content
02 Kas

Pencerenin Perdesini, Aç Bana Göster!

Arzu ÜRÜN

yaŞAMDAN

Bak bak, nasıl da dört açmış gözlerini izliyor utanmadan!

- Çekil bakiiim pencerenin önünden, sen utanmıyorsun da elin herifi mi utanacak!

- Canım, ben ona gıcık oluyorum aslında. Ne bakıyosun diicem, sinema mı oynuyor burada.

- Tamam kızım, hoşlanıyosun işte çocuktan, ne tafra yapıyosun, dur bakalım hele, bi istemeye gelsinler, ben akşam babanla konuşurum, evde kalıcan zaten bu gidişle!

Bu satırların çoğunuza, bir tiyatro oyununun replikleri gibi geldiğinin farkındayım. İnanın sözcükler aynen bunlardı ve bunlar "inanılmaz ama" gerçekti, bir nesil böyle büyüdü. Çoğu hala evli barklı ve mutludur emin olun.

Filmimizde, gerçek kızımız kendinden önceki nesilden daha şanslıdır, çünkü en azından gerçek oğlanı ha bire pencereden görmekte, neye benzediğini bilmektedir ve hatta hoşlanmaktadır. Oysa annesi öylemiydi, Rıza "efendi" var dediler, şöyle efendi, böyle efendi, aman pek bi efendi… Eee dedi (annesi) Rukiye hanım: Huyu suyu nasıl,  kaşı gözü yerinde mi, eli ayağı tutuyor mu, içkisi kumarı, dayağı küfrü var mı?

Komşu Sakine hanım: Aaa ne ayıp, bu lafları hiç duymamış olayım Rukiye hanım kızım bu sorular sana yakıştı mı şimdi, sen akça pakça bir ev kızısın; dedi. Efendi adamdı işte daha ne olsun. Bunun adı da (görücü usulü) evlilikti ve gayet başarılı çalışmalar gerçekleştirilmişti adı görücü kendi usulden ibaret, bu gelenek sayesinde.Her nesil değişiminde istatistiklere göre boşanmalar artmış, kalabalık aile düzeni bitme turları atmıştır. Herkesin olur olmaz aşık  olup, canının  istediği kişi ile evlenmesinden kaynaklanan toplumsal çöküntü, yerle yeksandır ve derlenme düzenlenme şansı yoktur o artık okeye dönmektedir. Hele gelin kaynana görümce (bermuda...) kutsal üçgeni, oldukça çalışkan (eline, beline, diline) kadınların çatalları (kılıç)  kuşanıp tencereleri kalkan yapıp, tırnaklarıyla kazıyarak oluşturdukları temsili  bir kurumdur.

(Ahmet Muhip DRANAS, 1909-1980)

Gözlerin, dişlerin ve akpak gerdanınla

Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla…

Mahallenin en havalı kızı olan fahriye çok güzeldir, şirindir. Aynı zamanda hem çapkın, hem  vefalıdır. Bu benim değil tümüyle şairin tasviridir, elbette rasgele alıntı yapmadım bu şiirden.

Dönemi itibariyle, oldukça cüretkar, gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışıktır şair. ( saygıyla anıyoruz.)

Yaşanılan hayatları, gözlemlemek vizyonumuzu geliştirir, değişik bakış açıları sağlar mutlaka Fakat yine de, yaşamı bizim nerde gödüğümüz,gördüğümüzle ne algıladığımız, algıladığımızı nasıl ve kimlerle yaşadığımızdır anlamlı ve özel kılan evreni. Etrafta neler olup bitse de, üstü kapalı yada çırılçıplak yaşasa da diğerleri, güzel olanı görebilmeli insan, tüm sıcaklığıyla alıp dokunabilmelidir ona. Sürekli benzer durumları yaşadığımızı, hep aynı insanlara baktığımızı düşünürüz, oysa zaman bizi beklemeye hiç de hevesli değildir. Durumlar değişir, insanlar da değişir, değişmeyense değişimin kendisidir.

Bahçede akasyalar açardı baharla

Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye abla…

Sevgiliye, sevilene böyle methiyeler diziliyor mu çağımızda, pek zannetmiyorum ama günah da almak istemiyorum.

Öyle mahçup pencereden bakmaların, göz  süzmelerin, karşılıklı süzüşmelerin yerini, çok başka pozisyonların aldığını biliyor ve gözlemliyorum.

Her şeyden önce zıpkın gibi, fişek gibi deli ama gerçekten dolu, yeni nesil gençliği. Geçmiş hiçbir dönem gençliğine değişmeyeceğimi açık seçik ifade ederim.

Ne o öyle, sessiz pısırık yada tersi hırçın şımarık mı olmalıydık, yetmedi mi? Bence hiç şikayet etmeyelim, birkaç kuşak iddia ediyorum  sancılar içinde el yordamıyla, yara bere içinde, sürüne tırmana öğrendi bir şeyleri ve yaşam     savaşında ayakta kalmaya uğraştı!

Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla

Ne çapkın komşumuzdun sen Fahriye abla…

Eskilerde erkeklerin çapkın bakışlar fırlattığı, kızların ancak kafalarını uzatabildikleri pencereler, şimdilerde sonsuzluğa açılmakta, gençlerimiz sanal ortamda sayfalar oluşturup, olmayan denizlerde  sörf yapmaktalar. İnternet, birbirini tanımayan binlerce insanın, odalar oluşturup bir evi paylaşırcasına, sıcak sohbetler gerçekleştirdikleri yeni dünyaları oldu adeta.

Dershaneye giden, üniversiteye hazırlanan, bilgi dağarcığını zenginleştirmek isteyen ve daha nice sebeplerle, bilmem kaç insan bu teknolojiden faydalanmıyor mu? Eee yani! nedir kötü olan, hoşumuza gitmeyen, bizi rahatsız eden nedir? Kayıp kuşak dedik, seksen sonrası apolitik gençlik dedik, daha bir torba dolusu laf ettik. Elbette hataları vardır, yanlış yaşamlar olacaktır.

Ancak unutmayalım sizin, bizim geçmiş dönemlerimizde de kötü örnekler vardı, negatif bir çok olay yaşanmıştır ve gelecekte de olacaktır. Haksızlıkları, yanlışları,acıları unutmayalım tamam, ama lütfen doğruları, güzellikleri, sevinçleri de hatırlayalım.

Çocuklarımız gençlerimiz belki hepimizden daha doğru, daha akılcı kullanacak zamanı ve fırsatları!..

Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda

Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla…

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank