content
11 Haz

Bir Çevre Günü Daha!

“Uzaklarda bir yerden büyüdüğü kente gelen yaşlı adam, bastonuna dayanıp yanındakilere, hani bir bahçe vardı. İçinden ince bir ırmak akardı. Ben o bahçede bülbül sesleri dinlerdim. Çınar, kavak ağaçlarının kokusunu unutamam.

O bahçede renk renk güller, çiçekler açardı. Aşk türküleri mırıldanıp o bahçede gezerdim. Beni o bahçeye götürün, dedi.

 Yanındakiler bakıştılar, boyunlarını büküp yaşlı adama yanıt verdiler: O bahçenin içindeyiz. Tam burasıydı.

Yaşlı adam çevresine baktı.

Altı yedi katlı apartmanların arasındaydı. Balkonlara ipler çekip çamaşırlar asmışlardı. Çocuklar apartmanların arasındaki tozlu yerde bağrışarak top oynuyorlardı.

Dar kaldırımlar araba doluydu. Kapıların önünde naylon leğenler, eski ayakkabılar…

Havada pis bir koku var. O bahçesi burasıydı. Yaşlı adam çevresine hüzünle baktı, yanaklarındaki yaşları elleriyle silerek, beni götürün, dedi.”

 Onuncu Köy adlı köşesinde Bekir Coşkun’un seneler önce yayınladığı bu yazıyı hep hatırlarım.

Bekir Coşkun, bu hazin tabloyu hem çiziyor hem de çevre gününün ardından ekliyordu;

“Çevre günü kaç gündür salonlarda kutlanıyor. Niçin başınızı kaldırıp bakmıyorsunuz. Ormanları yaktılar. Ne ırmaklar artık yeşil, ne deniz mavi. Sulak alanları kuruttular, çulluklar gelmiyor. Yeşil tarlalara fabrika kurdular, birer cennet köşesini andıran koylardaki ağaçları kesip kooperatif evleri ile doldurdular. Son vaşağı da avcılar vurdu…”

 Yazılan yazı seneler önce, ama değişen hiçbir şey yok.

Bu bir çığlık!

Tükenen dünyanın, acı çeken insanın çığlığı. Ve çoğalan insan ve diğer canlıların adına atılan çığlıklar…

Ne yazık ki yaptıklarımız bu kadarla kalmıyor. Sürekli yok ediyoruz.

Ne için?

Sözüm ona yapmak için. Daha fazla refah, daha fazla para, daha çok hırs için.

Bir gün gelecek, pislikten yanına yaklaşamadığımız denizin kıyısındaki konforlu evlerimizde, yarattığımız yapay yeşillikler içinde, nefes almak için çıkabileceğimiz güzel dünyamız olmadan yaşama mahkûm olacağız.

Şık bir hapishane, neye yarar, Yaratanın inanılmaz mucizesi güzelim dünyanın kokusunu duymadan, meyvelerini tatmadan…

 Dünyanın durumu gerçekten çok trajik! Ama hala yaşam devam ettiği için daha vakit var diyoruz.

Bu vakit bize yeter!

 Hayır! Yetmeyecek, yetemez, ne bize ne de çocuklarımıza.

Yazısını ilk zamanlarda okuduğumda unutamadığım şimdi anımsadığım Bekir Coşkun, “Bir gün çevrenize bakıp “beni götürün” dediğinizde gidecek yeriniz olmayacak. Beton salonlarda neyi kutluyorsunuz? Başınızı kaldırıp bakın.” Diyor.

 Bakıyoruz başımızı kaldırıp, gördüklerimiz muhteşem şekillerde yapılan yapılar… Toprakları istila ettikleri gibi bu insanoğlu, gökyüzünün de özgürlüğünü elinden aldı.

Başını kaldırsan, gökdelenler, ya aşağısı?

Yapılan yolların kenarlarında belediyelerin koyduğu o şık çöp konteynırlarının içleri boş. Ama çevresi çöp torbalarının dağılan pisliği ile dolu…

Bu millet nasıl adam olur? Yukarı- aşağı baksa ne yazar?

Eğitim şartmış, hangi birini eğiteceğiz ki?

Bak Çevre Günü 5 Haziran’dı.

Birkaç sene sonra 5 ila 10 Haziran oldu. Var mı bir değişiklik? Yok.Belki de her gün Çevre Günü olmalı.

 Çevre Günüde geçti gitti, yıkılan, yok olan canların derdiyle, acılarıyla uğraşırken…

Ne yıkılırsa yıkılsın, kim ölürse ölsün dünyamız hala, henüz, her şeye rağmen yaşamaya devam ediyor. İnatla!

 Biz insanoğlu değişmeye hiç mi hiç çabalamıyoruz bile…

Ama başımızı gömdüğümüz yerden çıkarıp kaldırıp bakmak zorundayız.

Yaşam sadece soluk almaya çalışıyor. Bir gün bu üstün zekâ insanlar yaşama da oksijen maskesi takabilir. Aldırmadıklarına bakılırsa…

 Yaşama ve doğaya sahip çıkmak dileği ile…

Sevgiyle kalın

Etiketler : , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “Bir Çevre Günü Daha!”

  1. 1
    Necmi Gürseler Says:

    Çevre kültürünün bilincinde olan veya daha acısı olacak olan insan görünmüyor pek ufuklarda.Eğitim desen, onun da nasıl olduğu şüpheli.Ezberciliğe dayalı dayatmalı bir sistem ağı.Yazık!Yok olan içinde nefes aldığımız biricik dünyamız...!!!Ama ben o kadar sahiplenmiyorum dünyayı esas ana unsur insanın kendisinde cereyan eden,kendisinde başlayan bir insan olabilme kabiliyeti dersem pekte yanılmam!!!

    ellerinize yüreğinize sağlık bu önemli konuyu paylaştığınız için...



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank