content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

03 Eki

Döv Beni Döveyim Seni-2-

Şiddetin bu toplumdaki uzantılarını, sebep ve sonuçlarını konuşurken en son okuldaki şiddeti – ortaöğretim – konuşmuştuk.

Üniversitede ise durum farklıdır. Şiddet paylaşımı söz konusudur. Psikolojik şiddeti aldığı üç kuruş maaşı ve çalışma koşullarını gerekçe göstererek aldırmazlığa, duyarsızlığa ve hatta kabalığa vardıran ( kendisini birşey sanan ) akademisyenler, fiziki şiddeti ise sevgili polisimiz üstlenmektedir. Ama şiddetin yayılımı orta öğretimde olduğu kadar yaygın değildir. Yani size bağlıdır. Eğer duyularınızı kapalı tutar ve sesinizi çıkartmazsanız, okulunuzu okur, bitirir ve paşa paşa mezun olursunuz ama üniversitenin bir öğrenciye vermesi gereken o çok değerli dersi ıskalarsınız; yaşama pratik anlamda hazırlık!

Diplomanız olur,müthiş bir özgeçmiş dosyanız olur ama yolda koklaşan bir çifte tahammülünüz olmaz. Çok yüksek düzeyde yönetici olursunuz ama adam kayırır, rüşvet alır / verir, eşinizi aldatır, ve yalan söylersiniz. Düzenin adamı olup “napalım işler böyle yürüyor” deyip kulağınızın üstüne yatarsınız. Kısaca “idealsiz” olursunuz. Çünkü üniversitenin bir gence en çok öğrettiği şey ülkede, dünyada veya günlük yaşamda olanlar değil olması gerekenlerdir. Eğer bunu ıskalarsanız müdür olursunuz, patron olursunuz, zengin olursunuz, eş olursunuz, baba olursunuz, anne olursunuz, sürücü olursunuz, asker, polis, başbakan, cumhurbaşkanı, meclis başkanı, bakan, milletvekili olursunuz ama adam olamazsınız.

Ressam, müzisyen, heykeltraş, dansçı,tiyatrocu, şarkıcı, yazar, çizer olursunuz ama “sanatçı” olamazsınız. Ve işin en acı tarafı üniversitelerden bu tür bir altyapı olmadan mezun olduğunuz  için yetkili biri olduğunuzda sadece kendi bildikleriniz doğrultusunda kararlar verirsiniz ki o da daha önce yazdığım hareket biçimine eşittir.

 Okul – en azından – olması gerekeni görme açısından bir şanstır. Okul hayatını tamamlamayan, yarıda bırakanlara için ise kendini “ eğitmek” çok hemde çok daha zordur.

Şiddetin en acımasız olduğu alanlardan biridir eş – çocuk dayağı ve namus cinayetleri. Kendisine kültürel, geleneksel ve dini olarak böyle bir hak verildiğini sanan erkeğin kadın üstündeki bir türlü bitmek bilmeyen iğrenç zulmü. Bu tamamen ayrı bir araştırma ve yazı konusudur, bu yüzden bu kadar yazıp kesiyorum ama bu kadarcık yazıyla bile midem bulandı.

 Gelelim madalyonun diğer yüzüne.

 Şiddeti uygulayan yani döven yani dayak atan veya psikolojik baskı uygulayan kişiye.

Genellikle maddi veya manevi çıkarınız olan bir alanda, bu menfaatin onayını elinde tutan kişi. Bu evin içinde başlayıp toplumun herhangi bir oluşumunda kolaylıkla görülebilecek bir sürgit. Ama dayandığı birkaç ana temel var.

 Bunların ilki elinizde tuttuğunuz gücün karşınızdakinin çıkarına olduğunu bilir ve bu gücü kendi egonuzu tatmin etmek için kullanmaktan çekinmezsiniz.

İş yerindeki şefler, müdürler, patronlar, okullardaki amirler hele akademisyenler, profesörler, doçentler,doktorlar bunların en iyi örnekleridir. Dünyayı onlar yaratmışlardır ve dünya zaten onların etrafında dönmektedir hatta dünyanın varoluş ve dönüş sebebi onlardır. Aşağılık kompleksinin yürüyen, yaşayan kanıtlarıdır onlar. Bunu dışında “erk” dengesizliği bu şiddeti doğurur.

 

Kalın Sağlıcakla

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank