yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

26 Ara

Adliyemizde Görülen Davalara Ergenekom Gibi,İsim, Sıfat Takılamaz

27 Mayıs’ dan sonra Yassı ada Mahkemesi davaları başlamıştı.Daha sonraki yıllarda

12 Mart’ ta, 12 Eylül’ de ihtilal yönetimlerinin ve iktidar hükümetlerinin kurduğu veya görevlendirilen mahkemelerde, ihtilal öncesi yaşanan olayların hesapları sorulmuştu.Mahkeme salonları, ya kapalı spor salonlarından yahut büyük konferans salonlarından olu

şturulmuş, içlerine üç yüz, beş yüz, bin dinleyici alınmış, sıra sıra, boy boy yabancı ve yerli

gazeteciler, radyo televizyon muhabirleri ve kameramanlar salonu doldurmuştu. Bu

mahkemeler en azından iki yıl, üç yıl, on yıl sürmüştü. Yılların hesapları, tomar tomar

dosyalar, yığınla klasörler, binleri aşkın raporlar, tanıklar, belgeler ve dosyalar dolmuştu.

Avrupa’ da da buna benzer davalar görüldü. Fransa’ da, İspanya’ da, Almanya’ da, İtalya’ da.

Yabancı memleketlerde davalar nasıl sonuçlanmıştı, nasıl kararlar alınmış, adalet nasıl

tahakkuk etmişti onlar hakkında fikir beyan etmek, görüşlerimizi açıklamak bizim bu

makalemizin konusu olmayacaktır.

Şimdi biz, ihtilallerden sonra kurulan mahkemelerin, onların, yüzlerin, binlerin yarg

ılandığı bu mahkemelerde görülen davaların, bir bir tahlillerine girmeyeceğiz ve görüşlerimizi

açıklamayacağız. Onlar için yazılacak doktora tezleri, doçentlik tezleri ve kitaplar bile az gelir.

Ama müşterek kanaat şudur ki, bu ihtilal mahkemelerinde görülen davalarda kimse o

mahkemelerin adaletine inanmamış, kendileri beraat dahi etse, o beraat kararına karşı saygı

duymamıştır. Her bir davada bir trajedi, her bir davada komedi, her bir davada çiğnenen usül,

hukuk ve bazıları da verilen kesin kararlara karşı herkes dudak bükmüş, ağır yorumlar getirmi

ş, “Adaletim bu mu adalet” demiş, “Bu kafaya böyle traş yapılır” der gibi, “İhtilalin

mahkemesinden böyle adalet çıkar” der gibi, uğranan zulümler, çiğnenen haklar ve

cezaevlerinden çıkan cesetler, işkenceler tarif edilmeyecek kadar hukuk dışı işlemlerle

insanlar güya yargılanmıştır.”

İnsanlarımız şimdi Ergenekon, Terör davası adı altında bir dava izlemektedir. Ama

bu davanın eski yıllarda devam eden ihtilal davaları karşısında kamuoyunun, medyanın ilgisi

azdır ve azalmıştır. Burada birazda bu hedeflenmektedir. Koca bir kapalı spor salonunda duru

şma yapmak yerine, bir sineme salonu büyüklüğündeki salonda, mahkeme sürdürülmektedir.

İstanbul’ un çeşitli semtlerinde salon yokmuş ve buralarda dava görülemezmiş gibi bu

dava Silivri’ ye alınmıştır. Gelmeyin, görmeyin, izlemeyin dercesine:Yargılananların veya

mağdurların yakınlarının yarısının bile davaya giremediklerini görmekteyiz, duymaktayız ve

okumaktayız. Davayla ilgilenmek isteyen basın mensuplarına rahatça girip çıkması sağlanmam

ıştır. Basın mensuplarına tek, çift günlerde duruşma takip etme izni verilmişti. Fotoğraf

çekmek, televizyon kameraları ile çekim yapmak, bunları tüm sinemalarında yay

ınlamak, basına servis yapmak tarihte kalmıştır. Fotoğrafçılık çok ileri aşamalara

girmesine rağmen, o makineler mahkeme salonlarına girememiştir. Panayır ressamlarının

kara kalem ile yaptıkları resimlere benzeyen duruşma salonunda yapılan bazı

enstantaneler kara kalemlerle yaparak basına servis yapılmak istenmişti. Sanki gözden

kaçırmayı hedefleyen bir tutum içinde, mahkeme salonları yaşanan hukuk içi ve hukuk dışı

olaylar kamuoyunun dikkatinden bir nevi kaçırılmıştı. Oysa basının da, mahkemelerin de

aleniyeti anayasal bir hükümdür ve bu veya şu gerekçeyle kaldırılamaz, sansür

edilemez, kapatılamaz.

Görülen davalara topluca Ergenekon Terör örgütü davaları denilmektedir.

Uzaktan yakından bu davaların Ergenekon ile bir ilişkisi ve ilgisi olsa bari. Ergenekon’ un

Türk tarihinde ayrı bir yeri vardır ve ayrı bir menkıbedir. Bacakları ve elleri raşitim hastalığ

ına tutulan ve öyle doğan çocuklara aslan kaplan isimlerinin verilmesine benzeyen bir

duruma benzetilmektedir. Türk tarihinde yeri olan Ergenekon nerede, bu dava nerede.

Rahmetli Muammer KARACA sağ olsaydı veya şu anda hasta olan büyük tiyatro ustası

Nejat UYGUR, sağlıklı olarak sahnelerde çalışır durumda bulunsaydı, Ergenekon davası

onların dilinde ve esprilerinde sahnelerde epey malzeme olarak kullanılırdı. Polisin başlang

ıçta bazı baskınlara koyduğu birçok isimlerden biri durumunda olan Ergenekon’ da baştan

almış olduğu isim, dava halinde sürdürülür duruma getirilmişti. Mahkemelerimiz davalar

ına öyle acayip isimler, olur olmaz takıştırmalar yaptırmamalı ve bunları hemen

önlemelidir. Davanın onuru, yargılananların onuru ve adliyenin onuru böyle eften

püften isimlerle ve yakıştırmalarla ziyan edilmemelidir. Zaten beş- on seneden beri polisin

koyduğu isimlerle bu davaların anılması yenidir. Dileriz önümüzdeki yıllarda böyle acayip

isimlerle davalar anılmaz ve ona izin ve meydan verilmez. Yassı ada davaları veya mahkemesi

adı, davanın Yassı adada görülmesinden kaynaklanmıştı.

Önce, ciddiyet konusunda atılacak bir adımla, bu davaya konulan Ergenekon

zevzekliğinin kaldırılmasıyla başlamalıdır.

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1


2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank