content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

02 Ağu

Milli Eğitim-Sivil Eğitim

Eğitim, tüm zamanların ve toplumların vazgeçilmezidir. Eğitim, insan yetiştirme sanatıdır. Tüm adı bilinen sanatların en zorudur. Toplumların ileri ya da geri kalmışlığını belirleyen kıstasların başında eğitim gelir. Eğitim zihin işi olmaktan çok yürek işidir. Eğitim insanın kendini adayabilmesidir. Yarınlar için kendini adayabilenlere eğitimci diyelim…
Eğitimde istenilen malzemelerin yeteri kadar olması yeterli değildir. O malzemelerin kıvamında bir arada olması gerekir. Modern dünyada cep telefonumuzun hattına gösterdiğimiz özeni çocuklarımızın eğitimi için göstermiyoruz. Belki birileri “olur mu ben en iyi okullarda okutuyorum!” diyebilirler. Ajansları takip ettiğimiz kadar çocuklarımızın eğitimlerini takip etmiyoruz. Vadesi gelmiş bir senetten korktuğumuz kadar çocuklarımızın geleceğinden korkmuyoruz… Hâsılı eğitim bizim için her zaman çok önemli olmuştur ama önceliklilerimiz arasına girememiştir…
Sürekli çocuk eğitiminde kendimizden kendi geçmiş değerlerimizden kaçmışızdır. Hep güncelin ve modernizemin bize telkin ettiği eğitim modellerine bel bağlamışızdır. Hem kurumlar hem bireyler olarak… Sonra bir hurafeye inandırılmışız “biz batının teknolojisini alacağız ama değerlerine kültürüne hayır diyeceğiz” diyerekten… Oysa et ile tırnak gibidir… Maddi kültür öğeleriyle manevi kültür öğeleri… Hastalarımız için doku uyuşuyor mu uyuşmuyor mu diye sorarken eğitim mi üstelik batıdan mı tabii her gün sabah akşam öğle mümkünse ara öğünlerde hem aç hem de tok karnına sürekli alınmalı denildi…
Zorunlu eğitim adı bile itici geliyor. Eğitimi, istendik davranış değişimi olarak tanımlanırken istemeseler de zorunlu olarak eğittik… Eğitimin zorunlu olmasına hatta zorla eğitmeye karşı değil bilakis taraftarım. Bir farkla çocukları neden zorlayacağız eğitime ve okula? Onların değerlerine sahip bireyler olması için mi? Hani ölüverirlerde sonra cehenneme gitmemeleri için mi ya da biz ölüveririz de diğer tarafta bize sormasınlar diye mi? Kısacası gözümüz arkada kalmasın diye mi zorluyoruz onları okullara… Cevabım isterdim ki evet olsun ama hayır…
Bürokrasi adına çağdaşlaşma adına zorluyoruz… Önemli olan okuryazar oranı, önemli olan sınava girecek öğrenci sayısının artması mıdır? Eğitimin önünde “Milli” kelimesi olunca sorgulanmıyor ve sorgulatılmıyor diğer tüm önünde milli olanlar gibi… O nedenle sosyal ironik bir söylemle “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” diyesim geliyor. Bu nedenle köşemin adını “Sivil Eğitim” koyup öyle seslenmek istedim. Milli eğitim kavramı bizi ve değerler dünyamızı temsil etmiyor içi boşaltılmış bir millilik diğer yandan da Milli kavramının örtük mesajı “diğerleri benim için önemli değil” demektir.
Neredeyse Milli kavramına karşı bir fobi oluştu bu oluşum hem bireysel hem de toplumsal… Milli Güvenlik Dersi, Milli İstihbarat Teşkilatı, Milli Eğitim vb sizinde aklınıza gelen onlarcası… Tarihimizi, toplumsal değerlerimizi ve de inancımızı içine alan bir eğitim Milli Eğitimdir. Milli Eğitim Müfredatında değerlerimizi ve inançlarımızı çocuklarımıza kazandıracak derslerin sayısı ne kadar demeyeceğim ben olmadığına inanıyorum… Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi gördükten sonra kaç öğrencimizde davranış değişikliği olmuştur saha çalışması yapılarak değerlendirmek lazım. Bırakın davranış değişikliğini dersin adını değiştirmeden Demokrasi ve İnsan Hakları dersi müfredatını işlese öğretmen kimse fark edemez.
Anayasayı değiştirirsiniz ama bireylerin düşünce yapısını değiştirmeden bu değişimi ancak kolluk güçlerinizle sağlarsınız. Anayasanın değişmesi hukuksal bir boyuttur. Okullarımızdaki Türk Milli Eğitim Temel Kanunu ihtiyaca cevap verebiliyor mu? İşlevi ne ya periyodik olarak yapılan toplantılarda ritüel şeklinde okumak ya da ihlal eden kişilerin cezalandırılması için gerekçe oluşturmak.
En basitinden öğrenci eksenli olduğunu çağrıştıran “Seçmeli Ders” bile öğrenci için değildir. Öğrenci paranteze alınarak okuldaki öğretmen ve onların ders saatinin dağılımını düzenlemek içindir. Evet, Milli Eğitim öğretmenin ders programını dolduruyor ama çocuklarımızın değerler dünyası boşaltılarak.
Çocukların zihinlerini besleyerek sadece toplumuna yabancılaşmış tipler oluşturulur. Sınavlarda başarı kazanmak eğitim sistemimizin ödüllendirdiği tek kıstastır yine ironik söylemle “laf olsun torba dolsun” anlamında düzenlenen onur belgelerini saymazsak. Evet, kopya çeken öğrenci cezalandırılıyor ya dürüst davranan öğrenci. Ben yönetmenliğe aykırı hatta ceza gerektirecek bir uygulamamı paylaşayım. Sınav yaptım herkesi serbest bıraktım hatta “dileyen kopya çekebilir cezalandırmayacağım” dedim. Sınıfta 6 öğrenci hariç diğerleri bir skeç oyunundaymışçasına kopya çektiler. Zil çaldı ve “sınav sonucunu açıklıyorum” dedim. Öğrencilerin kimisi “Hemen mi? Ne çabuk” dedi, gülerek. Dedim ki “doğru ve erdemli davranışılar hemen değer bulur. Kopya çekmeyen 6 arkadaşınız 100 aldı diğerleri sadece gelecek ders için kopya provası yapmış oldular” dedim. Gülüştüler ve İtiraz eden olmadı. Anlamışlardı…
Cevaplamaları için onlara 20 soru sormuştum aslında o sorulara verecekleri cevaplar onların işine yaramayacaktı ve benimde bilip bilmemeleri umurumda değildi. Şayet üniversitede sosyoloji okumazlarsa o soruları kimse onlara sormayacak ve bilmeleri ya da bilmemeleri de hiçbir şey değiştirmeyecekti.
Diğer yandan hayatlarındaki önem değeri sıfırla bile ifade edilemeyecek özenle seçilmiş zor sorularla çocukların değerleriyle oynamak kime ne kazandıracak. Evet, herkesi aşılayabilirsiniz ama herkese aynı standartta matematik öğretmek zorunda değilsiniz. Matematik bu ülkenin okullarında en problemli ders olduğu kadar çocuklarımızın karakterleriyle de oynayan bir ders. Üst üste iki yıl matematikten aynı konunun sorusunu yapamayan öğrencinin sözleri beni çok etkilemişti “hocam ilk defa küfür ettim inanmayacaksınız belki” dedi ama ben inandım ve inandığımı da ima ettim.
Evet, cümleleri uzatmak ve paragraf sayısını artırmak meramı anlatmaya yetmez… Tüm bunlar sistemden kaynaklanan sorunlar bu doğru fakat bir de hakikat var ki sistemleri bizler oluştururuz. Sistemler mazeret olamaz… Tüm sorun bizde anne baba da, öğretmenlerde, mahallemiz sakinlerinde, okullarımızda, merkezi ve yerel yönetimlerde…
Çözüm, elimizi taşın altına koymak… Çözüm yarınlarımız için kendimizi adayabilmek… Çözüm biraz düşünmek te çok değil biraz düşünmek…
Haftaya kadar elimiz taşın altında olmuş olsun…

Rabbim tüm razı olmayacaklarından bizi bu ayda temizlesin ve razı olacaklarıyla bizi ve toplumumuzu donatsın… Esen kalın…

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “Milli Eğitim-Sivil Eğitim”

  1. 1
    Ayşe YAŞAR UMUTLU Says:

    Eğitim sistemimizdeki çarpıklıklar üzerine tespitlerinizin kesinlikle tartışılması gerektiğine ve gerçek çözümlerin de böyle elde edilebileceğine inanıyorum. İdealist yani sizin deyiminizle kendini adayabilen öğretmenlerimize de teşekkürlerimi sunuyorum. Bütün zorluklara rağmen hala emek verebildikleri için... Selamlar



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank