content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

30 Tem

Aşk Başkasında Kendi Yolculuğumuzu Yapma Halidir

Vatan Gazetesi'nden  Fatma Kahraman Hanım'ın benmle yaptığı söyleşiyi sunuyorum...

FK: "Ruhunu Arayan Aşk" adıyla günümüz tüketim toplumuna eleştiri mi getiriyor?

NS: Evet ciddi bir eleştiri! Sadece cinsel partner arayan, bağlanmayan aile istemeyen, kendine odaklanmış  bencil tüketicilere karşı kendi kültürümün değerlerini  koyarak ve sentezleyerek ruhu olmayan bedenin sadece ceset olduğunu  anlatıyorum.

FK: Bu ruh  kadın ruhu mu erkek ruhu mu? Olaylar ve durumlar kadın ya da kadına yakın  duran anlatıcının  gözünden mi yoksa erkek anlatıcının gözünden mi aktarılıyor?

NS: İlk kitabım "Aşkın Ölümcül Etkileri" rahmetli Muzaffer Buyrukçu dahil bir çok ciddi yazar tarafından ele anlınıp  yazılmıştı ve kadın erkek  diye ayrılmadan ve hakkaniyetle yazılmış  ilk kitap diye tanımlamışlardı. Kadın veya erkek ruhu diye ayrım  doğru değil, elbette fıtrat dediğimiz özgün yayınlarımız var. Ancak ruh cinsiyetten önce insan  olma aşamalarını belirten bir kavram.

FK: Bu ve bundan önceki  ilişkiler üzerine yazdığınız kitaplarımız aşk konusunda rehber durumunda. Özellikle kadın erkek ilişkilerine eğilme sebebiniz nedir?Bu kitabı  size yazdıran sebep nedir?

NS: Devamlı savrulan ve değişen bir toplumsal yapının bireylere yansıması ağır bir fatura getiriyor. Bu değişimde bireye yardımcı olacak kurumlar, örgütlenmeler veya liderler yok ülkemizde. O nedenle savrulup duruyor insanlar. Başvuracak  yer arıyor. Ne anne baba, ne büyükler yol  gösterici  veya sevgi verici. Onlar devamlı maddi gerçeklerle meşgul  ve sadece kazançla ilgili. Bakıcılarla büyüyen çocuklara kim rehberlik  edecek? Toplum ruh sağlığını kaybetmekte. İnsanlar sadece internet veya televizyona bağımlı. Çare buralarda aranıyor. Toplum yaralıyken birey  mutlu olamaz. İç içeyiz ve kişisel  iradeye ihtiyacımız var.

FK:Siz çok güçlü bir kadınsınız. Kanserle mücadele ettiniz ve iki kez kanseri yenmeyi başardınız. Güçlü durmayı nasıl başardınız? Bu yaşadıklarınız yazın hayatınızı nasıl etkiledi?

NS: Kanserle mücadele etmek veya içe kapanıp  küsmek önümdeki yol ayrımıydı. Ben hayata devam etmeyi  ve normalleşmeyi seçtim. Başkalarının acılarıyla kendi acımı  birleştirip bal eyledim.

Ben onlara bilgi, onlar bana dua ve şevkat verdi. Ben onlarla paylaşırken öğrendim. Batı  kültürünün  aşıladığı "daima al ve hiç verme" tezi yerine kendi kültürümün "veren el alan elden üstündür" tezini hayata geçirdim.

FK: Aynı zamanda politikayla ilgileniyorsunuz. Politikada aktif kadın sayısı çok az. Mesele "kadın" "erkek" meselesi mi yoksa Türkiye'nin genel siyaset anlayışı mı?

NS: Kadın erkek meselesi bütün dünya da. Politika = iktidar demek, erkek doğal olarak iktidarın  sahibi görüyor kendini ve kadını dışlıyor.

Kadınlar bu hakkını  söke söke aldı ve çok yeni Batı'da da zaten. İtalya'da hala mecliste kadın oranı yüzde 10! Türkiye'de siyasette kadınlar kadınları desteklerse daha hızlı yol alırız. Bir de yasal  değişiklikler gerekiyor seçim yasalarında olduğu gibi.

FK: Fırtınalı aşkalar nasıl yönlendirilir?

NS: Kendiniz farkına vararak, yaptıklarınızın farkına varark yani farkındalığı  artırarak. Suçu hep başkalarında bulmak yerine kendime ne eksik sorusunu sorarak  kendi yüzümüzü karşımızdakinin  aynasında görerek yapabiliriz. Çünkü aşk  başkasında değil kendi yolculuğumuzu yapma halidir.

FK: Her ilişki yönlendirilebilir mi?

NS: Yönelendirmekten ne  anladığımıza bağlı. Eğer benim istediklerimi yapar mı diye soruluyorsa ; Hayır! Kimse başkasının  istediklerini durduk  yerde yapmaz. Ya tehdit altında yapar ya da geniş bir korku  alt yapısı yaptırır. Yönelendirme birlikte değişme anlamındaysa evet mümkün. Gerçek sevgi  dönüşür ve dönüştürür.

FK: Kitaptan ilişkilerde en çok  yapılan hataları  öğreniyoruz. Fakat davranışlarımızı bu şekilde sistematikleştirmek doğallığı yok etmez mi?

NS: Ben bir prototip  vermiyorum. Ben davranış ve alışkanlıklara dikkat edilmesi  gerektiğinin  altını örneklerle çiziyorum. Örnekler sizin  yaşadığınızla uyumluysa düşünmenizde fayda var! Ancak ruhsal eksiklikler denk gelebilir, ihtiyaçlar ihtiyaçları karşılayabilir.

Biz "Neden katlanıyor bu işkenceye" diye düşünürken  kadın mutlu olabilir. Aşağılık kompleksini tatmin enden bir cevap vardır ilişkide. Veya başka bir şey. Bunu bilemeyiz. Kimsenin ilişkisine neden  sen bununla mutlusun  diye bakamayız. Ama gençler işçin "Neden farklı bir seçim  olmasın" sorusu önemlidir.

FK: Evlilikler neden kötüye gidiyor günümüzde? "eski aşklar" başka mıydı?

NS: Aşk binlerce yıldır var ve olacak. İnsan ruhunun en tepe noktası ve haritası olan aşk bitmez. Aşkın alamını kaybeden birey köksüz ve kimliksiz savrulurken her şeyi kötü görür. Evliliklerin kötüye gitmesi  bencilliğin  artması ve ego  merkezli  bir hayatta başkası için fedakarlık  edemeyen bireyler evliliğe sıcak  bakmıyor. Başaramıyor. Evlilik  bir kurum  sadece onu iyi  veya kötü yapan  bireylerdir. Sorumsuz bir insandan ne birey  çıkar, ne koca!

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank