content

25 Mar

Özgürlük, Yasak ve Korku

Evrenin

sonsuz varoluşunda; galaksiler, yıldız kümeleri, kuyruklu yıldızlar, sistemler,güneş, gezegenler ve dünya var. İnsanoğlu belli süreli dünyada doğuyor, yaşıyor

ve ölüyor.

Doğmadan

önce nasıl bir boyutta ne olduğunu bilemediği gibi bedenen öldükten sonra da

başka bir formatta varolup olmadığını henüz bilemiyor.

İnsan yaşadığı

sonsuz evrenin dünya gezegeninde; sahip olduğu akıl ve beş duyuyla

kendini doğayı evreni anlamaya öğrenmeye bilmeye çabalamaktadır.

Geçmişten günümüze

değişmeyen merak etme gerçeği; bilimsel çalışmalarda düşünsel

çalışmalarda temel nokta olmuştur.

Dinler, felsefe,

fizik, kimya, biyoloji bilim alanları;, farklı cevaplar vermeye çalışmış ama

açık ve net bir tespit yapamamaktadır.

Dünyada sınırlı

süre yaşayan insan;

özgürlükle yasaklarla korkuyla yaşarken, mutlu olma-rahat etme-yaşadığını hissetme

konularında da aynı şekilde çaba içinde olmuştur.

Bunlar

içinde yine insanlar için dinler, felsefe, ideolojiler öneriler getirmiştir.

İnsanlar

bu kavramlar arasında gidip gelmekte bazen bocalamakta bazen ferahlamaktadır.

Ama

gelgitli bu arayışlar kesin net açık bir düşünce inanç ve yaşam ortamı

sağlayamamıştır.

Ben ve öteki

anlayışına dayalı dinler, ideolojiler; insanları kin, nefret, öfke akımına

sokmaktadır.

Benlik, ego,

sömürü, istismar;

yalan, talan, dolan anlayışı ile insanlığı tehdit etmeye devam etmektedir.

Akla

odaklananlar, beş duyuyu odak alanlar yanında, bunları yok sayıp binlerce yıl

öncesinin dini kitaplara ve o din temsilcisine odaklı düşünen ve yaşayanlar; ikilem

oluşturmaktadırlar.

Yaşadıkları dönemde

insanları düşünce ve yaşayışlarıyla aydınlatan insanlara; tapınma algısı,

peşinden gitme, sözlerini kutsal görme anlayışı tehlikeli bir şekilde sürüyor.

Evrenin sonsuz

gerçekliğinde dünyada yaşayan insanlar; hala gelişmiş-gelişmemiş, algılamış-algılamamış

insanların peşinde sürüklenip gidiyor.

İnsanların çoğu; yaşadığı çağın

düşünce-bilim-sanat gerçekliğinden habersizdir.  Tapındığı kişi, mal cinsellik veya şöhrette

mutluluk arayanlar kısa dünya hayatından zevk almadan ölüp meçhule gitmektedirler.

Aydınlatma

çabasında olanların sesi, etkisi rolü ise sınırlı kalmaktadır. Ancak yine de

insanlığın kendini bulması aydınlatma çabasında olanların mücadeleleri ile

olmuştur olacaktır.

İşte

Özgürlük haykırışı; bu nedenle, insanlık

tarihinin vazgeçilmez simgesi olmuştur.

Yasaklarla

insanın kendini bulması kendine gelmesi çabası engellenirken, korku verilmek

istenir.

Psikolojik varlık

olan insanın duygularıyla korku algısıyla oynayanlar; sindirme, susturma ve köleleştirme düzenini kurabilmektedirler.

İnsanın özgürlüğün ne olduğunu, yasakların ne anlama geldiğini, korkunun ne olduğunu

hissetmesi;

insanı insan olma gerçekliğine götürür.

Okumak ve

öğrenmek;

bilmenin anlamanın ve gereğine göre yaşamanın da temel çıkış noktasıdır.

Güneş; gezegeni

dünyayı ışıklarıyla aydınlatırken, insanların beslenmesi için bitkilerin

hayvanlarında yaşam ortamını sağlar.

İnsanlar; aydınlanmanın

ışıklarını varlığında hissettikçe, başta kendisi olmak üzere diğer insanları da

aydınlatabilir, doğayla barış içinde, huzur içinde, mutlu bir şekilde yaşar.

Günün Sözü; Aydınlanmış

insan diğer insanları da aydınlatmalıdır.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank