content Doç.Dr. M.Bilal UÇAR Türkiye İçişleri Bakanlığı Dernekler Başdenetçisi & Kırgızistan Çüy Üniv. Öğretim Görevlisi TR 03124198983, 05425722139, 05306046762; KG 0312685085, 0555190385,0700072012 bilal.ucar@icisleri.gov.tr Kişisel Bilgiler: 1963 Gaziantep (İslahiye – Nurdağı) doğumlu olup il merkezine yerleşik. 1984 yılından beri Van, Bilecik, İstanbul ve Ankara’da devlet memuru olarak muhtelif görevler yaptı. Aynı zamanda 2000 yılından beri Kırgızistan Çüy Üniversitesi öğretim görevlisi olarak dersler vermekte olup çeşitli alanlarda akademik ve mesleki uluslar arası toplam 18 kitap ve 25 bildiri-makale eseri yayınlandı. Profil: 1984 yılında devlet memurluğuna başlayıp 1991 yılından beri, “İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Dernekler Denetçisi” unvanıyla İçişleri Bakanının emri veya onayı ile ülke genelinde dernek, birlik, kulüp vb kuruluşlar ile bunların her türlü müessese ve eklentilerinde doğrudan İçişleri Bakanı adına inceleme, araştırma ve denetim yapmakla görevli ve yetkili olarak çalışmakta iken AB müktesebatına uyumla çıkarılan 4970 sayılı yasa ile 26.8.2003 tarihinde 1.derece 3600 göstergeli (Devlet Personel Başkanlığına göre müfettiş ve kontrolöre eşdeğer veya Daire Başkanı ve Gnl Mdr Yrd. Muadili) “İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi” kadrosu ve unvanıyla aynı statü ve göreve yeniden atandı. Halen görev ve temsil tazminatını hak etmiş bu görevde bulunmaktadır. Ayrıca Kırgızistan Çüy Üniversitesi Öğretim Görevlisi olarak da çalışmaktadır. Üniversitenin İhtiyaç duyduğu Ekonomi, Hukuk, Kamu Yönetimi, Bilgisayar ve Bilgisayarlı Muhasebe, İngilizce, Arapça, ve Kırgızca-Türkçe dersleri vermesine Üniversite Yönetim Kurulunca karar verilmiştir. Aynı Üniversitenin Kırgız-Türk Turgut Özal Enstitüsünün ve bünyesindeki Türkoloji ve İlahiyat Fakültelerinden sorumlu kurucu direktörü olarak da görev verilmiştir. Eğitim Durumu: Lisans: İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü 1987-88, ve Anadolu Üniversitesi İlahiyat Ön Lisans, Yüksek Lisans: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi ABD 1991de bitirerek “Kamu Yönetimi Uzmanı” akademik kariyeri ve unvanını kazandı. Kırgızistan Çüy Üniversitesi Hukuk Fakültesi Lisans ve Yüksek Lisans Mezunu. Doktora: Kırgızistan KC Çüy & Yusuf Balasagun Milli Üniversitesi ve Milli Bilimler Akademisinde 2004 yılından beri “AB Uyumunda TC KOBİ Dernek Vakıf Mevzuatı Maliye Ve Muhasebesi Ve Kırgız Cumhuriyetine Uyarlanabilirliği” Doktora Tezi üzerinde çalışmış ve "Kırkızistan ile Türkiyenin Ekonomik Girişimciliğinin Hukuki Temelleri (Teorisi, Tarihi)" adıyla bitirerek Ekonomik-Hukuk Bilimlerinin Doktoru akademik kariyeri ve unvanını kazandı. Türk-Kırgız Manas Üniversitesinde Özel Statülü Doktora Öğrencisi olarak “Vergi Yargılama Hukuku” Doktora dersi aldı ve II İktisat kongresinde Türkçe-Kırgızca 2 bilimsel tebliğ sundu. Kırgızistan/Calalabat’ta 5 Üniversitenin ortak uluslar arası 6. Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresinde Türkçe-Kırgızca 2, Kırgızistan Y.Balasagın Uluttuk Üniversitesi uluslar arası gençlik ve bilim kongresinde Kırgızca 2+2 bilimsel tebliğ sundu. Doktora çalışmalarına paralel olarak Kırgızistan Çüy Üniversitersinde 2005 yılında Doçent unvanı ve kadrosu da verilerek öğretim görevlisi 2009 yılında da Kırgız-Türk Turgut Özal Enstitüsü kurucu direktörü yapılmıştır. Kariyer: Gaziantep ve İstanbul’da Özel sektörde ve kendi özel işinde çalıştıktan sonra 1984 yılından itibaren kamu sektöründe Atatürk ve Cumhuriyet İnkılabının yeni ve önemli eseri ve kurumlarından olan Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde ilk defa muhtelif görevlerde bulundu. Diyanette görevli olarak Diyanet Haseki Eğitim Merkezinde 1989-91 Master – Doktora Grubunda Dini Yüksek İhtisas Öğrenimi de Gördü. Üniversite Yüksek Lisans ve Diyanet Dini Yüksek İhtisas öğrenimi sırasında 1991 yılında İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Dernekler Denetçisi olarak tayin edildi. AB müktesebatına uyum için çıkarılan 4970 sayılı yasa ile 26.8.2003 tarihinde İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi kadrosu ve unvanıyla atandı. Halen bu görevini sürdürmektedir. Yuksek Lisansını 1991de bitirerek “Kamu Yönetimi Uzmanı”, oldu. 2004’ten beri çalışarak “Doktora” akademik kariyeri ve unvanını 2010'da almıştır. Doktora çalışmalarına paralel olarak Kırgızistan Çüy Üniversitersinde 2005 yılında Doçent unvanı ve kadrosu da verilmiştir.Yüksek Lisans ve doktora öğrenimi ve çalışmalarının yanı sıra mesleki çalışma olarak Dernek-Vakıf mevzuatı konusunda resmen inceleme ve araştırma yapmakla da görevlendirildi. Bu çalışmaları kitap olarak da yayınlandı. Resmi görevli olarak; 1-“Dernekler Mevzuatının Demokratikleştirilmesi”, 2- “Dernekler Mevzuatının Avrupa Birliği vs Demokratik ülkelerle karşılaştırılması”, 3- “Denetimlerin Demokratik, Etkin ve Verimli Yapılması”, 4- “Avrupa Birliği müktesebatı ve ülkeleri ile TC Dernekler Mevzuatının Karşılaştırılması” resmi raporlarını hazırladı. Özel bir heyetle müşterek hazırladığı "TC DERNEKLER MEVZUATININ AB UYUMU RAPORU' da bilimsel kongrede sunulduktan sonra yayınlanmıştır. Dernek-Vakıf mevzuatı konusundaki bazı kitapları İçişleri Emniyet Yayın Kurulunca tavsiye edilmiştir. Yuksek Lisansını 1991de bitirerek “Kamu Yönetimi Uzmanı”, oldu. 2004’ten beri çalışarak “Doktora” akademik kariyeri ve unvanını 2010'da almıştır. Doktora çalışmalarına paralel olarak Kırgızistan Çüy Üniversitersinde 2005 yılında Doçent unvanı ve kadrosu da verilmiştir. Yabancı Dil Bilgisi ve Gittiği Yabancı Ülkeler: Dil; Temel İngilizce va Arapça derslerini 7 yıllık İmam-Hatip’in her sınıfında aldı. İleri ve Akademik İngilizce ve Arapça derslerini ön lisans, Lisans, Yüksek lisans ve Doktora öğreniminin her sınıf ve aşamasında aldı. Eski ve çağdaş Türk dili ve lehçeleri üzerine özel çalışmalar yaptı. İngilizce, Arapça, ile başta Kırgızca, Osmanlıca ve Uygurca olmak üzere diğer çağdaş Türk dilleri ve lehçeleri (İyi düzeyde), Rusça, Farsça ve Kürtçe (Orta düzeyde). Ülkeler; Rusya Federasyonu, Kırgızistan, Kazakistan, Suriye, Suudi Arabistan. İlgi Alanları: Şiir, Fikir yazıları, İlmi İnceleme ve Araştırmalar; Lise öğrenimi sırasında 1983 yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Eğitim Hizmetleri Vakfının müştereken İl-İlçe bölge liseleri arasında düzenlediği “Fetih ve Fatih” konulu “Şiir ve Kompozisyon” yarışmasında birinci oldu. Lise öğrenimi sırasında köyündeki Ökkeşiye ziyareti hakkında derlediği bilgiler ile inceleme ve araştırması Üniversite öğrenimi sırasında bülten ve broşür olarak yayınlandı ve Ökkeşiye ziyaretçileri ve turistler bilgilendirildi. Daha sonra bu birikimler diyanet mesleki çalışmaları olarak kitap haline getirilerek “Hz Ökkeş (Ukkaşe)” ve “Ökkeşiye Rehberi” adlarıyla iki ayrı kitap olarak yayınlandı. Aynı şekilde Gaziantep merkezdeki Hz. Yuşa ve Pir Safa konusundaki çalışmaları da “Hz. Yuşa” kitap olarak yayınlandı. Akademik ve Mesleki Çalışmalarından yurt içinde ve dışında Yayınlanmış Bazı Eserleri: A- Kitaplar: 1- YENİ DERNEKLER (KANUNU) MEVZUATI ISBN 975-6385-55-3 (Resmi Mesleki Çalışma) (Resmi Mesleki Çalışma) AB ve Türk Medeni Kanunu uyumlu birleşik 1. Baskı, 374 sayfa, 8x11cm, Ankara,2005 Nisan Adalet Yayınevi. 2- YENİ DERNEKLER KANUNU VE İLGİLİ MEVZUAT ISBN 975-8900-30-7 (SORU-CEVAP VE AÇIKLAMALARIYLA) AB ve Türk Medeni Kanunu uyumlu birleşik (Resmi Mesleki Çalışma) 1. Baskı 464 sayfa, 14x20 cm, Ankara 2005 Ağustos Kartal Yayınevi. 3- DERNEK-KULÜP-VAKIF (İLE KOBİ VB İŞLETMESİ) MALİYE MUHASEBE VERGİSİ ISBN 975-6385-86-3 AB ve Türk Medeni Kanunu uyumlu birleşik (Resmi Mesleki Çalışma) 1. Baskı, 223 sayfa, 14x20 cm, Ankara,2006 Mart Adalet Yayınevi. 4- TÜRK DERNEKLER HUKUKU ISBN 975-95685-0-0 (Yüksek Lisans ve Mesleki Çalışma) 1.Baskı 263 sayfa İstanbul, 1992,kasım Türdav Dağıtım 2. Baskı 288 sayfa 12x20 cm İstanbul, 1993, Ocak Türdav ve Adalet Dağıtım. 3-5 baskı 328 sayfa 14x20, cm Ankara, 1994-1998, Zülfikar Yayıncılık. 5- DERNEKLER KANUNU VE İLGİLİ MEVZUAT ISBN 975-7926-47-7 (Yüksek Lisans ve Mesleki Çalışma) 6. Baskı 389 sayfa 14x20 cm, Ankara, 2000 Adalet Yayınevi.. 6- (TMK) DERNEKLER KANUNU VE İLGİLİ MEVZUAT ISBN 975-7926-71-X AB ve Türk Medeni Kanunu uyumlu (Yüksek Lisans ve Mesleki Çalışma) 7. Baskı 438 sayfa 14x20 cm, Ankara, 2002 Adalet Yayınevi.. 7- TÜRK DERNEKLER HUKUKU ISBN 975-8158-00-7 (Yüksek Lisans ve Mesleki Çalışma) 1-3 .Baskı 603 sayfa 16x24 cm, Ankara, 1996-1998, Ocak Zülfikar Yayıncılık 8- DERNEKLER HUKUKU ISBN 975-7926-44-2 (Yüksek Lisans ve Mesleki Çalışma) 1 ve 2. Baskı 879 sayfa, 16x24 cm, Ankara 1999 Ekim Adalet Yayınevi. 9- (TMK) DERNEKLER HUKUKU ISBN 975-7926-75-2 AB ve Türk Medeni Kanunu uyumlu (Yüksek Lisans ve Mesleki Çalışma) 2 ve 3. Baskı 879 sayfa, 16x24 cm, Ankara 2002 Ekim Adalet Yayınevi. 10- (TMK) DERNEK-VAKIF MEVZUATI ISBN 975-7926-77-9 AB ve Türk Medeni Kanunu uyumlu (Resmi Mesleki Çalışma)1 ve 2. Baskı 645 Sayfa 14x20 cm, Ankara, 2002 Kasım Adalet Yayınevi. 11- TC DERNEKLER MEVZUATININ AB UYUMU RAPORU ISBN 975-8158-04-X 2. Baskı,35 sayfa 21x30 cm, Ankara Kasım 2001 Liberal Düşünce Topluluğu Yayınevi. 50 sayfa 16x24 cm, Ankara, KASIM 2006 ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık 12- (ANAP HÜKÜMETLERİNDE) ÇAĞ ATLARKEN ISBN 975-8158-01-5 İsmiyle Master Tezi yayınlandı 1. Baskı 200 sayfa. Ankara,1998 Ocak. ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık 13- 1983-1991 TC HÜKÜMETLERİNİN ÇALIŞMA HAYATI - İSTİHDAM VE İŞSİZLİK POLİTİKASI VE İCRAATI ISBN 975-8158-05-8 1991 İstanbul Üniversitesi Master Tezi 230 sayfa 16x24 cm, Ankara, KASIM 2006 ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık 14- “HZ ÖKKEŞ (UKKAŞE)” ISBN 975-8158-03-1 (Mesleki turistik-kültürel Çalışma, İnceleme ve Araştırma) 1. Baskı 94 sayfa 8x11cm, Ankara, Mayıs 2002 ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık Gaziantep Nurdağı’nda Peygamber ve Ehlibeyt Yadigarı Hz. ÖKKEŞ (UKKAŞE) Nübüvvet Mührünü Öpen Sahabisi ve Hz. İmamı Alinin Komutan arkadaşı. 15- ÖKKEŞİYE REHBERİ ISBN 975-8158-02-3 (Mesleki turistik-kültürel Çalışma, İnceleme ve Araştırma) 1. Baskı 191 sayfa 10x14 cm, Ankara, Mayıs 2002 ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık Gaziantep Nurdağı’nda Peygamber ve Ehlibeyt Yadigarı Hz. ÖKKEŞ (UKKAŞE) Nübüvvet Mührünü Öpen Sahabisi ve Hz. İmamı Alinin Komutan arkadaşı. 16- “HZ UKKAŞE” ISBN 975-8158-06-6 (Mesleki turistik-kültürel Çalışma, İnceleme ve Araştırma) 1.ve 2. Baskı 77 sayfa 8x11cm, Ankara,1998 Ocak. ZY GÜVEN Yayınevi Gaziantep Nurdağı’nda Peygamber ve Ehlibeyt Yadigarı Hz. UKKAŞE Nübüvvet Mührünü Öpen Sahabisi ve Hz. İmamı Alinin Komutan arkadaşı. Ankara, KASIM 2006 ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık 17- “HZ. YUŞA-PİR SAFA” ISBN 975-8158-07-4 (Mesleki turistik-kültürel Çalışma, İnceleme ve Araştırma ) 1. Baskı 97 sayfa, 8x11cm, Ankara, KASIM 2006 ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık Hz. Muhammed ile Hz. Ali ilişkisine benzer Hz. Musa ile Hz. Yuşa (AS) ilişkisi ve Peygamber ve Ehlibeyt Yadigarı Sahabi ve Hz. İmamı Alinin gaza arkadaşı Hz. Pir Safa ve ziyareti tanıtılır. 18- Түрк Дүйнөсү Өнугүүсүнө Уюм, Фонд, Кичи Жана Орто Ишкана Таасири, Кыргыз Р. Чүй Университети- TC TICA, 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан.(baskı aşamasında) B-Makale ve Bildiriler: 1-Dernekler ve Mahalli İdareler(soru-cevaplarla), MİH-DER “Hizmet” Dergisi, 1-6 sayılar. 1998-2000 Ankara.TC. 2-Кыргызстан Реформалоонун Учурдагы Укуктук Негиздери, Маселелери, Алардын Чечилиши Жана Актуалдуу Түрк Дүйнөсүнүн Маселелерине Таасири, 6- Ел аралык Түрк дүйнөсү конгросу, Джалалабад КР.,2008. 3-Sivil Ve Özel Girişimin Türk Dünyası Güncel Sorunlarının Çözümüne Katkısı, 6. UA Türk Dünyası Kongresi, 2008 Calalabat KC. 4-Кокон Хандыгынын Тушунда Кыргыздарга Салынган Салыктар Жана XIX Кылымдагы Бий- Манаптардын Сот Милдетин Аткаруудагы Ролу, Кыргыз- Түрк Манас Университети, Экономика Жана Башкаруу Факультети, Экономика Багыты Боюнча, II Эл Аралык Конференция; 9-11 Октябрь 2008 - Жыл Бишкек, Кыргызстан 5-XIX Кылымдагы Бий- Манаптардын Сот Милдетин Аткаруудагы Ролу Жана Кокон Хандыгынын Тушунда Кыргыздарга Салынган Салыктар, Кыргыз Улуттук Университети Эл Аралык Конференция; 22-24 Апрел 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан.; www.manas.kg/temp/EKONOMI%20KONFERANSI%20PROGRAMI.doc 6-Либерализм Жана Социалдык Демократия, Кыргыз Улуттук Университети Эл Аралык Конференция; 22-24 Апрел 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 7-XIX Кылымдагы Бий- Манаптардын Сот Милдетин Аткаруудагы Ролу, Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 8-Кокон Хандыгынын Тушунда Кыргыздарга Салынган Салыктар Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 9-Либералдык социалдык демократия, Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 10-Кыргызстан салык соту системасы Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 11-Законодательство по финансам бухгалтерии ассоциаций, фондов и фирм мелкого и среднего предпринимательства в Турецкой Республики в рамках соответствия законодательству Евросоюза, Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 12-Судебное рассмотрение налоговых правонарушений Кыргызстана Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 13-Ekonomide Vergi Yargısının Etkisi Ve Türk-Kırgız Uygulaması KTMÜ İİBF İktisat Böl. 2.UA Ekonomi Konferansı 2008 Bişkek KC. 14-Bilimin Ve Öğretiminin Bazı Çağdaş Küresel Sorunlarına Bir Yöntemsel Bakış, TC. Mevzuat Dergisi - www.mevzuatdergisi.com. S. 127 Temmuz 2008 İstanbul. 15-Liberal Sosyal Demokrasi, TC. Mevzuat Dergisi - www.mevzuatdergisi.com. S. 2009. İstanbul (baskı aşamasında) 16-AB Uyumunda TC KOBİ Dernek Vakıf Mevzuatı Maliye Ve Muhasebesinde Değişim TC. Mevzuat Dergisi - www.mevzuatdergisi.com. S. 2009. İstanbul 17-Avrupa Birliği Türkiye İşbirlğinin KOBİ Dernek Vakıf Vb. Ler Üzerindeki Etkileri, 26.1.2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi Köşe Yazıları / Onlıne Bilgi İletişim Ağı, www.bilgiagi.net/?cat=263;www.ahmetfidan.net/ koseyazarlari/ profesyoneller/bilalucar/ İstanbul, TC. 18-Legislation Finance And Accountıng Of SME Association And Charity Of Turkish Republic In Accordance With EU, Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 19-AB Uyumunda TC KOBİ, Dernek ve Vakıfları, 26-27.6.2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi Köşe Yazıları / Onlıne Bilgi İletişim Ağı, www.bilgiagi.net/?cat=263;www.ahmetfidan.net/ koseyazarlari/ profesyoneller/bilalucar/ İstanbul, TC. TC. Mevzuat Dergisi - www.mevzuatdergisi.com. Mayıs S. 2010. İstanbul 20-Türkiye İle Ab Müktesebatı Ve Ülkeleri Dernekler Mevzuatının Karşılaştırılması, T.C. İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliği 30.10.2009 tarih ve 2009/07-01 sayılı “Dernekler Mevzuatı ile AB Ülkeleri Mevzuatının Karşılaştırılması (AB Müktesebatı dahil)” Araştırma Raporundan Sunum Ankara. www.bilgiagi.net/?cat=263;www.ahmetfidan.net/ koseyazarlari/ profesyoneller/bilalucar/ İstanbul, TC. TC. Mevzuat Dergisi - www.mevzuatdergisi.com. S. 127 Mayıs 2010 İstanbul. 21-Кыргызстандагы салык сот системасы, Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 22-Судебное рассмотрение налоговых правонарушений b KR. Кыргыз Улуттук Университети 2010 - Жыл Бишкек, Кыргызстан. 23-Законодательство предпринимательского права по законодательству Евросоюза и экономические сотрудничества Кыргызстана и Турции. 2010 Алматы- Казакыстан. 24-Legislation of SME association and charity of Turkish Republic ın accordance with EU 2010 Алматы- Казакыстан. 25-Законодательство По Финансам Бухгалтерии Ассоциаций, Фондов И Фирм Мелкого И Среднего Предпринимательства В Турецкой Республики В Рамках Соответствия Законодательству Евросоюза, Кыргыз Р. Чүй Университети журналы 2009 - Жыл Бишкек, Кыргызстан.
01 Kas

Ehli Beyt Alevilik ve Hasan ile Hüseyin Muhabbeti

İslam’da Ehli Beyt-i Rasül, Alevilik ve Hasan ile Hüseyin Muhabbeti

Alevi: Allaha, kuran ve peygambere kâmil velayetinden ötürü Hz. Ali’yi seven ve mensubu demektir. İslam’ın makbul merkezi olan Ehli Beyt ile sünnet vel-cemaat içerisinde öz, arı, duru, doğru, halis ve hak İslamı, Kuran ve Peygamberin Ehli Beyti ile Sünnetine uymakla bulup yaşayan anlamına gelir. İslam’ın temel iman, itikat, ahkam ve amel esaslarına dayanıp sadece siyasi bir fırka ve tasavvufi ahlak meslek ve meşrebi olarak özel ayrıcalıkları bulunmaktadır.[1] Kuran ve sünnete uygundur.

Ehli Beyt; Hem ali-İbrahim ve hem de ali-Muhammed’dir. Dede-torun iki ulu peygamberin soyu olup kıyamete kadar makbul dua (namazda teşehhüt oturuşundaki sali ve barik) içindeki mehdi nesildir. Allah’ın dininde ayrıcalıklı yeri olan ve tüm ilahi hak peygamber ve kitapların özellikle İsevi, Musevi ve Muhammedi İslam’ın (Adem-İbrahimi dinlerin) varisleri olarak cibilli ve soyca evrensel İslam taraftarı olmalarından tercih ile teveccühe, sevmeye ve uymaya en layık dini ve siyasi merkezdir. Malumdur ki, her şeyin bir başlangıcı ve bir de nihayeti olduğu gibi, Hz. Adem’le (a.s.) başlayıp, Nuh ve İbrahim’le devam eden nübüvvet-peygamberlik ve vahiy müessesesi de Hatem ül-Enbiya Muhammed (s.a.v.) ile tamamlanmıştır. Cenabı Hak, peygamberlerin en ekmeli olan Hz. Muhammed (sav)’ in eline tüm semavi vahiy ve kitapların (Suhuf, Tevrat, Zebur, İncil) ve kainat kitabının (tabiat) özeti ve en mükemmeli olan son versiyonu ve en yenisi olan Kur’an-ı Azimüşşan’ı vahiyle vermiş ve nübüvvet ile vahiy müessesesini ve Allahın dinini hak peygamberlerin sonuncusu Muhammed (sav) ve Kuran ile tekmil etmiştir. Artık, kıyamete kadar Hz. Muhammed’den sonra bir peygamber gelmeyecek ve vahiy de inmeyecektir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Hatem ül-Enbiya olduğu ‘Ahzap Suresi’nde şu şekilde bildirilmiştir: “Muhammed sizin ricalinizden (erkek-adam) hiçbirinin babası değildir. Fakat kesinlikle Allah’ın Resulüdür ve peygamberlerin de sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.”

Hz. Rasülüllah (s.a.v.), mucizelerinden biri olarak da istikbalde ortaya çıkacak fitne ve fesatlarda Hz. Ali’yi ve Fatıma’yı (r.a.) ümmet (tebliğine muhatap tüm insanlık) nazarında ithamlardan korumak için kemalat ve meziyetlerini ehemmiyetle nazara vermekte: ‘Ben Kuranın tenzilinde Ali de tevilinde görevlidir. Ben İlmin şehriyim Ali de kapısıdır’. ‘Fatıma nübüvvet ağacının dalıdır onu üzen beni üzer’. ‘Ali’yi seven beni sevmiş olur. Ali’ye bugz eden bana bugz etmiş olur. Ali’ye eziyet eden bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden dahi Allah’a eziyet etmiş olur’. ‘Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur’. ‘Ali’yi yalnız mü’minler sever, O’na yalnız münafıklar bugz eder’. ‘Ben size iki şey (emanet)  bırakıyorum: Kur’an-ı kerim ve Ehl-i Beyt ile sünnetim. Bunlara temessük ederseniz, kurtulursunuz.’ gibi hadis-i serifleriyle bu aşağıdaki ciheti tescil ve ilan etmektedir.

Al-i Beyt’e Allah için muhabbet etmek, dinimiz İslam’da vaciptir. (İmam-i Şafii’ye göre farzdır.) Cenabı Hak Şuara suresinde söyle buyurmaktadır: ‘Resulüm, peygamberlik vazifesine mukabil sizden ücret istemez. fakat sadece yakınlarına (ehli beyt’ine) meveddet (sevgi ve saygı) ister’ (Suara Suresi, 23). Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde söyle buyuruyor:
‘Size verdiğim nimetlerden dolayı Allah’ı sevin. Beni de Allah için sevin. Al-i Beytimi de benim için sevin.’ ‘Sizlere iki şey bırakıyorum. Onlara temessük etseniz necat bulursunuz. Birisi kitabullah Kuran, diğeri de Ehli Beytim ile sünnetimdir.’ Bu hususa Bediüzzaman İmam Nursi Hazretleri söyle ifade etmektedir: ‘Muhammed’in (sav) vazife-i Risaletce Al-i Beyt’ten muradı; Sünnet-i Seniyye’sidir. Sünnet-i Seniyye’yi terk eden hakiki Al-i Beyt’ten olmadığı gibi Al-i Beyt’e hakiki dost da olamaz.’ Al-i Beyt’i sevmemiz onların sadece mücerret şahsiyetleri için değil, Kur’an’a, islama ve insanlığa yaptıkları hizmetleri, İslam Dini’nin neşrinde ve yaşamasında gösterdikleri büyük fedakarlıkları, tasavvuf, ilim, hikmet ve irfan sahasında yaptıkları özverili hizmetleri içindir’. Al-i Beyt’i seven Alevi mü’min de, düşünce, inanış ve ahlakında, ibadet vazifesini yerine getirmede, onları örnek almalı, onlara benzemeli ve onlar gibi olmaya gayret etmelidir. Al-i Beyt’i hakiki manada sevmek ve Alevi olmak da ancak bu yolla tahakkuk edebilir.

Bu yüzden eski ve yeni hakiki İsevi (Hıristiyan) ve Musevi (Yahudi)  Müslümanların çoğu da, Ehli Beyt’in fazilet ve rüchaniyetini kabul edip bu sayede hoşgörülü Alevi İslamı rahatlıkla seçip yaşamışlardır. Evrensel bağlamda İslam’da Alevilik; ayrılık değil, evrensel ve şamil İbrahimi-Muhammedi birlik merkezi de olmuştur. Kuran ve sünnetin atmosferinde yetişen ve yörüngesinden sapma ihtimali düşünülmeyen  Ehli Beyt ve İmamları bu nedenle dinen ve siyaseten önderliğe, mehdiyete en layık bulunmuş ve hüsnü kabul görmüştür. Aleviler, Hz. Ali ve ehli beyti iki üstünlük sebebiyle tercih etmişlerdir: Siyasi fırka ve tasavvufi ahlak meşrep ve meslek olarak. Bu nedenle hasbi ve samimi velayet ve imamet taraftarları aleviler, ile siyaset ve hilafet taraftarları aleviler olmak üzere tanımlanırlar. Bunlardan;

Birincisi: Velayet ve İmamet Alevileri; İbrahimi ve Muhammedi Nübüvvetin kamil temsilcisi olduğundan Allah rızası ve  Allah’a velayetleri için Ali ve ehli beyte (r.a.) muhabbet ve bağlılık göstermişlerdir. Bu muhabbet safi, arı, net ve durudur. Kaynağı salabet ve hamiyet-i diniyedir. Bu hasbi taraftarlar, Hz. Ali’ye iki nokta-i nazardan teveccüh ve tercih göstermişlerdir. Evvela; Hz. Ali’nin yüksek ilmi kemalatı, zühd ve üstün meziyetleridir. Onun fazilet ve kemalatı, takva ve ubudiyeti, mü’minlerin kalb ve dimağlarında, muhabbet ve takdire inkılap etmiştir. Sonra; Hz. Ali’nin (r.a.) Ehl-i Beyt (İbrahim ve Muhammed Peygamber Efendilerimizin (s.a.v.) evlat ve torunları) silsilesinin başı ve mümessili olmasıdır. Alevi Müslümanlar, haklı olarak o silsilenin başı olan Hz. Ali’ye (r.a.) samimi bir muhabbet ve derin bir saygı göstermektedirler. İslam’ın revaç ve tercih bulan itikadi, ameli ve tasavvufi tüm mezhep tarikat meslek ve meşrepleri; mutlaka Kuran, Hz. Muhammed, Ali ve ehli beyt silsilesine dayanıp bağlanmaktadır. Bu silsileye madden ve manen dayanıp bağlanmayanlar revaç ve tercih bulmamıştır. Alevilerde İslam, özellikle Allah, Kuran, Muhammed, Ali ve ehli beyt ile sünnetinin bütünüyle anlaşılır ve bunlar mutlaka bir arada zikredilir. Tüm ilahi dinlerin kutsalı Ramazan ayı ve bayramından sonra hicri yılbaşı olan Muharrem ayı ve orucu ve aşuresi en önemli ibadet ayıdır. Bu ayda hüzün, yas ve bayram havası bir arada yaşanır. Hz. Hasan’ın zehirlenmesi ile Hüseyin’in şahadeti ve Ehli Beyt rahmet, sevgi-saygı ve dua ile bu ayda anılır.

İkincisi: Siyaset ve Hilafet Alevileri; Hz. Ali ve ehli beyti, siyaset ve hilafet manasında taraftarı olup sevenlerdir. Peygamberden sonra ilk halifeliğine birinci olarak en evvel Hz. Ali’yi en layık gören ılımlı bir siyasi fırkadır. Demokratik ve meşru olarak meşveretle seçilen önceki 3 halife ve dönemine önceleri bunların ılımlı bir muhalefetleri olmakla birlikte Ali ile birlikte onların tamamına biat ve itaat de etmişlerdir. Ehli beytin başı olarak Hz. Ali, 3 halifenin döneminde Şeyhul-İslam ve başdanışman olmuş ve genel kurmay başkanlığı yapmıştır. Bundan anlıyoruz ki “Hilafetin, öncelikle Hz. Ali (r.a.)’in hakkı olduğu halde, bu hakkın gasp edildiği” iddiası, ilk Alevilerin temel söylemi değildir. Çünkü Çar-i Yar ilk 4 halife efendilerimizden hangisinin diğerlerinden daha faziletli ve hilafetin öncelikle kimin hakki olduğu, meselesi İslam’da önceleri asla önemli ayrılık ve fitne nedeni olmamıştır. İlk Alevilerin uzlaşmaz ve katı ayrı bir siyasi fırka olmadığını ö dönemin uyumlu yönetiminden anlıyoruz. Sadece vicdani bir kanaat, teveccüh ve tercih olarak ılımlı bir muhalefet fırkası olduğunu görüyoruz. Aksi Hz. Ali’ye hakaret ve iftira olur.

Fakat sonraları Hz. Alinin Hilafeti döneminde müminlerin ve ehli beytin annesi Hz. Ayşe’nin de içinde olduğu (Cemel) vakası ile özellikle Muaviye’nin ve Yezit’in gasp ettiği hilafet ve saltanatlarına şiddetle muhalefet eden ve hatta savaşan tam bir siyasi fırka haline gelmiş ve müminler arası bir elim ve feci (Sıffin) savaşın savunmada kalan bir tarafı olmak zorunda da kalmıştır.  Yezit’in gasp ettiği hilafet ve saltanatına Hz. Hüseyin’in biat etmeyip hak, eşitlik ve adaletten yana toplumun dini, dünyevi ve uhrevi saadeti için kıyamı ve çıkışı  sonucu  ehli beyti ile birlikte Kerbela’da savunma sırasındaki şahadeti, günümüze değin gelen unutulmaz bir vefa ile yas, hüzün ve bağlılık tarafı olarak asıl tam Aleviliği günümüze değin getirip yaşatmıştır.

Ama tarihi hadiseler ve olaylar zamanla bu Ali ve ehli beyt Şiası ve Hasan ile Hüseyin Alevilerin baştan beri hep haklılığını tescillemiştir.  Esasen daha sonraları Hz. Ali ve Hasan ile Hüseyin’ın hilafetini ve imametini fiilen ve gerçekten gasp eden Emevilerin (Muaviye-Yezit) Arap ırkçı-mevali idarelerinden rahatsız olup Hasan ve Hüseyin efendilerimizin yanında yer alanlar, esas Alevi ve Şiası olarak anılmaktadır. Emevilerin karşıtları ve muhalifleri, Alevilik siyasi fırkasını kesin ve kalıcı olarak oluşturmuşlardır. Bilindiği gibi, Emeviler hilelerle ve sinsice hilafeti ve Müslümanların idaresini Ehli Beyt’ten gasp ile başa geçince, icraatlarında birinci derecede ırkçılığı esas aldılar. Ehli beyte haksızlık ve feci zulüm ettiler. Müslümanlar arasında hak, adalet ve eşitliği gözetmediler. Mevali olanlara haksız olarak ikinci sınıf muamelesi yaptılar. Diğer Müslüman kavimlere karşı gayet haksız, sert ve acımasızca davrandılar.

Hz. Hüseyin’i kıyama sevk eden işte bu reva görülen haksızlık, adaletsizlik ve eşitsizlik ile İslam’a gösterilen lakaytsızlık idi. Emevilerin bu ölçüsüz, sorumsuz ve İslam’daki adalet, hak ve eşitliğe aykırı icraatlarından rahatsız olan diğer İslam topluluk, kabile ve aşiretleri de Emeviler’den ve yönetiminden ehli beytin de intikamını almak için Ehli beyt ile  Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e taraftarlık gösterdi ve onların siyasi fırkası ile ordusunda yer aldılar. Bu grubu özellikle Arap olmayan Mevali Müslümanlar (genelde Farisiler, Türkler  ve Kürtler) teşkil eder. Hz. Ali ve Al-i Beyt bağlılığı ve sevgisi bu siyasi grupta aşırı ve sonsuz tezahür etmiştir. Büyük Türk komutanlarından Horasanlı Ebu Müslim, “Düşmanlarını memnun etmek için dostlarını ihmal ettiler. Düşmanları dost olmadığı gibi gerçek dostlarını da kaybettiler. Bu yüzden yıkılmaları mukadder oldu.” deyip siyasi Alevilerin başına geçerek Emevilerin keyfi saltanatına son vermiş ve ehli beytin taraftarı olan Abbasilerin hak, adalet ve eşitlikçi hakimiyetini tesis etmiştir. Bunun sonucunda Mısır ve orta doğuda Abbasi ve Fatımi devletleri kurulmuştur. Türk-İslam hakimiyeti başlamıştır.

Alevilik İslam dışı bir fırka veya mezhep olmadığı gibi hele hele ayrı bir din hiç değildir. Al-i Beyt’in bağlılık ve muhabbetini esas alan bir siyasi fırka ve tasavvuf meşrep ve mesleğini esas alan hak islam anlayışı seklinde ortaya çıkmıştır. Tüm hak mezhep ve tarikatların da ana kaynağıdır. Alevilerin teveccüh ve tercihi; Allah, Kuran, Peygamber ve ehli beyti ile sünnetine özellikle tasavvufi ve siyasi  tam bağlılık ve sevgi içindir. Alevilerin Ehli beyte bu sevgi ve bağlılığı dini, dünyevi ve uhrevi şefaatlerini de hak etmeye vesile olmaktadır.

Alevilik, Arapların dışında kalanların İslamı seçmelerinde önemli hoşgörü ve kolaylıklar gösterdiğinden dünya çapında revaç, tercih ve teveccüh bulmuştur. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşı veli, Yunus Emre, Mevlana, Pir Sultan Abdal, İmam Nursi vd., hak Alevi İslam anlayış ve yorumu ile tüm insanları hakça, adil ve eşit kucaklayan müşfik İslamı aleme tez ve yaygın öğretmiş, tanıtmış ve kabul ettirmiştir. Alevilik, Abbasi, Fatımi, Selçuklu, Osmanlı, Timur, Babür, Farisi  imparatorluğu ve idarelerinde  her zaman saygı bulmuştur. Mesela; Osmanlı ve Türkiye Mehter müziği ve oyunları Alevi tasavvufu, kültürü ve geleneğinden doğmuş olup piri de Hünkar Hacı Bektaş -ı Velidir. Osmanlı da Alevi-Bektaşi cemevi tekke ve zaviyeleri yaygın olarak yaşatılmıştır. [2]

Cenabı Hak, güzel ahlak, salatı, namazı ve orucu, peygamberler dahil, her mü’minin kendi şahsına farz kılmıştır. Hiç kimse bir başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. Zaruret halinde de bu böyledir. Bir kimse oruç tutamayacak ve namaz kılamayacak kadar hasta da olsa, onun yerine bir başkasınınki olmaz. Hz. Ali Efendimiz (r.a.) en çok Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi (r.a.) sevdiği halde, onlar ve onlardan sonra gelen evlatları, ‘Bizim namazımız kılınmıştır, orucumuz tutulmuştur.’ diye bir iddiada bulunmamışlar, aksine sadece farzlarını eda etmekle kalmamış, sünnet ve nafilelere de tam riayet etmişlerdir. Tüm yoksul ve muhtaçların dini, dünyevi ve uhrevi ihtiyaçlarını gidermişlerdir. Lokmalarını bölüp muhtaçlarla paylaşmışlardır. Lokma geleneği Alevilerin sosyal hayata bakışını özetler. Sosyal devlet anlayışının kabulünde dünyada ilk önder olmuşlardır. Bu yüzden Alevi dünyevi siyasi ve idari görüşünü: “Liberal sosyal demokrasi” olarak tercüme ve tanımlamak da mümkündür.

Günümüzde hiç Ali ve ehli beyte muhalefet eden ve Muaviye ile Yezit taraftarı ve Ehli beytin muhalifi kalmaması ve tüm camilerde özellikle Beytullah-Kabe ve Peygamber Camisi ile Mescid-i Aksa’da Ali-Fatıma, Hasan ile Hüseyin ve Zeynep adları yazılması, rahmet ve dua ile anılması da bunu göstermektedir. Tüm Müslümanlarca Ehli beyt adları çocuklara verilerek yaşatılırken hiç Muaviye ve Yezit  adları verilmemesi Alevilerin ümmetçe (Muhammedi tebliğe muhatap tüm insanlık) haklı görülmesini tescil etmektedir.

T.C.’de Milli Eğitimin mecburi din derslerinde, İlahiyat fakültelerinde, tüm Cami ve mescitler ve Diyanet’te esasen Alevilik de mündemiç olup temsil edilir, okutulur, anılır ve bulunur. Özellikle Türk-İslam tarihi boyunca ve günümüzde Cuma ve Bayram namazlarında, cenaze ve Kuaran hatmi ve mevlitlerde  ve umumi camilerde mutlaka başta Hz. Ali-Fatıma, ve Hasan ile Hüseyin ve Zeynep olmak üzere Ehli Beytin rahmet, sevgi-saygı ve dua edilerek anılması bunun en önemli bir kanıtıdır. Ayrıca Alevilerin yoğun olduğu yerlerdeki bazı camilerde özellikle alevi kültür ve geleneği için cem evleri de bulunmaktadır. Cami ve mescitler umumi cemaatle ibadet ve ilim, Cem evleri ise hususi ilim, kültür, fikir ve zikir yeridir. Cami olmayan yerlerde cem evlerinde cem edilmesi cumhura alternatif veya muhalefet değildir.

Allahın dininde Alevilik ve ehli beyt  birlik merkezidir ayrılık değil. Cahiller ayrılık görse de ariflerce erenlerin cem yeridir. Son zamanlarda art niyetli siyasi maksatla ayrılık havası verilmesi tarihe, bilime, birliğe, insanlığa gerçek İslam’a, ve Aleviliğe tamamen aykırıdır. Temeli sevgi, birlik ve kardeşlik olan anlayışa ayrılık-gayrılık giremez. Gelin canlar bir olalım. Ehli beyt ile sünnet vel- cemaatte muhabbet fedaisi olarak tevhide gel tevhide…


[1] Alevilik konusunda mutedil ve makul tanım ve bilgiyi Ehli Beytin çağdaş müfessiri İmam-ı Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatında ve ilgili eserlerde  bulabilirsiniz.

[2] Bilal UÇAR, “ÖKKEŞİYE REHBERİ”, Gaziantep Nurdağı’nda Peygamber ve Ehlibeyt Yadigarı Hz. ÖKKEŞ (UKKAŞE) Nübüvvet Mührünü Öpen Sahabisi ve Hz. İmamı Alinin Komutan arkadaşı. ZY GÜVEN Zülfikar Yayıncılık, Ankara, Mayıs 2002.

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “Ehli Beyt Alevilik ve Hasan ile Hüseyin Muhabbeti”

  1. 1
    UFUK ÜNLÜSOY Says:

        YARADILANI SEVERİM YARADANDAN ÖTÜRÜ.
        Elhamdülillah müslümanım diyen herkesin, alevilik, sünnilik, şiilik ayrımını yapmadan - tüm peygamberlerimize inanarak dostluk, kardeşlik ve barış içinde yaşaması gerekir. Bu koskoca DÜNYA hepimize yeter. Öyleyse buyrun hep bir ağızdan tekrar edelim.
         YARADILANI SEVERİM YARADANDAN ÖTÜRÜ.

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank