content

ikradan-mahyaya-aydinlanma

10 Eyl

Hal-i Pür Melalimiz

Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni açıkça duyur.(5/67)

Ey Peygamber Allah’tan Kork! Kafirlere ve iki yüzlülere itaat etme, Rabbinden sanaindirilene uy! Allah’a dayan! Allah kuluna kafi değil mi? (33/1-2-3)

Kör ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile hararet, ölüler ve diriler bir olmaz! sen mezardakilere işittirecek değilsin..35/

Değerli okur biz insanların konutuna mı? Kunutuna, duasına mı, vitrinine mi , Fitrine mi neyine bakacağız?

Bir önceki yazımda demiştim! “Mehmet Akif: “İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin / Ne mezarlıklarda okunmak ne de fal bakmak için” dese de, Selefilik/Vahhabilik hareketleri şiddetle karşı çıksa da, bu topraklar bunlardan asla vazgeçmedi, vazgeçmez!

Acaba neden?

Bunların İslam’da sahici bir temeli olduğundan mı?

Hayır.

Çünkü bu topraklara ölülerle, atalarla ve ruhlarla bağ kuracak sulandırılmış bir “DİN” lazım.

Değerli okurlarım! Ülkemizde DİN’in;  “Gök Tanrı”, “ölüler”, “atalar”, “ruhlar”, “kurban”, “kandil” vs  kavramlarla karşılanan bir efsaneye, fenomene dönüştürülmesine ve bu nedenle de “gerçek hayat dini” olmaktan çıkartılıp müntesiplerini rahatlatan bir forma çevrilmesine neden itiraz etmiyoruz?

Dinin bu şekilde konumlandırılışı, Kur’an-Kerim’in temel prensipleriyle örtüşmüyor, çelişiyor. Onun için: “Tevrat ehli” yanlarındakiyle amel etsin. “İncil ehli” içinde yazanlara uysun. “Furkan ehli” gereğini yerine getirsin.” der. Kur’an-ı Kerim (Maide Suresi:5/ 66. ve 68. ayetler).

Bu ne demek? Yani: “Tevratçılık, İncilcilik ve Kurancılık” yapmayı bırakın! Hepsi tek bir şeyi söylüyorlar. “Ezilenlerin”, “mazlumların”, “yoksulların”, “öksüzlerin” feryadına kulak verin. “Yahudicilik”, “Hıristiyancılık”, “Müslümancılık”, yani “dincilik” yapmayı bırakın.

Böyle yapmakla sesinizi yükseklere duyuramazsınız. “Ey yeryüzünün dindarları! Bakın yer yüzüne! Neden Müslümanlar birbirini boğazlıyor? Neden Kitapları, peygamberleri, ibadet ettikleri Allah’ları Tek Bir olduğu halde kendileri paramparça!..” Hiç düşündünüz mü?

Kur’an “El-Kitap” tabiriyle Allah indindeki ilmi ve vurgulanan ana temayı kasteder. “El-Kitap”, yeryüzünün tozuna toprağına bulanınca “Tevrat”, “Zebur”, “İncil” ve “Kur’an” olur. Ete kemiğe bürününce “İbrahim”, “Musa”, “Davut”, “İsa”, “Muhammet Vs..(AVS)  olur.

Eğer siz, bu kitaplardan, yeryüzünün tozunu toprağını, insanda ete kemiğe bürünüşünü çıkarsanız “sinir sistemini” almış olursunuz. “Çünkü yeryüzünün toprağı olaylar, savaşlar, devrimler, karşı devrimler, imparatorluklar, ekonomi politikler, halklar, düzenler, sınıflar vb. demektir.

İnsanda ete kemiğe bürünüşü de insanoğlunun arayışı, dramı, acısı, umudu, feryadı, korkusu, hırsı, hüznü, sevinci vb. demektir.”

Sonuç olarak; “Kur’an-ı Kerim” mazlumların ve ezilenlerin şu gök kubbe altındaki son dinsel çığlığıdır. Yeryüzünün çoğu dindarları bunu bırakıp neden dincilik yaparlar? “Benim kitabım senin kitabını, benim dinim senin dinini döver” kavgasının ne anlamı var?

"Yeryüzünde bir buçuk milyara varan Müslümanlar, Mağripten maşrıka, saraylar, hanlar, hamamlar. Mavi göğe yükselen minareler. Susmayan ezanlar, inmeyen bayraklar. Namazlar, cumalar, bayramlar, kurbanlar. Kabirler, türbeler, Fatiha’lar, Yasin’ler Vs..”

Bütün bunlar İslam’ın yeryüzünde gürül gürül yaşandığı, dimdik ayakta durduğu anlamına mı geliyor?

Eğer öyleyse; “Geçip giden varsa İslam’ın şu çiğnenmiş diyarından”, “ümmet-i merhume” (ölü ümmet) haline gelmiş ve “felc-i iradiye müptela olmuş” hal-i pürmelalimize (yerlerde sürünen acınacak halimize) ne diyeceğiz?

Düşünüp de ibret alanlara ne mutlu!..

Kaynak:“DERİN DİN” Yüksel Mert-Cengiz Açıkgöz/Destek Yayınları http://www.idefix.com/kitap/derin-din-yuksel-mert/tanim.asp?sid=SOJ214N0VD8DFC62QBUL

ATATÜRK KÖŞESİ

Bu millet Allah’ını, Peygamberini ölesiye seviyor ancak peşinden gittiği dinin dilini bilmiyor.

DÜŞÜN-TAŞIN

Allah, akletmeyenlerin üzerine pislik yağdırır. 10/100)

GÖNDERMELER

-Cendere programındaki terk olayından sonra beni bizzat arayıp moral veren tüm dostlarıma gönülden teşekkür ettiğimi duydunuz mu?

-Adana’nın en popüler siyasetçisi Aytaç DURAK’ın  Sürmanşette yapmış olduğu açıklamalarıyla Adana gündemini alt-üst ettiğini biliyor musunuz?

-Durak’ın kimyasını bozan tek olayın yıllarca danışmanlığını şimdide vekilliğini yapan Zihni Bey’in dayanılmaz katlanılmaz siyaşi yükselişi olduğunu bilmeyen var mı?

-Cendere moderatörü malum kişinin programdaki performans düşüklüğünü zatımla ilgili yaptığı haberlerle örtmeye çalıştığını bilmeyen var mı?

-  Ekspres’in önemli kalemlerinden Erol Saylan’ın yazmış olduğu muhteşem yazılarıyla farkını fark ettirdiğini biliyor musunuz?

-ABD Adana Konsolosu John L Espinoza’nın evine kahve içmeye davetli olan  seçkin konukların kimler olduğunu merak ediyor musunuz?

-Bir Denizaltı sükunetiyle Adanalıların kalbine yürüyen Mehmet Ali BİLİCİ ve Abdullah TORUN’un; Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en güçlü adayları arasında olduğunu bilmeyen var mı?

-2,5 aydır sefa sürdüğümüz Cebel-i Bereket yaylasından Adana’ya kesin dönüş yaptığımı biliyor musunuz?

-Adana’nın renkli simaları Ziyaettin Yağcı ve HBY’nin, gece yarısı BAYKUŞ muhabbetinden haberiniz var mı?

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank