content

01 Eyl

Neden Yok Barış?

Barışı bilemeden büyüdük bizler. Gökyüzü yakın, ölüm hep uzaktı bize. Doyasıya sevemeden yetiştik. Ahlak zabıtası kol gezdi etrafta, disiplin yönetmelikleri, masallar, masallar... Utangaç  çocuklardık,

günah gibi gizliydi buselerimiz. Coşkularımız hep en derinlere gömüldü. Dövüştüğümüzde alkışlandık, seviştiğimizde ayıplandık, dışlandık. Yazık ki barış nedir, bilemeden büyüdük. Şimdi savaş çanları çalıyor, neymiş getireceklermiş barışı. Gerçekleri görmeli ve sevmeliyiz, önce kendimizi ve çevremizi.. Küs olmayı bırakıp, gidip gelmeliyiz birbirimize. Kaç dostunuza gidip geliyorsunuz?  Kaç komşunuza?  Sevgilinize gidebiliyor musunuz?

Kendinize?  Yüreğinize?  Düşüncelerinize?  Sevmezsek barış olmaz, sevmeli! Ama nasıl? Kimi? Küskün olduklarımız

ı.  Peki kimdir küs olduklarımız?

Herkesin ağzında bir türkü; barış gelsin. Peki gelsin. Barış

güvercinlerini uçuralım dört bir yandan. Bir bahar ülkesine dönsün

yurdumuz. Dünyada huzur hüküm sürsün, herkes kardeş kardeş yaşasın.

Savaşmayalım. Sevişelim.  Ama gerçek diğer taraftan bakıyor bize,

gülerek, ağlayarak... Böyle bir dünya, böyle bir barış olmaz. Savaş

alınyazısıdır bu dünyanın. Çatışma, kavga... "Var olmak için dövüşmek

gerek" öyle düşünüyor insanoğlu. Oysa varolmak için sevmek gerekir.

Soruyor yanındakine; "Var mıyım?" Bu düzende sözünü geçirebiliyorsan

varsın. Eziyorsan, eziliyorsan, etkiyor, etkilenebiliyorsan varsan.

Yarışıyorsan varsın. Bu dünyanın ruhunda savaş var. Ruhunda güç

kavgası var.

Barışı kavgada, savaşta bulanlar var bir de. Huzuru kavgada arayanlar

var.  Çünkü sevmiyorlar, aramıyorlar. Onlar ki sevmiyorlar,

soramıyorlar, belayı hayra yoramıyorlar... Sevmeyi bırakın varolmayı

bile unutmuşuz birçoğumuz. Biri tanımlasın istiyoruz devamlı. Oysa

sevmek tanımla olmaz ki. Sevmenin de varlığın da tanımı yok ki.

Neden yok barış? Çünkü barışa düzülen onca övgü boş. Kardeşlik,

eşitlik, demokrasi, insan hakları... Boş. Boş söz onlar boş.

Doldurulmuş. Doldurulmuş bir dünya, alıkoyuyor bizi barıştan.

Dolduruldukça dövüşüyoruz, dövüştükçe dolduruluyoruz.

Neden yok barış? Çünkü sevmek yanlış anlaşılmış. Bağırılıp çağrıldıkça

sevildiği anlaşılmış. Ama atlanmış, sevgisiz barışların kalıcı

olmayacağı. Hep karışılmış, karıştırılmış barış. Barışı getirmeye

çalıştıkça götürmüşler. Kendi ayakları üzerinde duramayana, kendi

gözleriyle göremeyenlere barış haram. Karışana da haram, dayatana da.

Hepimize evet hepimize barış haram dostlar.

Sevmeli dostlar, sevmeli. Sevemezsek barış olmaz. Barış diye

yaşadığımız derin bir gaflettir. Her barışın ardındaki savaşı, küskün

yürekleri, çaresizliği anlamadıkça barış olmaz. Gerçekleri

haykırmadıkça barış olmaz.

Barış istiyorsak eğer, sevmeli ve haykırmalıyız gerçeği. Gerçek,

yarimiz olmadıkça olmaz, gelmez barış...

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank