content Güney Marmara Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
11 Ağu

Mesailer Kimden Alınacak?

Bizim meslekte, bazen yaprak bile kımıldamazken, bazen de öyle fırtınalar eser ki, hangi birine koşturacağınıza şaşırır kalırsınız.
Hele bir de, yerel bir basın organı olarak son derece kısıtlı imkanlar ve personel ile çalışmak zorunluluğu içerisindeyseniz, artık muhabir arkadaşlar aynı anda birkaç yerde olmak durumu ile de karşı karşıya kalabilirler.

Özellikle yaz aylarında etkinlikler çok az olduğu için haber nitelikli olaylar da son derece az olarak seyretmekte ve doğal olarak da bu durum, bizim gazete sayfalarında performans düşüklüğüne de yol açmaktadır.

Yaygın basın gibi gerek Türkiye’nin, gerekse dünyanın dört bir tarafında meydana gelen olayları kullanma lüksünüz olmadığı için yaz ayları bizler için geçmek bilmeyen günleri oluşturur.

Eh, gerek bölgemizde, gerekse de yine yerel olmamız dolayısıyla Türk insanının artık siyasi, ekonomik, sanat ve diğer yazı türlerinden bıkıp da kendini magazin dünyasına vermesinden de yeterince nasiplenemeyiz. O konular da yine ülkemizde hep çok fazla gelişme göstermemesinden, hem de yayın politikalarımıza ters geldiğinden, sayfalarımızda çok da fazla yer alan bir branşı oluşturmamaktadır.

Kabul etmek gerekir ki, bu gibi yaz aylarında Ergenekon’undan, parti kapatmasına, Anayasa Mahkemesi’ndeki duruşmalardan, savcılık iddianamesine kadar son derece geniş yelpaze, zaten tüm televizyon kanalları ile yaygın basın organlarında olduğundan çok daha fazla yer alması nedeniyle yine bizlerde en minimum şekilde yer almakla dengeleri gözettiğimiz de gözlenebilir!..
Aslında yerel basın olmanın da kendine göre birçok zorlukları vardır. Tabii işin içinde olmayan çok fazla bilemez de, önemli olan yaygın basında yer alan yüzlerce haberde, bizleri ilgilendirmeyen haberler yerine, onlarda olmayan ama bizi, bölgemizi, insanımızı bire bir ilgilendiren birkaç haberi koymak bizler için çok daha önemlidir.

Öyle ya, bakın geçtiğimiz hafta yerel basın için bir hayli hareketli geçti. Hatta, 6 Ağustos Çarşamba günü, hareket yoğunluğunun tavan yaptığı bir gün oldu ki, birçok basın mensubu arkadaş, bu yoğunluğa yetişmekte bir hayli zorlandı.

Geçtiğimiz hafta yerel gazetelerde takip ettiğiniz gibi Bandırma Belediyesi eski Başkanı ve halen AKP Balıkesir Milletvekili olan Mehmet Cemal Öztaylan’ın babası, dini çevrelerin son derece yakından tanıdığı, sevdiği ve saydığı bir isim olan Ali Öztaylan (Tatlıcı Ali Efendi) Hakk’ın rahmetine kavuştu. Kendisine bir kez daha bu vesile ile rahmet dilerken, yakınlarına da başsağlığı dileyelim.

Bandırma, bugüne kadar görmediği bir cenaze törenine şahit oldu, rahmetli Ali Öztaylan’ın kimliğinde. Öyle ki, İstanbul’dan gemiler dolu gelen sevenlerinin yanı sıra, Bandırma ve çevre il ve ilçelerinden katılanlar ile birlikte 5 bin kişilik bir cenaze töreni gerçekleşti. Tabii bunlara gelen bürokratından, milletvekiline ve işadamına kadar birçok tanınmış kişiyi de kattığınızda, olayın büyüklüğünü de takdir edersiniz.

Üstelik cenazenin kent merkezinde Tekke Camii’nin haziresinde defnedilmesi de, ayrı bir olay olarak yaşandı Bandırma’da. Binlerce kişinin elleri üzerinde cenaze namazının kılındığı camiden, toprağa verileceği camiye kadar taşınan Ali Öztaylan’ın naaşı, yine çok kalabalık bir cemaat eşliğinde ebedi istirahatgahına konuldu.
Tüm bunları takip etmek, dediğimiz gibi son derece kısıtlı imkanlar ve eleman nedeniyle bir hayli zor oldu.

Ayrıca, aynı gün Hürriyet Gazetesi’nin Türkiye’yi dolaştırdığı “Hürriyet hakkımızdır treni” de Bandırma’daydı. Sabah erken saatlerden, cenazenin kaldırılacağı saate kadar bu etkinlik ile ilgilenen basın mensupları, ara vermeden, dinlenmeden, cenaze törenine koşarak, en güzel görüntüleri yakalamak, en iyi haberi oluşturmak için o gün çok yoğun bir gün yaşadılar.

Aslında hepsi de birer takdiri hakettiler.
İşte, rahmetli Ali Öztaylan’ın gerek kimliğinden dolayı, gerekse Milletvekili Cemal Öztaylan’ın babası olması nedeniyle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da cenazeye katılacağı söylentisi bir anda Bandırma’ya yayıldı.
Fakat, cenaze töreninde ne başbakan, ne de bakanlardan herhangi bir kimsenin olmadığı da görüldü.

Bunların ardından, başbakanın da o günlerde son derece yoğun bir yurt turu ve görüşmeleri olması nedeniyle ve Antalya’da çıkan büyük yangın felaketine gitme durumu olmasından dolayı, daha sonra taziye ziyaretine geleceği konuşulmaya başlandı bu kez de...
Cuma günü, kimden çıktığı belli olmayan bir duyum, başta basın mensupları arasında olmak üzere yine Bandırma’da dalgalandı. Söylentiye göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.00 sıralarında Özel Hastane’nin helikopter pistine iniş yapacak, oradan da araçla rahmetli Ali Öztaylan’ın oturduğu eve gelerek, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunacaktı.

Kimi basın mensupları Özel Hastane çevresine konuşlanırken, kimileri de doğal olarak evin çevresinde pusuya yattı. Ne yazık ki o gün böyle bir olay gerçekleşmedi. Belki de, yeni açılmasından dolayı Özel Hastane’nin reklam amaçlı bir söylenti çıkartmış olabileceği de düşünülen espriler arasında yer aldı. Olmayacak şey de değildi ki!..
Hele bir cumartesi günü yaşandı ki, yaşananları hatırladıkça gülmemek de elde değil cinsinden!..

Eee, hep eleştirecek değiliz ya!. Biraz da çuvaldızı kendimize batırmakta yarar var galiba.

Efendim, cumartesi günü arkadaşlarımızın belirttiğine göre, AKP çevrelerinden bir partili, basın mensuplarını arayarak, Başbakan Erdoğan’ın bu kez saat 14.00 gibi Bandırma’ya geleceğini, oradan da başsağlığı ziyaretinde bulunacağı ve hemen ardından da Erdek’e geçerek, Ekinlik adasına gideceğini ve yaz tatili yapacağını söyledi.

Aman Allah, yerel basın için bulunmaz bir nimet tabii ki!.. Böyle bir haberi kim kaçırmak ister ki? Tabii ki hiç kimse!.. Bu nedenle bütün yerel basın neredeyse teyakkuz durumuna geçti...
Bu kez biraz daha dikkatli davranan basın mensupları, en uygun ve stratejik yer olarak, rahmetli Ali Öztaylan’ın evinin bulunduğu sokakta pusuyu yatmayı tercih etti. Kimi basın mensupları da, mezarı ziyaret edebileceği düşüncesi içerisinde Tekke Camii’nin bahçesinde bir başka pusu kurarak, burada Başbakan Erdoğan’ı beklemeye başladı.

Başbakanın gelece haberi bir anda Bandırma’nın gündemine düşüp de, basın mensuplarının sokak içerisinde volta atmaya başladığını gören çevre esnafı da hemen cadde ve sokakları sulayıp, silip süpürerek, kendilerince Başbakan Erdoğan’a temiz bir çevre oluşturmaya çalışmaları bile büyük takdirle karşılandı!..
Bu çabaların ve beklentilerin ardından saatler 14.00’ü gösterirken, heyecan da doruklara ulaştı. Herkes kendince bir yer tutup, Başbakan Erdoğan’ı en güzel şekilde görüntüleyecekleri yer peşinde koşmaya başladı. Öyle ki, Başbakanın geleceğini haber alan(!) TRT bile canlı yayın aracı ve ekibi göndererek, ziyareti canlı olarak vermeyi bile hedeflemişti.

Dakikalar birbirini kovalayıp, saatler 14.00’ü geçip, 15.00’e doğru dolu dizgin koşmaya başlarken, basın mensupları ve TRT’cilerin de artık canları sıkılmaya başlamıştı. Öyle ya, başbakan nerede kalmıştı? Gerçi, başbakanın geç kalması doğaldı. Gittiği yerlerden erken dönemeyebilirdi. Ki, o gün Bitlis’te katılacağı etkinlikler vardı ve televizyon da canlı yayınlıyordu bu etkinlikleri. Üstelik Bitlis de, Gönen gibi bir yer değildi ki, kısa sürede gelinsin!.. Türkiye’nin öbür ucuydu neredeyse. Oradan gelmesi de saatler alacaktı tabii ki...

Bu arada basın mensuplarının ve TRT’cilerin ısrarla bulundukları noktadan ayrılmadıklarını gören gerek Belediye Başkanı Recep Eraydın ve gerekse polisler, boş yere beklememelerini salık verirken, sözlerini de dinletemediklerini farkettiler.

Ya Başbakanın gelişi gizleniyor ve kendileri bulundukları yeri terkettikleri anda, Başbakan Erdoğan çıkar gelirse ne olurdu? Böylesine bir haberi kaçırdıklarının ötesinde, saatlerce beklemeleri de boşa gitmiş olurdu.

Hatta polislerin, “Arkadaşlar boşuna beklemeyin!.. Başbakan geliyor olsa, en başta bizim haberimiz olurdu!..” uyarıları bile basın mensuplarını bekleme ısrarlarından vazgeçirmeye yetmedi.

Yetmedi de, en sonunda artık herhalde bir iş için baba evine gelen Milletvekili Cemal Öztaylan’ın da bu durum garibine gitmiş olmalı ki, neden beklediklerini sorması ile işin rengi iyice ortaya çıkmış oldu.

Başbakan’ın taziye ziyaretine geleceğini söyleyen basın mensuplarına, “Arkadaşlar, ne başbakan ne de herhangi bir bakan gelmeyecek. Boşuna beklemeyin. Gidin başka işlere bakın...” demesi, önce kısa bir tereddüte yol açmasına karşın, bu kez söyleyenin milletvekili kimliği olması da, artık inandırıcılık boyutunu daha üst seviyelere çıkmasına yol açtı.

Sonunda basın mensupları Başbakan Erdoğan’ın gelmeyeceğine iyice inanıp, diğer haberlerin peşine düşerken, Cemal Öztaylan da, saatlerce Cumhuriyet Meydanı’nda güneşin altında bekleyen TRT’cileri sahibi olduğu pastaneye davet ederek, kendilerine çay ikram edip, bir parça da olsa yorgunluk atmalarını sağladı.

Hergün ortalama dört beş haber yapan yerel basın mensupları ise cumartesi gününü ancak birer haber yaparak doldurmak zorunda kalırken, boş yere beklemenin faturasını da kime keseceklerini düşünmeye başladı bu kez de...
Akıllara hemen sabah saatlerinde gazetelere, basın mensuplarına telefon açarak, “Başbakan geliyor” balonunu uyduran AKP’li geldi. Acaba kendileriyle dalga mı geçmişti? Ya da geçmişte yaşanan bir takım olayların karşılığını mı alıyordu?
Sonuçta, ister yalancı çobanın kurt masalı, ister askerlikte uydurulan erken teskere hikayelerinin dönüp dolaşıp uyduranın kulağına geldiğinde kendisinin de inanması gibi görün, ama Bandırma işte böylesine dolu dolu boş bir gün yaşadı!.. Tabii basın olarak.

Eh ne yapalım, her gün haber yapmak için koşmadık yer, çalmadık kapı bırakmayan basın mensubu arkadaşlarımızın bir gün de atlama habere ihtiyaçları var!.

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank