content
12 May

Hasret Dediğin…

Uzandım ama erişemedim hayaline…

Buralarda küskün eser oldu poyraz.Kuşlar bile ağlayarak göç etti bu sene.

Şarkıların da eski tadı kalmadı… Hüzün onların da sesini kıstı.

Hep soğuk, hep karanlık geçti bu kış…

Sensizlik miydi beni üşüten yoksa bu sene kış zor mu geçti Ankara’da?

Ben ışığımı sende unutmuş olmalıyım ki yönümü bulamadım aklıma giden yolların karanlığında.

Hezeyanlarımın üstünü anılarınla örtmeğe çalışsam da yastıkaltı ettiğim rüyalarım mani oldu hep sensizliği görmezden gelmeme… Ellerim hiç ısınmadı bu kış, tuzlu gözyaşımın alevinden arta kalan külle… Kışın ayazı alnımdaki yazıyı kesti ve ruhum uyuştu soğukta bırakıp gittiğin sözcüklerinle.

Senden kalan ne varsa hepsi buğulu bir hatıranın ardında saklı kaldı ve teselli olmadı kâbus dolu gecelerin açtığı derin yaralara. İnce sızıların oyduğu sen boşluklarını, pişmanlığın tortuları bürüdü sen gittikten sonra.

Ben sensizliğe doğru başım dimdik dursam da yokluğunda, harflerim teker teker silinir oldu yalnızlığımın karanlığında.

Cümlelerim seninle bitmeden yarıda kesiliyor ve ben tamamlayacak harfleri bulamıyorum artık satır aralarında.

Karlarla beraber eriyen yüreğim, gözlerimden yaş diye aktı. En ağır yüklerlin altında kırdığın kalbimin uhusu sende emanet kaldı.

Usandı kırık dökük kalbim, hatıraların arasında sıkışıp kalan sesinin içimdeki yankısıyla her gün ağlamaktan…

Sensizliği de yanına al gittiğin yerden ama savrulduğun yıllarımı geri ver bana…

Avuçlarıma bırakıp gittiğin hüznünden başka avunulacak hiçbir anın kalmadı ki buralarda!

İnzivaya çekildi ruhuma hatıra diye bıraktığın sahte sözlerin. Ne kadar çabalasam da silmek için, yüzün hala geçmişten kalan bir iz sayfamda.

Beklenmeye değer neyin kaldıysa geriye yok oldu her geçen gün belli belirsizce. Seni beklerken tükendi bütün ümitlerim. Sonu hep hüsran, sensiz geçen günlerde kurduğum düşlerin.

Bir yudum teselliye susamış kalbim, yokluğunu ‘ölüm’ diyerek gömdü yüreğime. Açtığın yaralara tuz basmak yerine ölümünle avunuyorum şimdi sessizce. Ölümünün yası, gidişinle öldürdüğün yanımın sensizlikte büründüğü karalar kadar acı vermiyor bana.

Acıyan yanlarıma senden kalan hatıraları toprak diye atıyor, üzerini akan gözyaşlarımla suluyorum şimdi.

Hasret dediğin sevdanın kanayan sen tarafı, o da üç beş damla gözyaşı…

Bir yerlerden ağıtlar yükseliyor ölümünün ardı sıra… Duymak istemiyorum!

Bu yazı, www.serlevha.com sitesinde yayınlanmıştır.

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “Hasret Dediğin…”

  1. 1
    Ahmet AY Says:

    İyisi mİ?
    Sen "ölüm"le dirilirken ben "ölümüne" öleyim de öyle kurtulayım sensizliğin bana yadigar zindanlarında.
    Zehra Hanım yüreğin asla hüznü tatmasın e mi?

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank