Biz Birlikte Türkiye’yiz, Birlikte

Türkiye tarihinin en önemli seçimini az önce sonuçlandırdı. Sonuçları değil, kimileri galibi dünden belli olan seçimlerin sürpriz sonuçları bekleniyordu.

Türkiye tarihinin en önemli seçimini az önce sonuçlandırdı. Sonuçları değil, kimileri galibi dünden belli olan seçimlerin sürpriz sonuçları bekleniyordu.

Geçen yazımızda Encümen-i Daniş ve serüvenine değinmiş ve İttahad-ı Hamiyyet’in Carbonari İtalyan adlı mafyasıyla ilişkileri olduğunu söylemiştik.

Ülkemizde cumhuriyet kurulduktan sonra son 50 yılda halkın oylarıyla iktidara gelenler, askeri müdahaleler sonucu iktidardan uzaklaştırılmışlardır. Antidemokratik, cunta yöntemleriyle

Müslümanlar asırlarca ellerinin altındaki çözüm üretecekleri menba’a “sırf yetkinliklerine olan güvensizlikten dolayı” dokun(a)madılar. Oysa bugün artık memlekette kendini bilen, nefsini bilen, Rabbini tanıyan ve Rabbinin yeryüzündeki halkının dertlerini dert edinen bir topluluk bulunmaktadır. Böyle bir sorunu bu sorumluluk ve duyarlılıkla kendilerine görev addedenler çözümlerini ortaya koydular.

Ülkemizde 27 yıldır akan kanın hepimizi yüreğimizden nasıl vurduğunu anlatacak cümleleri dizmeye kalkarsak dünyanın etrafını birkaç tez turlamamızın gerekli olduğunu biliyoruz.

Dün (04. 05. 2011) Kastamonu’da seçim mitingini bitirip Amasya’ya gitmekte olan başbakanın seçim otobüsüne eskortluk yapan polislere saldırı düzenlendi ve 1 polis hayatını kaybetti.

En büyük ve en tehlikeli terör devlet terörüdür. Bu büyük ve zorba, hukuk tanımayan bir devlet olunca terörün boyutları her an dünyanın başka bir yerini vurabilir. Örnek İsrail…

Evet, bildiğiniz gibi 22 Nisan Cuma günü CHP Genel başkanı Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU basın açıklamasıyla seçim beyannamelerini kamuoyuyla paylaştılar. İçeriğiyle ilgili bir şey söylemeyeceğim. Ama açıklama saati (abartısız söylüyorum) tam bir iletişim skandalı!

Kendisini zor durumda bırakmak için (olmayan) sorunlar var edip bununla ayağına değil beynine nişan alan başka bir millet, başka bir ülke bilen varsa göstersin ben de bu söylediklerimi geri alıp özür dileyeyim.

İnsanlar var oluşları/yaratılışları gereği, yani doğal olarak ve de haklı bir taleple uzun ve sağlıklı ömür dilerler. Yaşamları boyunca huzurlu, mutlu ve çoluk-çocuklarıyla, eş-dostlarıyla ömür boyu beraber olmak isterler.

Kelimeler vardır, her dilde ve hal-u karda aynı anlama geliyor. Kelimeler vardır her bağlamda farklı anlamlar ifade eder. Terimler vardır değişmesi (nadiren de olsa) bilim alanına göredir. Felsefe de başka, matematikte başka olur.

İslami literatürde en kestirme ifadesiyle iman, (iman konularını) “kalb ile tasdik” “kalb ile tasdikten sonra dil ile ikrar” ya da aktüel ifadeyle ‘katışıksız kesin inanç’, ya da “(dinin) doğru bilgilerinin doğrulanmışlığını[1] bütün kalbiyle tasdik ‘diliyle ikrar’ edilmesi” şeklinde ifade edilebilir. Yani bütün şüphelerin bertaraf edildiği, ruhun, vicdanın, kalbin kısacası anlama, kavrama ve karar veren melekelerin dingin bir şekilde bilgi ve inancın kesin ve mutlak şekilde kabulüdür iman. Bu yönüyle iman bilme(k) ve inanma(k)tan farklılık arz eder.

Ülkemiz bu çağda hala kılık kıyafetle uğraşan, dil ve mezhep ayırımcılığının kol gezdiği bir anlayışla yönetilmektedir. Keza farklı din ve mezheplerde olanlara belli bir inanç grubunun –velev ki çoğunluk inancı da olsa- dini anlayışını esas alan müfredatların dışına çıkılamıyor. İşte TÜSİAD bu hazırlığıyla gidişata müdahale etmekle tarihi bir sorumluluğu yerine getirmiştir. Özellikle belirtmem gerekir ki TÜSİAD’ın bu anayasa hazırlığı şimdiye kadar işlemiş olduğu bütün “günahlarına” kefaret olabilir değerdedir.

Eğer bir gün nesiller insanlığın nasıl vahşileştiğine ve nasıl vahşileşebileceğine, Ya da geçmişte yeryüzünde insan neslinin tarihindeki en acımasız caniliğine, Aynı toprakları paylaştığı halde ırkçılıktan dolayı nasıl insanlıktan okun yaydan fırladığı gibi fırladığına,

Asırlarca her yönüyle istismar edilen kadın aynı zamanda “erkek”in kadını olmak durumunda da bırakılmıştır. Fiziki/pazu gücü olarak avantajlı olan erkek, bu durumu hep lehine kullanmış, kadını kendisine uymaya “mecbur” etmiştir. Kadın da istisnalar dışında bu durumu yadırgamamış, yadırgayanlar da başarılı olamamışlardır.

Darbelerle bir türlü kendine gelemeyen ülkemiz en son 1997’nin buz gibi soğuk bir gecesinde yeniden darbeyle sarsıldı.

Bana bu yargıyı şikâyet edeceğim bir yer bulun, Bana 12 yaşında bir çocuğun “gönüllü fahişelik” yapacağına inanmayan bir mahkeme bulun, Bana insanlığını unutmamış bir mahkeme bulun,
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups