gibi söylemleri bunlardan bazılarıydı…

İlk başta BDP çevresi “rahatsızlık” duysa da, sonrasında sorumluluğunun farkına varan ve Başbakanı karşılayan BDP’nin tavrı ile Başbakanın ilk uğradığı yerin Belediye binası olması beklide iki tarafın da iyi niyet ve samimi oluşlarını basın ve halkla paylaşmış olmaları da havayı pozitif yönde etkiledi.

Tabi bunlar görünen kısmı, görünmeyen kısmının daha hayırlı ve faydalı olacağı kanısındayım.  Bu konuda buralara gelmek adına kimin zerrece dahli olmuşsa vitrinde görünen ve görünmeyen tüm aktörlerden Allah razı olsun!

Bunları birçok köşe yazarı yazacak ve haber bültenlerinde görmemiz de mümkün olacak ama ben kısaca başka birkaç tavsiye ve ortak aklın gerektirdiği şey söylemek isterim:

Amed, olağan halden "Olağan üstü bir hala"! Ve artık iyi şeylerin olacağı bir dönemin kapıları aralandı...

İstemezükçüler aşkınızı, şevkinizi ve barış arzunuzu kırmasın! İstemezükçüleri razı edemezsiniz, zira memnun olsalardı İstemezükçü olmazlardı!
Kürdlerde Ezdinşêr gibiler olsa da; Mîr Bedirxan gibilerin olduğu da bilinmelidir. Bunun için de Kürdler ümitsiz olmamalıdır.
Yerleşik serçe göçmen kırlangıcın derdinden anlamaz... Birilerine "HAİN" demek, kimilerince ne kadar da kolay!

Biliyorum, barış için mücadele etmek, savaştan daha zordur. Bu konuda çok itham ve baskı olur. Ama artık Kürdlerin, Türklerin, Arapların, Sünni ve Alevilerin ve diğer tüm etnik ve mezhep gruplarının birbirini yok saymadan ve birbirine hakaret etmeden tartışabilecekleri ve birbirini eleştirebilmelerinin zamanı gelmiştir. Artık harcanan söz olsun can değil! Türkler ve Kürdler için yeni bir ortak değer inşa etme lüksümüz de zamanımız da yok, var olan ortak değer neyimize yetmiyor ki!

Herkes kendi kıstaslarına göre kendini şerefli sayar. Kendi kıstas ve tarafgirliğiyle çıkıp İnsanları hele halkları "Şeref"li ve "Şeref"siz diye ikiye ayırmak etik ve yapıcı olmadığı gibi hoş da değil! Hep bizden olanı takdir etmek hastalık olduğu gibi kendinden olmayanı hep yermek de bir hastalıktır.

Kürdler, sınır komşularından lider konumunda olan ve istikbal vaad eden devlet ile ilişkilerini iyileştirmeli. Devir değişti. Kürdlere, liderlerini veya onlar adına siyaset yapanları yeni politikalar üretmeye zorlamalarını öneriyorum! Kürd halkı, liderlerini bir araya gelmeye zorlamalıdır.

İttifak, İttifak, İttifak + İttihad, İttihad, İttihad!

Bugün inşa edilen Kardeşlik testisiydi! Bu testinin kırılıp kırılamayacağı test edilmeyecek kadar hassas ve önemli! Aynı bizler gibi Habil ve Kabil de kardeşti. Kardeşliğimizin de onların kardeşliği gibi neticelenmemesi adına o neticeye sebep olan huylardan kaçınmalıyız.

Evet, huzur ve barışı tesis edebilecek etken kardeşlik olabilir. Fakat onun da bir ahlakı vardır.

Barış, huzur ve en önemlisi de artık kardeşin kardeşi öldürmemesi için gelin; Kabilî ahlakın aksine Habilî, Yusufî ve Ensarî kardeşlik ahlakını hep birlikte inşa edelim. İslam’ın ırkı yoktur, ahlakı vardır.  Aynı ırktan olmak değil aynı ahlaktan olmak önemlidir. Birleştirici faktör olan ırk değil ahlaktır. Habeşîyi, Farisîyi, Kürdîyi, Rumiyî ve diğerlerini birleştiren, ırk değil o ahlaktı.

Fırat, Dicle, Nil, Kızılırmak, Niagara ve diğer tüm nehirler; aynı kudretin suyunu denizlere ve okyanuslara akıtmaktadır… Coğrafik sınırlardan ziyade duygusal sınırları önemsediğim gibi coğrafik başkentlerden ziyade kalbi başkentleri önemsiyorum.

Unutmayın! “Hepimiz Adem’den, Adem de topraktandır.”

Başın kumda gömülü kalmasının sorunların yok olmasına veya çözümüne olanak sağlamadığını anlayanlara selam olsun! İnsan zamanla her şeyden bıkabilir ama barış ve huzurdan asla!

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1


2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank