Rus Sevgili (I)

Dış kapının gözetleme merceğinden baktığında, apartmanın boşluğunda kimse görünmüyordu. Bir kez daha zile dokunduğunda, kapı büyük bir gürültü ile açıldı.

Dış kapının gözetleme merceğinden baktığında, apartmanın boşluğunda kimse görünmüyordu. Bir kez daha zile dokunduğunda, kapı büyük bir gürültü ile açıldı.

SAYILI günler, bugünden itibaren üç sayıya indi ve 2010’a güle güle demeye hazırlanıyoruz. İyi ya da kötü demekten çok şöyle diyelim..

Ağlama vaktimdir… Beni kendi hâlime bırakın… Kalbim, acı dolu…(Vallahi bu sâdece bir söz değildir! Kalbimin dediğini diyorum.)

BİR AVUÇ YÜREKLİ İNSAN VE ONLARI CESARETLENDİREN YENİ KAYMAKAM! Bu yazı aynı zamanda “Bilgiağı. net”te de yayınlanacağı için orada yayınlanan önceki yazımızın altını dolduran bir yazı olacaktır. Onun içinde benim açımdan önemlidir.

“Güzelin sinesinde göğüsleri plastik, bağlamanın tezenesi elinde plastik. Hangi yâre, neyle türkü yakacağız?” Yoksunuz.

Dilimizde ‘üşütme’ nin üç farklı anlamı var. Birincisi, delirmek, aklını yitirmek yani ‘kafayı üşütmek’ anlamına gelir ki, soğukla hiç ilgisi olmayan, hatta tam tersine aşırı sıcaklarda daha çok görülen bu durum psikiyatrinin ilgi alanına girer. İkincisi, soğukta kalma sonucu üşüme hissi ve titremeyi ifade eder.

Bakınız, Sn. Cumhurbaşkanımızın tayinlerine; maalesef, Kayserili’lik faktörünün ne kadar ağır bastığını görürsünüz. (ve de akrabalık ilişkileri)

Geçenlerde bir arkadaşımız Twitter’a ‘Ankara, bir babaya benziyor. Oysa İstanbul, ne söylenirse söylensin sonunda şefkatle saran bir anne gibi…’ diye yazmış.

‘Ben gönlümü eylerim, gerisi Allah kerim… Bir başkadır benim memleketim’ diyor Ayten Alpman unutulmaz şarkısında. Gerçekten de, taşına toprağına can feda memleketimizde her şey bir başka…

Düşünmek düştüğün yerin farkına varıp düşmeden önceki yerinin düşünü görmek demektir. Düştüğün yer burasıdır ve inan düşüş devam ediyor… Sen sadece Adem Babamızın cennetten buraya alçak ve deni olan bu yere yani dünyaya düştüğünü sanıyorsan yanılıyorsun.

Mümbit yürek tarlasını yıllarca ekip biçen usta bir bahçıvandır öğretmen… O ki tipide, boranda ve kışta elinden tutup selamet sahiline çıkarır körpe bedenleri.

‘İki dil uygulaması’ ve ardından ‘demokratik özerklik’ talepleri, hükümetin ‘kürt açılımı’ girişiminin artçı dalgasına benziyor. Bu taleplerin özellikle 12 Eylül referandumu sonrasında dile getirilmesi manidar.

İlk olarak 2006 yılında, Türk Edebiyat ve şiir dünyasına oldukça emek vermiş olan çok değerli bir grup edebiyatçı ve şiir üstatları, bir araya gelerek, edebiyatımızın artık bir yeniliğe ve

Su gibidir kadın bir yudumda; içildikçe susuzluğuna derman olan… Cennetin görünürdeki yüzüdür; baktıkça hayata anlam kazandıran… Ne güzel şey kadın olmak…

Hep karşı çıktım bu hükümete.. 8 yıllık icraatlarında birtek doğru görmediğimi söyleyip durdum hep!.. Açılımlar dediler!.. Kürt, Alevi, Roman, yetmedi, Ermeni… Açtılar da açtılar.

Her gün aynı işleri yapmak, aynı işe gitmek, aynı saatte uyanmak, aynı domates, peynir, ekmek ve zeytini yemek, aynı duraktan otobüse binmek, aynı durakta inmek,

Merhaba! Size kendimi tanıtayım önce… Adım, TAHTA! Nasıl yani? Diye sormayın işte…
2009 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi
Designed By Online Groups