content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

25 Mar

Öcalan, Nevruz ve Ergenekon

Bundan iki hafta önceki yazımda SSCB’nin yıkılmasından sonra dünya yeniden şekilleniyor demiştim. Dışarıdan olayın kendisi imiş gibi görünen durumların; Aslında gerçek sebep olmadığını ve perde arkasında çok daha büyük aktörlerin olduğunu anlatmaya çalışmıştım.
Öcalan örneğini vermiştim. Aslında Türkiye pazarlığı Öcalan’la yapmıyor, Öcalan’ı pazarlayan ve onu kullanan aktörlerle yapıyor demiştim.
 

Nitekim Öcalan’ın Nevruz beyanatının hemen arkasından İsrail’in özrü geldi.
Öcalan’ın Diyarbakır’daki Nevruz kutlamasındaki beyanatında “artık silahların bırakılması gerektiğini, bundan sonraki mücadelenin silahsız ve demokratik yollarla yapılması gerektiğini” söyledi.
 

Ben Öcalan’ın bu konuşmasını hiç yadırgamadım. Zira zaten beyanat silah bırakmak üzerine yapılacaktı. Ancak benim “vay bee, hiç de aklıma gelmemişti” dediğim cümleleri vardı ki… Öcalan’ı temize çıkarıyordu. Daha doğrusu Öcalan temize çıkarılması gerektiğinin gerekçesini söylüyordu.

Ne dedi Öcalan “bizim mücadelemiz devlete karşı değildi. Bizim mücadelemiz Türkü Kürdü, Arap’ı Çerkez’i, Fars’ı birbirine düşüren, boğazlatan adaletsiz sisteme karşıydı”. Ve devam ediyor, “Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın, Hz. Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler bugün yeni müjdelerle harekete geçiyor.”
Kısaca şunu demeye getiriyor Öcalan;

“Artık dünya değişti, Türkiye de değişti. Geçmişin vesayetçi, içe kapanık, kesimleri birbirine çarpıştırarak, yani bizleri kullanarak ayakta durmaya çalışan ve nemalanan sistemin yerine gelen inanç birlikteliği üzerine kurulu yeni Türkiye’ye iman ettik, tabi olduk.

Ve bu arada da günah çıkartmaya çalışıyor. Ama şüphesiz birçok masum sivilin hesabı bu şekilde görülmesi, kapatılması mümkün mü?
Nevruz kutlamalarında neden Türk bayrağı yoktu?
Elbette Türk bayrağının olmaması manidardır. İyi olmamıştır. Ancak şunu da göz ardı etmemek gerekir;
Yüz binler meydana toplanıyor. Burada kutlanacak şey –görünürde Nevruz kutlaması olsa bile- bir başkaldırıdır. “Ben buradayım demektir. Bu bizim mili bayramımız, burada biz, bizden ve bize ait olanlar var” demektir.
Diğer bir husus ise;
Öcalan’ın ne diyeceği belli olmadan ve yüz binlerin tepkisi ölçülmeden oraya Türk Bayrağını asmak onlar için teslimiyet anlamına gelirdi ve Öcalan’ın diyeceklerini gölgelemiş olurdu.

Kısaca, orada eğer Türk Bayrağı olsa idi Öcalan ikna etmesi gereken Kürt halkına değil, Türkiye vatandaşlarına hitap etmiş olacaktı.
Ergenekon bu olayların neresinde?
Artık sağır ve kör sultanlar dahi biliyor.

Ergenekon yapılanması kesimleri birbirlerine çarpıştıran, güneyde halkı ağaların eline teslim eden, sermayenin büyük çoğunluğunu İstanbul Dukalığına akıtan bir sistemin silahşorları idiler.
Kimileri iyi niyetli idi, kimileri kötü niyetli, ya da kimileri bunu biliyorlardı veya bilmiyorlardı. Kimileri de bu yapılanmadan faydalanıp gayrimeşru işler peşinde idiler.

Lakin özünde kötü bir şeydi. Ve bir gün atalarımızın dediği gibi “keser döner, sap döner, bir gün gelir hesap döner”.
Nitekim de döndü… Kurşun sıktıkları Şemdin Sakık’ın ifadeleri bile aleyhlerinde itibara alındı…

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank