content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

08 Eki

Demokratikleşme Paketi

Başbakan Erdoğan, geçen hafta “ Demokratikleşme Paketi” adı altında meclise sunulmak üzere, bir dizi toplumsal haklar açıkladı.
Demokrasi kavramının anlamı ve içeriği bütün dünyada aynı imiş gibi görülse de; ülkelerden ülkelere farklılıklar gösterir. Dolayısıyla demokrasiyi toplumsal uzlaşma olarak algılamamız daha doğru olacaktır.

Burada kesimlerin haklarına razı edilmeleri değil “razı olmalarıdır” esas olan. Bütün devletlerde etnik ya da dini birçok kesimler vardır. Ve bu kesimler kimi devletlerde uzlaşmışlar, birlikte yaşamanın yani karşılıklı hak ve ödevlerin ne olduğunun tespitini yapabilmişlerdir.

Bu uzlaşma karşılıklı müzakerelerle olmamıştır çoğu zaman. Karşılıklı uzun-kimi zaman kanlı- mücadeleler sonucunda olmuştur. Lakin sonuçta ikili ya da üçlü ortaklıklar halinde devlet yönetilememiştir. Yönetilmeye kalkışıldığında sonuç hüsranla neticelenmiştir.

Ve her zaman güçlü olan kesim diğer kesimleri yönetme ve yönlendirme hakkına sahip olmuştur. İşte burada önemli olan güçlü olan kesim ile diğer azınlık kesimler arasında dini, etnik, gelenek ve göreneklerde ortak paydaların çok olmasıdır.

Bu benzerliklerin çok olması demek aynı zamanda kesimlerin tarih içerinde ortak kaderlerinin de aynı olması demektir. Nitekim Kürtlerle olan birlikteliğimiz bu yüzdendir ki köklüdür.

Lakin Cumhuriyet kurulduğunda-her ne kadar Müslüman kimlik üzerinden birliktelik sağlanmış görünse de- Türklük ön planda tutulmuş ve bu birlikteliğin yani bir anlamda devletin kurucusu ve fikir babası olarak Mustafa Kemal gösterilmiştir. Daha sonra soyadı kanunu kabul edildiğinde Atatürk soyadı verilerek bu-eğer buna ideoloji dersek- ideoloji daha da pekiştirilmiştir.

Bu ideolojiler yüzyılı olan yirminci yüzyılda, revaçta ve geçerli olabilir. Lakin Sovyetlerin yıkılmasından yani ideolojiler devrinin sona ermesinden sonra bu ideoloji geçerliliğini yitirmiştir. Burada tartıştığımız Mustafa Kemalin kendisi değildir. Tartıştığımız şey (Atatürk üzerinden)böyle bir ideolojinin artık günümüzde geçerliliğini yitirip, yitirmediğidir.

Zaten geldiğimiz nokta da bunun yanlışlını ortaya koymaktadır. Hep beraber olamayacağına göre; şu anda ülkemizin lokomotif kesimi kim diye soracak olursak verecek cevap bulamayız. Aleviler mi, Suniler mi, Kürtler mi yoksa Türkler mi?
Geçmişte devleti idare edenler, laiklik ya da cumhuriyetçiler gibi izafi ve belli bir toplumsal kesime dayanmayan, her zaman tanımlaması değişebilecek bir ideolojiye dayandırarak ve yukarıda yazdığım gibi bunu Atatürk’e bağlayarak ülkeyi idare etmeye çalışmışlardır. Bu sadece ideolojidir ve kısa süre için belki ama ülkenin yönetilmesi ve birliğinin sağlanmasında hiçbir kıymeti ve garantisi yoktur. Zaten zaman bunu ispat etmiştir.

Ülkemizin asli unsurları ile suyun başında olan sistemin yöneticileri arasındaki uçurum bundan kaynaklanmaktadır. Bundan dolayıdır ki devlet partisi olan CHP yüzde yirmileri zor geçmektedir.

Kaldı ki, ülkemizin zor anlarında Anadolu’ya sahip çıkacaklar yine bu ülkenin asli unsurlarıdır. Suyun gözüne hâkim olanlar yurt dışındaki varlıkları ile zaten geleceklerini garanti altına almışlardır. Tuzları kurudur. Kazandıkları ölçüde buralıdırlar.

Kısaca, demem şudur; Demokratik haklar toplumun kesimleri arasında bir akittir. Bu akit kesimlerin ülke içindeki hak ve yetkilerine razı olmaları anlamına gelir. Bu hakkın korunması ve huzurun sağlanması için iki şeye ihtiyaç vardır. Birincisi, zengin, gelenek ve görenekleri ile tarihi derinliği olan ve ülkenin bütün kesimleri ile barışık hâkim kesim ile…
İkincisi, Kendini kendi ülkesinde el hissetmeyen, haklarının korunduğuna, inanç ve yaşam hakkını huzur içerisinde kullandığına inanan, geleceğinden şüphe etmeyen diğer unsurların…
Varlığıdır… (Mesela) Başörtüsü gibi diğer konular ayrıntıdır.

Etiketler : , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank