content Güney Marmara Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
14 Tem

Bandırma’da Güzel Şeyler de Var

Şu son yıllarda vatandaşın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı, had safhaya çıkarken, her Allah’ın günü değişen gündem de, ister istemez psikolojisini de bozar duruma ulaştı.
En son Ergenekon olayları nedeniyle, toplumsal bir paranoya yaşayan bir ülke haline hızla dönüşürken, artık insanlarımız bırakın birbirleriyle telefon görüşmesi, neredeyse selamlaşmayı bile yapamaz hale dönüştü.

Tanıdığım birçok kişi neredeyse telefonunun dinlendiği kuşkusuyla, yanında cep telefonunu bile taşımak istemezken, yolda karşılaştığı kırk yıllık arkadaşının Ergenekoncu olacağı şüphesi ile yolunu bile değiştirmeye başladı.
Tabii ki bir anda bu hale gelmedik. Olaylar, zincirin halkaları gibi birbirine eklene eklene bu günlere ulaştık sonunda.

Eh, tüm bunlara ek olarak başta memurlara ve emeklilere yüzde 2 gibi komik zamlar verilirken, yine elektrik başta olmak üzere, akaryakıt ürünlerine neredeyse yüzde 50’lere varan zamlar da, bir yandan psikolojik denge bozukluğunu zirve noktasına çıkartırken, diğer yandan da toplumsal paranoyayı destekleyen boyutlara ulaştı.

Medya organlarına baktığınızda, hiçbir yüz gülümsetecek bir olaya rastlanılamazken, aksine gaspından, adam öldürmesine, devlet soygunlarından terör olaylarına kadar, hergün okuduğumuz, takip ettiğimiz yüzlerce olumsuz haber de, vatandaşımızı neredeyse canından bezdirecek duruma gelmesini de beraberinde getirdi.

Yarım yüzyılını bu ülkede geçiren sade bir vatandaş, sürekli çalkantılı bir devlet idaresinin pençesinde kıvranan bir birey olarak, “acaba çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağız?” endişesini en derinden alabildiğine yaşarken, girmeye çalıştığımız AB ülkelerindeki yaşam koşulları, her daim gıpta ile baktığımız bir kriter olmaya devam edecek.

İnsan, ister istemez içinde bulunduğumuz milenyum içerisinde, refah seviyesi yüksek olan ülkelerdeki insanların yaşam biçimine ulaşmaya çaba harcarken, ne yazık ki ülkemizde yaşanan kaos ortamları ve bu ortamların da sürekli farklı boyutlarda tetiklenmesi, bırakın refah seviyesinin yükselmesini, yaşam kalitemizi de her geçen gün daha aşağılara çeken bir çıkmaz boyuta gelmesini de sağlarken, Türk insanının dünya üzerindeki kaderini de çizmiş oluyor adeta.

Türkiye genelinde bu olumsuzluklar yaşanırken, Bandırma’yı da doğal olarak bu olumsuzlukların dışında tutmak da mümkün değil.

Yıllar yılı eğitimden sağlığa, güvenlikten kamu yatırımlarına kadar beklentilerini alamamanın çaresizliği içerisinde kıvranan Bandırma, her Türk insanı gibi artık kaderine razı gelen bir tevekkül ile günlerini doldurmanın kısmetsizliğini yaşarken, diğer yandan da yaşanan bu olumsuzlukların düzelemeyeceğine olan inançsızlığı ile umarsız bir boyuta da geldi.

Tüm bu olumsuzluklara karşı, belki az da olsa yüzleri güldürecek güzel durumlarla da karşılaşmak, sevinmeye hasret kalan insanımızın en büyük özlemleri arasında yer alıyor sanki.

Geçtiğimiz günlerde, yaşadığım küçük bir rahatsızlık nedeniyle eski adı SSK Hastanesi, yeni adıyla da Kapıdağ Devlet Hastanesi’nde gördüklerim, ciddi anlamda beni mutlu etmeye yetti.

Hepimizin kafasında yer eden ceberrut devlet yansımasının bir versiyonu olan sağlık sektörünün görünen yüzü hastanelerimizde, onlarca yıldır insanlarımızın yaşadığı dışlanmışlık, bedbinlik aşamasına gelmişken, böylesine güzellikleri görüp de, anlatmamak, herhalde yapılabilecek en büyük de haksızlık olur diye düşünüyorum.
Kuşkusuz, bu hükümetin yaptığı en önemli icraatlerden biri de, SSK ve Devlet hastanelerini birleştirmek oldu. İki farklı bakanlığa bağlı hastanelerde yaşanan ve en başta aynı branşta olsa da doktorlar arasında yaşanan çelişkili maaş farklılıkları da ortadan kalktı en azından.

Şimdilerde, döner sermayenin de katkıları ile bir doktorun aylık maaşının 5-7 bin YTL civarında olduğu düşünülürse, Türkiye şartlarında geçim derdi düşünmeden, hastası ile daha yakından ilgilenme imkanını yaratması nedeniyle de, son derece olumlu bir yansıma yarattı.

Daha da iyileştirme çabalarının sürdüğü sağlık sektöründe Bandırma Kapıdağ Devlet Hastanesi, ülkemiz şartlarında özel hastanelerle yarışır bir boyuta ulaşırken, bu hizmetlerin bu seviyeye gelmesinde en büyük etkenin de başhekim koltuğunda oturan Dr. Ethem Karpuz ile start aldığını da yadsıyamayız.

Hastane kapısından daha ilk adımınızı atar atmaz, adeta koruluk bir alana girdiğiniz hissine kapılırken, etraftaki ağaçların verdiği yeşilin çeşitli tonları ile birlikteki ferahlık, ister istemez kendinizi huzurlu bir ortamda, emin ellere teslim edeceğinizin ilk işareti olarak dikkati çekiyor.

Pırıl pırıl koridorları boyunca hastaların beklemesi için konulan bankların lekesiz temizliği, hastanenin ne kadar hijyen kurallarına uyduğunun da bir göstergesi tabii ki. Tüm bunların yanı sıra, hastaların sıra kavgasının bir zamanlar çokça yaşandığı ülkemizde, geliştirilen bir kart okuma sistemi ile düzene sokulması ise kuşkusuz ortaya konulan hizmet kalitesinin de üst boyutlara çıkmasında önemli bir rol oynuyor.

Eskiyi düşündüğümüzde, küçücük lomboz deliği gibi pencerelerin önünde iki büklüm hale gelen hasta, hangi doktora muayene olacağının kaderini karşısında numara veren kişiye bırakırken, artık bugün elinde tuttuğu elektronik kart ile tercih hakkını kullanmanın da mutluluğunu yaşıyor. Yaşamakla da kalmıyor, inandığı ve güvendiği doktorun önünde kartını okuttuktan sonra, kapı üstündeki monitörden sırasını büyük bir olgunluk içerisinde bekliyor.

Bütün bunlar, hastane içerisinde belirli bir düzeni ve disiplini de beraberinde getirirken, her geçen gün hastaların da bu uygulamalara daha süratli bir şekilde adapte olması da, sistemin oturmasında çok önemli bir faktörü oluşturuyor.

Başhekim Ethem Karpuz ile servisleri dolaşıyoruz. Her servis önünde uzun uzun açıklamalarda bulunuyor. Öyle ki, koroner yoğun bakım ünitesine özel bir hassasiyet gösterdiği dikkatimi çekiyor. İçeri girdiğimizde, 4-5 yataklı yoğun bakım ünitesinin temizliği, düzeni ve içindeki birbirinden değişik aletler ile ilgili bilgi vermesi çok ilginç. Yüzünde mutluluğun tablosu oluşuyor sanki.

İnsanın, yaptığı bir eseri ile övünmesi belki bizim insanımızın tevazuu anlayışından dolayı hoş karşılanmayan bir durum oluşturuyor. Ancak, Başhekim Karpuz, övünme yerine halen bir takım eksikliklerinin bulunduğunu ve en kısa zamanda da bunları tamamlamak için daha fazla gayret ettiklerini altını çize çize söylerken, yapılanları yetersiz görmesi de garibime gidiyor.

Ortaya çıkarttığı hastanenin, onda birini başarma trendine giren bir başkası kendisini çok farklı bir konumda göstermeye çalışırken, O’nun halen hastaların sağlık hizmetlerinden daha fazla yararlanmasına yönelik çabalarını da takdir etmemek elde değil.

Bu kez, rahmetli İsmail Çolak’ın sağlığında yaptırmaya başladığı ama ömrünün yetmemesinden dolayı açılışını göremediği yeni binadaki odaları dolaşıyoruz.
Abartmıyorum, her biri yıldızlı turistik otellerin odalarından daha ferah, daha şık ve daha konforlu. Buraya herhangi bir rahatsızlıktan dolayı yatmak için giren hastanın da, kolay kolay çıkmak istemeyeceği bir konfor, kapıdan ilk girişinizde yüzünüze yansıyor.

Başhekim Karpuz, üç kişilik odaları, hastaların daha rahat yatması için ikişer kişiliğe indirdiğini ve üçüncü yatak yerine de refakatçiler için çek-yat kanepeler koydurduğunu, bununla birlikte hastanelerinde tedavi gören hasta sayısının da çok üst seviyeye çıkmasına karşın, en küçük bir sıkıntı yaşanmadığını bir çırpıda sözlerinin arasına sıkıştırıyor.

Girdiğimiz bir odada yatan bir hastanın yakınlarının, hastanede gördükleri hizmetten son derece memnun kaldıklarını ve gittikleri bir özel hastanede ne böylesine bir hizmet, ne böylesine bir sistem görememenin üzüntüsünü yaşadıklarını belirtmeleri de, duymak istediği güzel sözlerden biri oluyor.

Gerçek anlamda özel hastanelerde bile belki de ödenen binlerce YTL’lik bedellere karşılık alınamayacak bir takım hizmetlerin Bandırma Kapıdağ Devlet Hastanesi’nde yer alması, göğsümü kabarttı.

Demek ki, istenilince başarılamayacak hiçbir şey olmuyormuş. Yeter ki istenilsin. Böylesine bir hizmeti sağlayanlara tabii ki binlerce teşekkür az bile...

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank