- Bilgi Agi | Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi ve Yazar Portali - https://www.bilgiagi.net -

Arka Bahçede Neler Oldu?: Adnan Menderes

Tugrul Sarıtaş, Türk Basınının hareketli, verimli, araştırmalarıyla güçlü ve kalıcı imzalar atmış bir gazeteci, araştırmacı, yazar. Merkezi Ankara’da bulunan Kültür Ajansın kurucusu, sahibi, yöneticisi değerli dostum Prof. Dr. Hayrettin İvgin tarafından bana ulaştırılan kitaplardan bir yenisi, Kültür Ajansın 193 numaralı yayını olarak 176 sayfayla günyüzü gören, Tuğrul Sarıtaş’ın “Arka Bahçede Neler Oldu? Adnan Menderes” adlı kitabının sayfalarında mini bir gezinti yapmak istiyorum.

Kitabın yayınlanmasında, Kültür Ajansın teknik koordinatörü, genç ve enerji dolu Erhan İvgin’in hizmetleri hemen dikkat çekiyor. Tebriklerimi sunmak istiyorum efendim.

Salim Taşcı imzalı, önsöz, Tuğrul Sarıtaş imzalı sunuş dikkat çekiyor ilk sayfalarda. Kitap içinde tarihi önemi olan görüntü ve fotoğrafları, değişik siyaset adamlarının veya yöneticilerin fotoğrafları bol miktarda verilmiş. Bu Tuğrul Sarıtaş’ın arşivinin zenginliğini

gösteriyor. Ali Adnan Menderes’in Babası Ethem Bey’le, Ablası Melike ile çekilen çocukluk dönemine ait fotoğraflar. Mahmut Celal Beyin, Çakırcalı Ali Efe’nin fotoğrafları Ali Adnan’ın yaşadığı evin görüntüleri sayfalarda manalı manalı bizimle selamlaşıyor.

Ara başlıklara bakıyoruz:

Tüm ailesini veremden kaybetti. Yatılı okul yılları, Ali Adnan Asker, Çiftci Ali Adnan, Ay-Yıldız çetesini kurdu. Köprüyü havaya uçurdu. Çiftliğin başına döndü. Berin hanımla evlendi… Siyasete nasıl girdi, Atatürk’ün önerisi ile mebus oldu, Menderes’in Radyo konuşması, İnönü ve halk radyo başında, İnönü’nün treni vali emriyle durduruldu…

Tahkikat komisyonu kuruldu, Parti yola çıkmıştı, engel tanımıyordu..

Yassıada’da kaderin cilvesi bitmiyordu vd.

Arka kapaktan: İskeleye götürüldü. “Nereye gidiyorum?”diye sordu. Güryay; “Deniz Hastanesine” dedi. Bu işittiği son yalan olacaktı. Güryay’ın acelesi vardı sanki.. Hemen yolcu etti ve makamına döndü. Telefonu çaldı. Arayan Gürsel’di. “Menderes’i hiçbir yere götürme” diyordu. Ama Menderes çoktan yola çıkmıştı bile. “Emrinizi İmralı’ya ileteyim” dedi.

İmralı’da emrinin geçip geçmediğinden emin değildi ki artık. Vazgeçti Gürsel, “Hayır, gerek yok” dedi. Feribot İmralı’ya yanaştı. İki asker Menderes’i başgardiyana teslim etti.

O zaman anladı, geldiği yerin hastane olmadığını infaza gittiğini.

Elleri önden kelepçelendi. Yakasına infaz kartı iliştirildi…

[1]