- Bilgi Agi | Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi ve Yazar Portali - https://www.bilgiagi.net -

Stratejik Körlük mü, Stratejik Derinlik mi?

Stratejik körlük mü, stratejik derinlik mi?

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Türk dış politikası üzerine bir kitap var. Henüz bakan olmadan yazılan kitabı ‘Stratejik Derinlik’ ismini taşıyor.
Davutoğlu, soğuk savaş sonrasında ülkemize yeni roller biçmekte ve Orta Doğu ile dini, Kafkaslar ile hem dini hem de ırki, Balkanlar ile de tarihi bağlar kullanılarak bölgemizde bir güç olabiliriz tezini işlemektedir.
Kitap bir teori ve yeni Osmanlıcılık esintileri taşıyor.

Ancak Davutoğlu’nun teorileri hayatın pratiği ile çelişmektedir. “Arap Baharı” sürecinde bu durumun işaretleri görüldü.
Suriye konusunda gelinen noktada da pratiğin çelişkileri görülmektedir.
“Komşularımızla sıfır sorun” söylemi de tıpkı ‘Stratejik Derinlik’ gibi sadece teoride kalmıştır. O söylem de ne yazık ki pratikte çok soruna dönüşmüştür.

Başbakan Erdoğan, belki de kitabındaki teorilerden etkilenmiş olacak ki, Davutoğlu’na, geçen hükümet döneminde parlamento dışında olmasına rağmen bakanlık görevini verdi.
Davutoğlu, aynı bakanlığı 61. Hükümette de sürdürmektedir.
Ancak izlediği dış politik stratejilerin, ülkemizin geleneksel çizgisi ile uyumlu olmadığı da bir gerçektir.
Suriye konusu bu durumun son örneğidir.

“BOP’ un eşbaşkanıyım” açıklaması ile “Stratejik Derinlik” aslında birbirleri ile örtüşen siyasal yaklaşımları da içermektedir.
Belki de Başbakan ile Davutoğlu’nun “Arap Baharı” sürecinde birlikte adımlar atmalarının ardında da bu örtüşme yatmaktadır.
“Arap Baharı” politikaları ile Libya’ya NATO müdahalesi gündeme geldiği zaman, Başbakan ne demişti?
“Ne işi var NATO’nun Libya’da?”
Sonra ne oldu? TBMM’den daha tezkere geçmeden gemilerimiz, Akdeniz’de NATO adına harekete geçmişti.
NATO ( Gerçekte batı emperyalizmi adına)adına, Libya’da Kaddafi karşıtlarına her türlü desteği verdik.
Mısır’da TAHRİR Meydanını dolduran Mübarek karşıtlarına da…
Şimdi de bir zamanlar “kardeşim Esad” denilen Suriye’de, Esad karşıtlarına her türlü destek verilmektedir.
Hatta Suriye’de ABD adına rol-görev üstlenilmektedir.

Bu görevin(!) hangi sonuçlara neden olacağı dahi hesaplanmadan…
Suriye’nin dinsel ve mezhepsel yapısı ile etnik yapısı hesaba katılmadan atılan adımların, doğuracağı sonuçların işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştır.
Suriye ile ittifak içinde olan ülkeler hesaba katılmadan atılan adımlar ne tür sonuçlar doğurur?
Uluslar arası ilişkilerimizi nasıl etkiler?
Tüm bu konular, ulusal çıkarlar esas alınarak düşünülmeden atılan adımlar ile yarın ülkemizi zora sokacak sonuçlara neden olabilir.
Ortadoğu ülkeleri ile olan ticaret hacmimizin büyük oranda düşmesi bu sonuçlardan tekidir. Uğradığımız ve uğrayacağımız maddi kayıplar ciddi rakamlara ulaşabilir.
“Özgür Suriye Ordusu” daha ziyade Suriyeli Sünni Müslümanlardan oluşmaktadır. Bu durum da farklı dini inanışların olduğu hatta Hıristiyanların da var olduğu Suriye’nin geleceği açısından kaygı vericidir.
Hatta muhaliflerin elinde olan yerlerden, “Hıristiyanlar Lübnan’a, Aleviler tabuta” sloganlarının atıldığı haberleri gelmektedir.
Bu haberler doğru ise Suriye’nin parçalanmasının, Esad sonrasında kaçınılmaz olduğu da bir gerçektir.
Suriye’nin bütünlüğünün yok olabileceğine dair bir başka işarette geçen hafta geldi. Barzani destekli olarak Kuzey Irak’tan çok sayıda peşmerge Suriye’ye geçtiler. TV ekranları bu görüntüleri gösterdi.
Esad’ın çekildiği Suriye’nin Türkiye sınırındaki Kürt şehirleri, şimdi bu peşmergelerin kontrolüne geçti.
Hem de hiç çatışmadan, can kaybı vermeden…
Irak ve Suriye sınırımızın 1200 kilometresini artık Barzani destekli Kürt peşmergeler kontrol ediyor.
Bu durum ülkemizin güvenliği açısından ne gibi sorunlara yol açar?
Herhalde ülkemiz için çok daha sıkıntılı günler yaşanacaktır!
“Stratejik Derinlik” analizleri yapanlar acaba bu durumun hesabını yapamadılar mı?
Ya da “BOP’un eşbaşkanıyım” anlayışı bu tür hesapların yapılmasına engel mi olmaktadır?
“Arap Baharı” giderek “Kürt Baharı” na dönüşebilir!
Baksanıza Suriye’de Araplar iktidar kavgası veriyor ama gelinen durum gösteriyor ki; kazanan Barzani destekli Kürt peşmergelerdir.
“Arap Baharı” ile başlayan süreç “Kürt Baharı” na dönüşürken, BOP amaçlı bu sürecin finalinin ülkemizde, Diyarbakır yapılacağından kaygı duymaktayım!
BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın; Zaho, Kamışlı, Diyarbakır ve Mahabad kentlerini “dört Kürt Başkenti” olarak ifade etmesi de duyduğum kaygıyı artırmaktadır.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na ve Suriye konusunda birlikte hareket ettiği Başbakana şu soruyu sormak gerekiyor.
“Stratejik derinlik” derken yoksa Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi aslında sizler “stratejik körlük” mü yaşıyorsunuz?
Hiçbir zaman ülkemizin dış politikası bu kadar beceriksizce yönetilmemişti…

[1]