content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

23 Ara

Bilimsel Olanda Birleşmek

Bilim nesnel gerçekliği temel alır. O gerçekliği bilimsel kriterlere uygun irdeler tanımlar. Yani somut durumun tahlili, soyutlama bilimsel yeniden yaratma, somuta uygulama. Bu şu demektir. Bilim somut durumu ret ederek başlamaz. Somut durumun tam ve doğru tanımını yapmadan yapılan eksik olur. Üzerinde çalışılacak nesneyi olguyu tam olarak tanımlamadan, tam ve doğru sonuçlara ulaşılamaz. Somut durumun tahlilinden sonra ortaya çıkan yeni durumun yeniden somutlanması tam ve doğru olarak yapılmadan tam ve doğru bulunamaz. Yani bilimsel yöntem okus pokusçuluktan çok farklıdır. Nesnenin, olgunun başında elimizi şakağımıza dayayıp düşünen adam taklidi yapmak değildir. Hele hele bir tavada eritilmiş kurşunu Kuran dan sureler okuyarak suya döküp. Sana ne çok göz değmiş ok gibi sivri sivri dikenlere bak demek hiç değildir. Eriyik durumundaki kızgın şeyler soğuk suya dökülürse kendince patlar şekiller alır. Bunun kaşla gözle bakışla ilgisi yoktur.

Bilimsel yöntemin toplum tarafından benimsenmesi toplumun bilimin sonuçlarından eşit faydalanacağı koşulların sağlanması: Toplum yaşamının bilimsel yöntemleri tam olarak kullanmak üzere düzenlenmesi gelişmeyi hızlandırır. Toplumların içinde bulundukları koşulları hayal bile edemeyeceğimiz sürede, düzeyde gelişmesini; iyiye güzele değişimi sağlar. Toplumun bireylerinin tümünü insan olmaktan onur duyar hale getirir. Toplumları ve bireylerini açzin ve çözümsüzlüğün girdabından kurtarır. İçinde bocaladığımız sorunların tümünü tarihe gömer. Dahada önemlisi dipcik zoru ile bir arada tutmaya çalıştığımız. Zor ve korkutarak yönettiğimiz toplumumuzu, Dünyada yaşayan insanlığın tümünü. Bu debelenme çukurundan çıkarır. Mesela Ülkemizin en önemli sorunları: Üretim, tüketim, ulaşım faaliyeti, ülkemiz insanlarının barış ve kardeşlik ortamında özgür ve mutlu yaşaması. Deprem sorunu gibi sorunların çözümüne bakalım. Elbette bu günkü koşullardan bakacağız. Yarın değişebilir. Değişmeyen tek bilimsel kriterin değişim olduğunu bilerek.

Şimdi bakalım üretim sorunumuza. Bunun için önce nasıl bir coğrafya da yaşıyoruz. Nüfusumuz ne kadar. Nüfus yoğunluğu ne? Coğrafyaya nasıl dağılmış. Üretim araçları neler bu araçları kullanım biçimleri nasıl kolektif mi özel mülk mü? Ülkemiz dünyada nasıl bir konumda, bu toplumun ihtiyaçları neler. Bu ihtiyaçlar, en az emekle ve en seri ve çabuk, en kaliteli ve sağlıklı bir şekilde nasıl sağlanır. Toplumun tüm bireyleri bu olanaktan en adil ve eşit bir şekilde nasıl yararlanır. Bu üretim faaliyeti esnasında, doğadan aldıklarımızı, doğayı bozuşturmandan, yine nasıl doğaya döndürürüz. Bu değerlendirmelerin doğru ve toplum yararına tam olarak yapılması. Üretimin bu durumu göz önüne alınarak planlanması. En az toplumsal emekle en fazla değer üretilmesinin planlanması.Ön koşuldur.

Şimdi bu değerlendirmeye göre incelersek üretimi ve üretim olanaklarımızı. Elbette bu örgütlenmiş, Kurumlarını oluşturmuş toplumun işidir. Bu yazıda tümünün irdelenmesi olanağı elbette yoktur. Üretim tarzımıza ve üretilenin paylaşımı adaletine, Çalışma şeklinin ve çalışanların yaşam koşullarına bakarak. İçinde bulunduğumuz toplumun üretimi ne kadar bilimsel yaptığına yönelik söylenebilecek çok şey olduğu aşikârdır. İlk akla gelen üretim faaliyeti kapitalist üretim tarzıdır. Bu nedenle baştan aşağı sermayenin daha fazla kar etmesi için düzenlendiği alenidir. Bu nedenledir ki: Ücretler çok düşük, çalışma saatleri çok uzun toplumsal üretimden ortaya çıkan değerin büyük bölümü sermayedarın denetiminde kasasındadır. Toplumsal örgütlenmenin en üst biçimi olan devlette bu konseptin dışında değildir. Bu nedenle sermayenin daha fazla kar etmesi için her türden yasal kılıfı. Sermayeyi korumak için her türden önlemi alır. Bu önlemleri güçlerinin tümünü Asker, polis seferber ederek uygular. Uygulamaktadır. İşte bu uygulamalar sonucu ortaya çıkan somut durum. Bu toplumsal örgütlenme olan devletin, aynı anlama gelmek üzere üretim biçimin adilliğini ortaya koyar.

Bu somut durumdan ötürü adil ya da adaletsiz olarak adlanır. Yaptığı ile unvanını kendisi hak eder. Uzun söze gerek kalmadan bizim üretim ve paylaşımımızın adil ve bilimsel olmadığını Emekçilerin yaşamından anlaya biliriz. “SABAHIN KÖRÜNDE EVİNDEN ÇIKIP GECE YARISINDA EVİNE GELEN ÇOCUĞUNU BİLE KUCAKLAMAYA ZAMANI OLMAYAN EMEKCİNİN, YİYECEK EKMEK BULAMAYACAK DURUMDA OLUŞU. Asgari ücrete talim etmesi.Bunca işsize rağmen çalışma saatini artırılması çalışma yaşamının kuralsızlaştırılması üretim biçimimizi yeterince açıklamıyor mu? Elbette sermaye kara düzen üretim yapmıyor. Onun üretimini artıracak, paylaşıma gelince susacak kadar eğitimi topluma veriyor. Eğitim kurumlarını böyle yapılandırıp böyle işlevlendiriyor. Makine kullanacak kadar becerikli Hakkını istemeyecek kadar uysal olunmasını öğretiyor. Bilimin açığa çıkardıklarını da kasasında saklayarak, en fazla para kazanacağı zaman pazarlıyor. Yâda eski yöntemle ürettiği malla kazanabileceğini kazandığında yeniyi yeniden kandırmanın aracı olarak piyasaya sürüyor.  İnsan emeğinin sonucu ortaya çıkan tüm değerleri kilit altına alarak. Kendi çıkarına kullanıyor. Tabii toplumsal emeği çarçur edip çevreyi kirleterek, Doğayı tahrip ederek, Toplumsal değerlerin tümünü talan ederek bu adaletsizliğini sürdürmektedir.

Bu haksızlıklar üzerinden var olmasını sağlayan hep daha fazlasını isteyen sömürü mekanizması. Yanı başında devlet zoru olmaksızın yaşayamaz. Bu gücü yetenin diğerini sömürdüğü dünya da Paylaşım kavgaları, sosyal patlamalar ve krizler eksik olmuyor. Yani bu adaletsizlik ve yok edicilik üzerine inşa edilen sistem yalanının sistemi insanlığa ebedi barışı vaat edemez. Etse de yalan söyler. Ebedi barış için. Buna uygun bir üretim sistemi ve aynı anlama gelmek üzere paylaşım zorunludur. Biri olmadan öbürü olmaz olamaz. Olsa da kurşun dökücünün erimiş kurşunu ayetlerle hastanın başının üstünde soğuk suya dökmesi ve kurşunun aldığı şekli kendince yorumlaması gibi bir şey olur. Öylede olmaktadır. Televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, her gün sayısız prof. Dr, gibi bir süre unvanla konuşanlar aslında kurşun dökücünün işini yapmakta emekçileri yanılmakta ve kandırılmasını sağlamaktadır.     

Gelecek yazım üretimde ve ulaşımda bilimsel olanda birleşmek.

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank